Deprecated: Function mysql_numrows() is deprecated in /home/sivildus/public_html/head_contente.php on line 51
Anasayfa  >   Yazar
Ahmet Pekiyi: Algı Terörü
İnsanlık suçu olan terörizm, insan haklarının, adaletin, kanunların, sevginin, duyarlılığın, dünya barışının, mal ve can güvenliğinin, sosyal/kişisel huzurun ayaklar altına alındığı/katledildiği, hayvani, şeytani, sadist bir ideolojidir
17 Ekim 2015 - 22:02:56
Algı Terörü -1-
İnsanlık suçu olan terörizm, insan haklarının, adaletin, kanunların, sevginin, duyarlılığın, dünya barışının, mal ve can güvenliğinin, sosyal/kişisel huzurun ayaklar altına alındığı/katledildiği, hayvani, şeytani, sadist bir ideolojidir. Terörizm, “İZM”ler arasındaki gayri meşru ilişkinin veya İZM’ler anaforunun meydana getirdiği bir Frankeştayn’dır. Terör insanlığın vicdanına vurulmuş bir neşter, ahlâki değerlere yönelik iğrenç, namussuz bir darbedir. İnsanlıktan istifa edenlerin yuvalandığı kamptır, terör kampı. İdeoloji çöplüğünün en berbat, en nahoş, en mülevves kokuları terörizm konteynırından gelmektedir. Haklı terör olayı veya terörist yoktur, bu açıdan terörizme teorik/pratik açıdan omuz veren her kişi müzmin bir ruh hastasıdır çünkü terörizm caniliğin doktrinidir. Haksızlığı ve zulmü ana ilke olarak belirlemiş olan bir doktrinin, haklı figürler/müntesipler yetiştirmesi beklenemez. Teröre her ne şekilde olursa olsun destek veren kişiler;  terörizm ve anarşiyle ilintilidir. Terörizme psiko-sosyal açıdan omuz vuranlar, medya yoluyla terörü güzellemeye yeltenenler, teröre karşı sessiz kalanlar, teröriste terörist diyemeyenler; terör hadiseleri neticesinde mağdur olan insanların mağduriyetinden sorumludur.

Bu nedenle eline silah almamış olsa bile birçok insanın;  psikolojik/fikri anlamda sübvanse ettikleri terör hadiseleri nedeniyle ellerinde masum kanı taşıdığını haykırmak, meşru/reel bir nidadır. Terörizmin propagandasını yapan ile militanlığını yapan arasında fark aramak gayri insani ve hukuki bir mülahazadır. Anarşizmin kuramını oluşturan zihinler de eylemlerini sergileyen katiller de aynı yolun yolcusudurlar ve istisnasız bir biçimde ademoğluna eziyet eden hissiz, akılsız, vahşi bir makineden farksızdırlar. İnsanoğlunu canavarlığa yaklaştıran bir ruh halidir terörizm. Teröristlerin insan olduğuna dair tek emare şekil benzerliğidir çünkü insan olan başka bir insanın/masum fertlerin hayatına kasıtlı/bilinçli/illegal bir biçimde sebebiyet veremez. Hukuksuzca bir insanı öldüren şahıs, tüm insanlığı öldürmüş gibidir. Bir insana terör yöntemleriyle muamele eden kişi, tüm insanlığa anarşistçe muamele etme alçaklığını göstermiştir.

Terörizmden, terörden ve teröristten mağdur olmayan ülke bulunmaz. 21. yüzyılın en ciddi/en tehlikeli bireysel, sosyolojik, psikolojik, dini, siyasi, ekonomik, kültürel sorunu terördür. Hiçbir ilahi dinin temel ilkeleri terörü tasvip etmezken, can/mal emniyetine tecavüzü makul görmezken maalesef kimi gruplar/kişiler; din adına, sekülerleşmiş öğretiler uğruna, dini isimler adı altında, muharref inançlar etrafında anarşizm faaliyetleri uygulayabilmektedir. Anarşizm ve terörizm; lahuti dinleri ve bu dinlerin müminlerini;  korkunç/hain/ahlâksız emellerine alet edebilmektedir. Terörizm tam manasıyla bir istismar mefkuresidir ve çocuk, insan, din, ahlâk, kadın… demeden tüm değerleri istismar etme potansiyeline haizdir.  Günümüzde dini isimlerle örgütlenmiş olan terör örgütlerinin ve teröristlerin ne denli aşağılık bir yapılanma olduğunu anlamak için başka bir örneğe gerek yoktur sanırım. Yeryüzünde bozgunculuğu ve fesadı kesin bir şekilde yasaklamış olan Allah’ın adını kullanarak kan dökenlerin, hukuksuzluk yapanların, mazlum/suçsuz canlara kıyanların “Belhüm Adal” sınıfında yer aldığı aşikârdır. İlahi dinleri, terör örgütlerinin ve eylemlerinin dayanağı haline getirmeye çalışmak, yalancılığın ve sahtekârlığın zirvesidir çünkü ilahi vizyonun hiçbir misyonu/hedefi teröre cevaz vermez ve bozgunculuğun her versiyonunu mutlak surette yasaklar.  Bu vesileyle ilahi dinleri ve son ilahi din olan İslam’ı terörize eylemlerin aracı haline getirmek isteyenlerin, Sünnetullaha ve ilahi buyruklara muhalif hareket ettiğini güçlü bir şekilde ifade etmek, yerinde olacaktır.

