Anasayfa  >   Yazar
Ahmet Pekiyi: Algı terörü 2
Global dünyada terörün bin bir versiyonuyla karşılaşıyoruz. Biyolojik, kimyasal, nükleer, konvansiyonel, siber, siyasi terör bu terör başlıklarından bazıları olarak isimlendiriliyor.
19 Ekim 2015 - 22:38:46
Global dünyada terörün bin bir versiyonuyla karşılaşıyoruz. Biyolojik, kimyasal, nükleer, konvansiyonel, siber, siyasi terör bu terör başlıklarından bazıları olarak isimlendiriliyor. Devlet Terörünü de bu terör başlıklarını listelerken özellikle vurgulamak icap ediyor, zira dünyanın kimi ülkelerinde sivil insanlara karşı uygulanan şiddeti/silahlı bastırmayı başka türlü tanımlamak mümkün görünmüyor. Elinde hiçbir silah unsuru olamayan vatandaşlara karşı bazı devletler silah doğrultuyor. Örneğin, Suriye/İsrail rejimlerinin ve Mısır Cuntasının sivil insanlara karşı uyguladığı silah politikasını kamu hukuku ve evrensel hukuk asla tasvip etmiyor. Terör kâh bir örgüt stratejisi kâh bir devlet stratejisi  şeklinde temayüz edebiliyor.  Masum insanların hayatlarına/hayallerine mütecaviz bir girişim niteliği taşıyan terörün alçak ve kahpe yüzü, her terör hadisesiyle adice sırıtıyor. Terörizm ve terör, çocukluklardan ergenlere, yetişkinlerden yaşlılara kadar tüm insanların mağdur olmasına sebep oluyor. Kan, kin ve kaosu mazot olarak kullanan terörizmin, ırkı, kimliği, cinsiyeti, ahlâkı, dini bulunmuyor. Dünyanın her ülkesinde/bölgesinde terörizmin vahşet naraları ademoğlunun kulaklarını tırmalıyor, uykularını bölüyor, dikkatlerini dağıtıyor.
 Kuşkusuz ki, dünya barışının ve sosyal adaletin en büyük rizikolarından biri terör virüsü. Terör vakaları neticesinde yüzlerce insan yaşamını noktalıyor, yüzlerce insan engelli olarak yaşamına devam ediyor, binlerce insan ise terör eylemlerinde kaybettikleri yakınlarının acılarıyla/hatıralarıyla hayat serüvenine eksik bir bilinç ve hissiyatla devam ediyor. Militanlarını vicdansız bir giyotine dönüştüren terörizm, nefes alıp veren ama yaşamayan insanlar doğuruyor.  Ölüm kusan teröristler, iğrenç emellerine ulaşabilmek için ömür öğütme çarkı gibi çalışıyor. Korku/şiddet/anarşizm yoluyla toplumu baskı altında tutmayı, iktidarları ve insanları sindirmeyi amaçlayan terörizm, dünyanın müzmin bir problematiği olarak varlığını koruyor. Teknolojinin ve silah sektörünün gelişmesiyle beraber anarşizm sorunu daha derin ve korkunç bir hal alıyor. Acımasızlıktan, nekrofilist bir hipnozdan beslenen terör canavarı; dünyamızı, ülkelerimizi, insanlarımızı tehdit etmekten vazgeçmiyor. Maalesef terör, üç günlük dünyanın süfli amaçlarına ulaşmak niyetiyle hâlâ bir araç olarak kullanılıyor, çoğunlukla da amaçsallaştırılıyor. Ticari, siyasi, etnik, sosyal kazanımlar elde etme hedefine odaklanan hizipler, her geçen gün yeni isimlerle Terör Şebekeleri oluşturuyor. İşin ilginç tarafı birçok terör olayına ve teröriste yönelik devletlerce/milletlerce/insanlarca fraksiyonel tepkiler veriliyor. Devletler/insanlar terör hadiselerine ve anarşistlere iltimas tanıyor.  Terörizm, küresel dünyanın içine düştüğü bu fraksiyonel çukurdan cesaret topluyor ve daha büyük yıkımlara yelteniyor. Maatteessüf, teröre terör diyememe hastalığı uluslar arası terörizmin cesaret dopingi şeklinde tezahür ediyor.
                Terörizm ve terörün sadist, faşist, nekrofilist bir ruhun ideolojisi olduğunu daha önceki yazımda vurgulamış ve terörizmi, İZM’ler helezonunun Frankeştayn’ı olarak betimlemiştim. Terör bu manada kendi kendinin de celladı olan bir sistemdir çünkü terörü uygulayan ve besleyenlerin sıktıkları kurşunlar er ya da geç kendilerine dönmektedir. Bu nedenle terör öncelikle terörü uygulayanların hayatlarına mal olan akılsızca bir eylem saçmalığı olarak değerlendirilebilir. Belki de dünya genelinde ölüm yaşı ortalaması en düşük kitle, terörizme adanan uyuşturulmuş/kandırılmış kitledir. Terörü amaçsallaştıran teröristler; kendi canlarını, kanseverler/menfaatperestler uğruna araçsallaştırdıklarının farkında olmasalar da gerçek bu. Terörizmin lejyonları, Uluslararası Terör Lobisinin yerel esirleri olarak tam manasıyla bir köle hayatı sürdürüyorlar.  Terör müptelası olan militanlar, Terörizm Baronlarının  uşakları olarak yaşayıp son nefeslerini insanlığın lanetlediği varlıklar olarak vermekten utanmıyorlar. Beyhude/bilinçsiz argümanlarla/safsatalarla robotlaştırıldıklarından bihaber olarak ölmeyi ve öldürmeyi meslek ediniyorlar. Tek seferlik kullanım hakkı olan ömürlerini nahoş, hukuksuz, pespaye bir amaç doğrultusunda çılgınca/alçakça tüketiyorlar.  Global Terör Şirketinin ölüm makinistleri gibi şuursuzca çalışıyorlar. İnsanın en kutsal haklarından olan yaşama hakkına fütursuzca tecavüz ederek insanlıktan çıkıyorlar.
Terör militanları tüm bu gayri insanı fiilleri sergilerken yalnızca Uluslar arası Terör Şirketinin patronlarından ve öldürme hobisinden ilham almıyor elbette.  2006 yılında Birleşmiş Milletlere bağlı devletlerce Terörle Mücadele Stratejisi benimsenmiş/kabul edilmiş olmasına rağmen birçok ülke hâlâ global dünyanın farklı ülkelerinde terör faaliyetleri gerçekleştiren terör örgütlerine finansal ve lojistik destek sağlıyor. Üst Akıl ve asistanları istiyor ki sadece kendilerine yönelen tehdit unsurları terör etkenleri olarak algılansın ve uluslar arası terör listelerine kaydedilsin. Terör örgütleri bazı ülkelerin ve kripto teşkilatların pozitif ayrımcılığından istifade ediyor. A ülkesinin terör örgütü olarak tanımladığı bir grubu, B ülkesi özgürlük savaşçısı olarak niteliyor. C ülkesinin terör operasyonu gerçekleştirdiği illegal güçlere, D ülkesi kol kanat geriyor. Birleşmiş Milletlerin uluslararası teröre karşı benimsemiş olduğu Mücadele Stratejisi birçok misalde gözlenebileceği üzere havada kalıyor. Gerçi Birleşmiş Milletlerin bizzat kendisinin formalite/göz boyayan/adaletsiz bir uluslararası müessese olduğundan birçok mütefekkir/dünya ülkesi/lider şüphe duyuyor. Buradan da anlaşılacağı gibi Dünya Devletleri  ve global kuruluşlar terör konusunda yoğun  bir akıl tutulması yaşıyor. Hatta ve hatta bazı ülkeler, terör örgütlerini kendi siyasi planlarının maşası olarak, arzu ettikleri bölgelerde var ediyor. Ortaya çıkardıkları terör unsurlarının gün gelip tüm insanlığı, dünyayı ve