Terörizm, dini duyguların/hislerin fütursuzca, ilahi emirlere tezat teşkil edecek nitelikte kullanıldığı bir İdeolojik aberasyondur. Dini isimlerle terör faaliyetleri gerçekleştiren tüm örgütleri ve şahısları lanetlemek, ilahi dinlere ve kıyamete değin son ilahi din olacak İslam dinine gönül verenlerin, ehli vicdan insanların, aklıselim fertlerin boynunun borcudur.

Terör belası tüm dünya ülkeleri için kara bir kâbustur. Terör eylemlerini bir hak arama, kâr elde etme, nüfuz sahibi olma, iktidara ulaşma yöntemi olarak değerlendiren süfli zihniyet, her türlü anarşizmin/terörün dayanak noktasıdır. Terörün ontolojik mesnedi bu zihniyettir ve terörü besleyen ideolojik etkenler ortadan kaldırılmadan dünyamızı/ülkelerimizi anarşizmin bubi tuzaklarından kurtarmayı hayal etmek beyhude bir bekleyiştir. Terörizmin desise üreten/uygulayan mantığını/inancını kurutmadan teröre engel olmaya çalışmak, bataklığı kurutmadan sineklerin tükenmesini beklemektir. Hedefi, yöntemi, aygıtları, finansmanı, üye kaynağı net olmayan bir bataklıktır terörizm. Terörün net olan tek özelliği amacıdır.

Ölüm, korku, kaos, kâr… Nerede, ne zaman, hangi libasla karşımıza çıkacağından hiçbir şekilde emin olamadığımız kan kokulu bir karanlıktır, terör. Günümüz teknolojisiyle, yeryüzüne düşecek bir göktaşının ne zaman düşeceğini ışık yılı ölçümleriyle tespit edip bu taşın meydana getirebileceği risk hesaplanabilirken, kimi terör hadiseleri karşısında acizlik yaşanabilmektedir. Bu saikle terörün meydana getirebileceği yıkımı ve faciayı kestirebilmek zordur. Terörün ahlakı, dini, vicdanı, insanlığı bulunmamaktadır, bundan dolayı terörden nemalananlar her teşebbüslerini kamufle etme mecburiyeti hissederek, büyük bir gizlilik içinde yaparlar. Kamufle olma kaygısı, yaptıkları kan emiciliğin/nekrofilliğin, insanlıkta/kanunda/ahlâkta makbul bir yerinin olmadığının kanıtıdır. Hiçbir hayırlı mücadele üst düzey gizlilik koşuluyla yürütülmez. Terör eylemlerinin gizliliği hayırsızlığın/şeytaniliğin nişanıdır. Bu anlamda terör, küresel bir insanlık krizi ve ahlâksızlık doktrininin sistematik halidir.

Bulanık sulardan, kirli havadan, korku kültüründen, hayâsızlıktan nemalanan terörizm, Global Bir Vahşet Şirketidir aslında. Dünyanın çeşitli bölgelerinde sivil insanlara kıyan, öldürmeyi bir endüstriyel fiil olarak değerlendiren, evrensel değerlere meydan okuyan her terör örgütü bu şirketin parçasıdır. Silah/insan ticaretinin, uyuşturucu trafiğinin, zor alımların, mütecavizliğin her türlüsünü mubah sayan terörizm, küresel acenteleri olan bir uluslararası suç şebekesidir. Bu bağlamda tüm terör grupları arasında organik ve ideolojik bir angajman olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz çünkü terörizm yeryüzünde kurulmuş olan kanunsuz/korsan bir aile şirketidir. Terör Ailesinin dünyanın her yöresinde/karesinde üyeleri bulunmaktadır. Bugün yüzleşmek durumunda kaldığımız, acımıza acı katan, coğrafyamızda kara günler yaşamamıza sebep olan, dünyanın istikbaline ait resmi kanla boyayan terör örgütleri, önceki kuşaklarda yaşamış olan terör örgütlerinin torunları ve mirasçılarıdır.