kendilerini tehdit edeceğini hiç hesaba katmadan kirli oyunlar tezgâhlıyorlar. Ölüm makinesi göreviyle vazifelendirdikleri militanların, insan olarak yaşamlarını noktalayamayışlarından ötürü hayâ duymuyorlar. Bu bilmem kaçırcıklı tutumun dünyadaki tüm terör vakalarının/örgütlerinin temel yaşam damarı olduğunu bilseler de gayri insani/hukuki yöntemlerine son vermiyorlar. Nihai olarak binlerce insanı terör olayları neticesinde kaybediyoruz ve insanlığın künhü, insanların meydana getirdiği vahşet çağı nedeniyle utanç duyuyor. İnsanlık insanlardan tiksiniyor. Metaforik olarak şeytan, artık evrende fitne/fesat için bana gerek kalmadı, diyerek  insanlar arasındaki kavgaları, nefreti, kan dökme sahnelerini çekildiği köşeden izliyor ve kahkahalar atıyor. Birleşmiş Milletler ve dünya devletleri, bağımsız komisyonlar/kurullar maharetiyle neyin terör neyin özgürlük arayışı olduğunu belirlemekte dahi acziyet yaşıyor. Aslında tüm dünyayı çepeçevre kuşatmış olan bir ALGI TERÖRÜ rüzgârı esiyor. Bu algı terörü tüm terör örgütlerine ve destekçilerine sınırsız bir anarşizm kredisi sağlıyor. ALGI TERÖRܒnün global ve yerel fırtınaları dinmeden terörizmin membaı olan bataklığın kuruması zor görünüyor. İnsanlık, adalet, iyilik, barış, ahlâk, hukuk ekseninde küresel standartlara ulaşılmadan insanlığın terörle imtihanının nihayete ermesi beklenmiyor.
Küresel Dünyada yaşanan bu ALGI TERÖRÜ maalesef öz yurdumuzda, Anadolu Coğrafyasında da  kendini gösteriyor. Terörü bir hak arama ve kazanç elde etme yöntemi olarak içselleştiren örgütler/mihraklar, terör eylemleriyle Türkiye’yi dizginlemeye çalışırken,  terörün beşinci kolu rolünü üstlenen birçok unsur göze çarpıyor. Propaganda, casusluk faaliyetleri ile Türkiye’deki terör eylemleri azdırılmaya çalışılıyor. Devletimizin güvenlik görevlileri ve sivil vatandaşlarımız terör olaylarında şehit düşmeye devam ediyor. Elifler, Fıratlar, Şehmuzlar, Osmanlar, Abdullahlar, Yasinler kör kurşunların hedefi olarak hayatlarını noktalıyor. Katil Ruhlular kana, kavgaya, kalleşliğe doymuyor.  Ayrılıkçı ve anarşist söylemlerle terör örgütlerine psikolojik destek veriliyor. Kürt vatandaşlarımızın geçmişte maruz kaldığı sindirme, asimile etme politikaları teröre malzeme yapılıyor. 2015 Türkiye’sinde emaresi dahi bulunmayan etnik sancılar terör faaliyetlerinin dinamosu olarak kullanılmak isteniyor. Şer odaklar etnik yaraların üzerini bilinçli bir şekilde tırmalıyor. Şiddetten, kandan, nefretten, kavgadan beslenenler; milletimizin kardeşliğini, huzurunu, birliğini bozma planları yapıyor. Hiçbir zaman hak arama yöntemi olarak kullanılmaması gereken terörize faaliyetler,  bazı ifritsi güçlerin emellerine hizmet ettiği için hâlâ metot olarak kullanılıyor. Ontolojik açıdan haksızlığı ve hukuksuzluğu prensip edinmiş olan terör; haklı, halis, hümanist bir eylemler halkası olarak lanse edilmek isteniyor. Terör hadiseleri ve teröristler arasında ayrımcılık yapan bu zihniyeti kınamak gerekiyor.