Bu nedenle, Terör Kabilesinin kümelerinin birbirine yaklaşması, birbirine el uzatması, birbirine kaynak aktarımı yapması şaşılacak bir hal değildir. PKK, PYD, DEAŞ, El-Kaide, El-Nusra… gibi terör örgütlerinin kısa veya uzun paslaşmalar yaparak terör sinerjisi yaratmaları, aynı kabilenin kümeleri olmalarından kaynaklanmaktadır. İyilik kervanının kafileleri arasında nasıl bir etkileşim ağı varsa Kötülük Kervanının kafileleri arasında da benzer bir ağın mevcudiyeti inkâr edilemez. Ezcümle, vahşetin, caniliğin; çağımız literatüründeki karşılığı olan terörizm; kandan, korkudan, şiddetten, kaostan, krizden, kahpelikten, kalleşlikten beslenen adi, gayri insani, hayvani, asimetrik bir fikir/eylem/grup/figür zinciridir.  Terör örgütleri arasında kimliksel bakımdan varyasyon olduğunu düşünmek hatalı bir bakış açısıdır. Terör terördür, terörizmden beslenen her kişi açık veya gizli, melun bir terör unsurudur.  Terörün her versiyonunu kınamak, insanlığı ilke edinen bireylerin asli görevlerindendir. Terörü hak arama yöntemi olarak değerlendirmek ve kullanmak da maskeli bir terör eylemidir.

Terörizme destek olmak sadece ve sadece eline silah alıp kör kurşunlar sıkmak, üstüne bombalar bağlayıp pim çekerek masum insanlara kıymak değildir.  Teröre ve teröriste moral sağlamak, terörü aklamaya çalışmak, ben sırtımı terör örgütüne dayadım demek, meşru iktidarın düşmesi için terör örgütünden destek talep etmek, terörü medya gücüyle pohpohlamak/yönlendirmek, benim(!) teröristim terör uygulamıyor demek;  terör örgütlerine psikolojik payanda olmaktır. Terör örgütlerine psiko-sosyal açıdan yardım etmek, motivasyon aşılamak; terörün enstrümanı olarak rol almaktır. Terörün Örgütsel Şemasında, vazifesi  icabı dağda/şehirde kurşun sıkanlarla, görev icabı kalem oynatarak zihin zehirleyenler eşittir. Terör için kan damlatanla terör için mürekkep damlatan ve terör için tetiğe basanla terör için bilgisayar tuşlarına basan kişiler terör militanıdır. Bu iki grup arasındaki tek fark cürüm farkıdır. Eli silah tutanların, mayınlı tuzaklama yapanların, kamu düzeninin sağlanmasından mesul olan devletin güvenlik görevlisini şehit edenlerin, sivil insanları katledenlerin, canlı bomba olarak eylemde bulunanların cürümü, teröre zihni/psikolojik destek sağlayanların günahından daha somut ve büyüktür fakat mezkur fiilleri icra edenlerin; etiğin/hukukun/insanlığın/kimliğin özü açısından bir alameti farikası olamaz.

Terörün sosyolojik, psikolojik, ekonomik, dini, siyasi, kültürel, etkenleri/bileşenleri arasındaki kimliksel kan bağını kabul etmeyen bir kişi, evrensel hukuku, insanlığı, uluslar arası diplomasiyi, hakikati nakıs yorumlar ve bu yorumun sahadaki tesiri, terör canavarının damarlarına taze kan pompalamak olarak ortaya çıkar. Bu nedenle mürekkep damlatmanın, siyaset yapmanın ağır bir vebal olduğunun şuuruyla hareket edilmesinde fayda bulunmaktadır. Söylediğim sözler/icraatlerim, terör değirmeninin çarkına su taşır mı endişesiyle hareket eden bir şuura sahip olunmalıdır. Siyaseti, eğitimi, kamu kurumlarını, hukuk müesseselerini, STK’ları değişik yol ve metotlarla teröre alet edenlerin, eylemsel terör uygulayanlarla aynı perspektife hizmet ettikleri unutulmamalıdır.  Terörün fikrini işleyenler, teröre insan kaynağı sağlayanlar, terörü psikolojik açıdan canlı tutmayı gaye edinenler terör örgütünün kripto üyeleridir.

Tüm dünyanın hemfikir olduğu müşterek bir terörizm, terör veya terörist tanımı maalesef mevcut değildir. Belki de küresel dünyanın terörizme galip gelemeyişinin en önemli sebebi, bu karmaşık tanımlama ve tavır sıkıntısıdır. Ülkeler, aydınlar, müellifler terörizm ve parametreleri noktasında daha duru ve net bir zihne/tutuma sahip olsalardı, terör insanlığın başına bu denli musallat olamazdı. Küresel dünyada terör örgütlerine destek veren devletlerin olduğu hepimizin malumudur. 2015 Eylül’ünde, ABD’li eski bir yetkilinin DEAŞ’a karşı El-Kaide bağlantılı El-Nusra’nın kullanılabileceği önerisi, terör örgütlerine karşı devletlerin nasıl yaklaştığı konusunu görmemiz açısından önemlidir. Kimi devletler adeta iyi terör kötü terör, iyi terörist kötü terörist ayrımında bulunmaktadırlar. Dünya devletleri üzülerek ifade etmeliyiz ki terör örgütleri arasında iltimas yapmakta ve terörizm dünya devletlerinin bu gayri ahlâki/hukuki duruşundan ötürü kazanç sağlamaktadır. İkircikli devlet tutumu terör örgütleri için yaşam koridoru/havzası oluşturmaktadır.
DEAŞ da bu ikircikli tavrın yarattığı yaşam koridorunda varlığını sürdüren bir terör örgütü olarak karşımıza çıkmıştır. Ayrıca ABD’nin; PKK’nın Suriye kolu olan PYD’ye silah ve mühimmat desteği yaptığının PYD’nin eş başkanı tarafından açıklanması, terör konusunda ABD’nin ikiyüzlü tavrına tüm dünyanın aleni bir şekilde şahit olmasına vesile olmuştur. ABD’nin sözde terör listelerinin ve terör raporlarının bu tutumdan sonra hiçbir ehemmiyeti olamaz. Birleşik Devletlerce, her platformda müttefik diye deklare edilen Türkiye tarafından terör örgütü olarak kabul edilen bir yapıya ABD tarafından silah yardımı yapılması dünya üzerindeki terörizm/terör/terörist karmaşasının en bariz örneklerindendir. Terörizme karşı akıl tutulması yaşayan devletlerin sayısı oldukça kabarıktır. Rusya’nın Suriye’deki devlet terörünü desteklemesi, batılı ülkelerin Mısır’daki Cunta Terörüne finansal/psikolojik destek sağlaması, barbarlığın devlet modeli olan İsrail’in birçok batı ülkesi tarafından korunması; dünya üzerinde yaşanan a-standart terör tanımı sıkıntısının mücessem misalleridir. Global dünyada sürdürülebilir bir huzurun hakim olması, terörizme  ve terör olaylarına karşı ortak bir tavır almayı zorunlu kılmaktadır.  Birleşmiş Milletlere bağlı olan 195 devletin terörizme karşı müşterek bir üslup içinde olması gerekmektedir. Türkiye’de, Ortadoğu’da, Asya’da, Avustralya’da… meydana gelen bir terör olayı, Avrupa’da ve ABD’de vuku bulan terör olaylarından daha küçük bir öneme sahip olamaz. Fransa’da meydana gelen bir terör vakası nedeniyle bir araya gelen dünya liderleri; Somali’de, Doğu Türkistan’da, Monako’da, Nijerya’da, Cibuti’de, Çad’da, Japonya’da, Türkiye’de… vuku bulan bir terör hadisesi nedeniyle de bir araya gelerek teröre karşı milyonlarca nefesi tek sese dönüştürebildiklerinde terörsüz bir Yeni Dünya’nın muştusunu alabiliriz. 

Günümüzdeki ikircikli devlet tavrıyla terörizmin ve terörün sonlanması namümkündür. Ayrıca dünya devletleri ve terör destekçileri unutmamalıdır ki terörü besleyen hiçbir irade terör vakalarının ve terörizmin sonuçlarından kendini koruyamaz. Gün gelir besledikleri terör kendi bedenlerine silah olarak doğrulur.  Yukarıda da ifade ettiğim gibi terör kabilesi tüm dünyaya ailelerini yaymış bir şebekedir.  Gelecek nesillere barış dolu bir dünya bırakmanın yolu öncelikle, terörü nükleer, biyolojik, konvansiyonel, psikolojik terör ve devlet terörü olarak standart bir şekilde tanımlamaktır. Şüphesiz ki tanımlanmış bir tehdide karşı cihanşümul bir kurtuluş stratejisi geliştirmek daha kolay olacaktır. Terörizm konusundaki algı kirliliğini ve algı terörünü ortadan kaldırmadan terörü sonlandırmak imkânsızdır. Bir sonraki yazımda Algı Terörünün yerel boyutunu kaleme alacağım. Barış dolu bir dünya hayaliyle tüm dünyada meydana gelen  terör olaylarını kınıyorum.


 
YORUM BIRAKIN
YORUMLAR  ( 0 Yorum )
Habere hiç yorum yapılmamış
BENZER HABERLER
Genel Yayın Yön. Semra Polat Yazdı: Bu Bahar, Barışa Gebe
AK Parti Hükumetinin hazırladığı, muhalefet partilerinin günlerdir karşı çıktığı, oturma eylemi gerçekleştirerek ve yüzlerini maskeli örgüt grupları gibi kapatarak tavır aldıkları İç Güvenlik reformu tüm Türkiye’yi ilgilendiren önemli bir pakettir. Hatırlayacağınız üzere birkaç yıl önce İstanbul’da bir otobüse Molotof atılması sonucu genç bir kardeşimiz feci halde yanarak can vermişti. Bu acı hadisenin bir daha gerçekleşmesini hiç kimse istemiyor.
Mehmet Memdoğlu: Hangi Demirtaş?
HDP ve geldiği gelenekteki tüm partiler, yıllarca Kürtler adına siyaset yaptıklarını iddia etmelerine rağmen, kendi iradelerini PKK ve Kandil’e teslim ederek, Türkiye’yi tehdit eden bu yapıdan ve silahtan medet umdular. Hatta HDP daha da ileri giderek, değiştiğini, Türkiyelileştiğini (!) ve Türkiye partisi olduğu söyledi. Ne yazık ki bunların hepsi söylemde kaldı.
Güldalı Coşkun: Kutuplaşmak
İçinde bulunduğumuz dönemde, sıkça şikayet edilen bir diğer konu da “kutuplaştırıldık” konusu. Bu da öyle sanıldığı gibi eğitimsiz kitlenin fikri değil. Tam tersine, yine akademik çevreden tutun, bir çok meslek grubuna kadar bunu duyabilirsiniz.
Kapitalizmi ortadan kaldırmalıyız!
Ali Koç kapitalizmin gerçek bir sorun olduğunu ve eşitsizliklerin giderilmesi için kapitalizmden kurtulmak gerektiğini söylemiş. Medyada birçok yazar bu sözlere sahip çıktı ve kapitalizmden niye kurtulmak gerektiğini kendince ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Açık Mektup
Adı, Harun Polat; henüz 16 yaşında; lise üçüncü sınıf öğrencisi; Ağrılı. Babası memur, annesi ev hanımı. Dört çocuklu bir ailenin tek erkek evladı...
Atilla Yayla:Ak Parti'nin LD açısından başarı ve hataları
AK Parti kurmayları büyük bir ihtimâlle 2002 seçimlerinde tek başına iktidara gelmeyi beklemiyorlardı. Birdenbire kendilerini problemlerle dolu bir ülkeyi idare etme konumunda buldular.
AVUSTURYA'DAN SIĞINMACILARA ASKERİ SET
KERRUBİ AÇLIK GREVİNE BAŞLADI
ABD'DEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
BM GENEL SEKRETERİ'NDEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
İNGİLİZ BAKANDAN 'TÜRKİYE' AÇIKLAMASI
TİLLERSON'DAN KİM JONG UN AÇIKLAMASI
VENEZUELA HALKI ABD'NİN 'ASKERİ MÜDAHALE' İMASINA TEPKİ GÖSTERDİ
TRUMP'TAN IRKÇILIK AÇIKLAMASI
İSRAİLLİ DERNEKTEN AL JAZEERA'NIN KAPATILMASINA TEPKİ
ÇİN'DEN BMGK'NIN YENİ KUZEY KORE KARARINA TEPKİ
DUTERTE: İNSAN HAKLARI MI? CANI CEHENNEME!
MISIR'DA BOMBALI SALDIRI
EN ÇOK OKUNANLAR