Biz sırtımızı terör örgütüne yasladık, PKK’nın uyguladığı strateji bir terör değildir, PKK bir terör örgütü değil silahlı bir siyasi örgüttür, halkımız silahlanarak kendi güvenliğini sağlamak zorundadır, PKK sizi tükürüğü ile boğar, Türkiye’de bir iç savaş yaşıyoruz diyenler Türkiye’deki terör vakalarını pervasızca aklamaya/güzellemeye çalışarak elini kolunu sallaya sallaya dolanmayı umuyor. Demokrasinin namusu olan sandıklar doğu illerimizde PKK Darbesine maruz kalıyor. Vatandaş oy kullanırken ve siyasi görüşünü savunurken acaba hayatıma kast edilir mi endişesi duyuyor. Billboardlar vatandaşın uykularını kaçıracak kan mesajlarıyla donatılıyor. Siyasi bir yapının kimi vekilleri ve belediye başkanları terör örgütü üyelerine lojistiktik/psikolojik destek sağlıyor. Aynı siyasi organizasyonun belediye araçları kullanılarak devletin çalışmaları sabote ediliyor, güvenlik görevlileri için tuzaklar kuruluyor. Devletin doğu illerindeki tüm yatırımları engellenmek isteniyor, iş makineleri yakılıyor. Askerimizin/polisimizin kamu güvenliğini sağlayamaması için kumpaslar kuruluyor, mayın düzenekleri oluşturuluyor. Mağduriyet algısı oluşturmak için bir siyasi partinin sosyo-politik etkinliklerine yönelik bombalı eylemler gerçekleştiriliyor. Türkiye tarihinde ilk defa inşa edilen barajlar, teröre gerekçe sayılarak askeri baraj diye adlandırılıyor. Milletimizin, korkunç tahriklerle/taktiklerle pes ettirilmesi umuluyor. Türkiye’nin kutlu yürüyüşü, tarihin öznesi bir devlet haline dönüşmesi engellenmek isteniyor. Milli mücadeleyi omuz omuza veren insanlar birbirine düşman edilmeye çalışılıyor. Siyonizmin, Üst Akılın, Emperyalizmin kriz geçiren bedenine kalp masajı uygulanarak, ab-hayat ikram ediliyor. Hürriyetini, asaletini, istiklalini kazanmak isteyen Türkiye’ye prangalar vuruluyor.
Dağda/mağaralarda militanlık yapanları, eli kalem tutanlar ve siyaset kisvesi altında kamufle olanlar şefkatle okşuyor. Medya üzerinden aleni bir şekilde terör propagandası ve goygoyculuğu yapılıyor. Demokrasiyi ve milli iradeyi sindiremeyenler milleti hizaya getirmenin envai çeşit yöntemini arıyor. Gezi olaylarına PKK’nın destek vermemesi, geçmişte cumhuriyet savcılığı yapmış bir kişiyi üzüyor. PKK bir darbe enstrümanı olarak değerlendiriliyor. Daha büyük Gezi Kalkışmalarına ihtiyaç olduğu naraları atılıyor. Terör örgütü üyelerinin cesetlerine sözde şehitlik payeleri verilerek Terör Barbarlığı kutsanıyor. Teröre hukuki bir faaliyet, özgürlükçü bir hareket çerçevesi çiziliyor. NATO türünden küresel güçler mandacı bir paradigmayla adeta ülkemizi işgal etmeye davet ediliyor. Ülkemizin son 35 yıldır mücadele verdiği terör örgütü sanki yeni ortaya çıkmış gibi bir algı oluşturulmaya çalışılarak milletin teveccüh ettiği bir siyasi parti karalanmaya çalışılıyor. PKK, TSK’ya mesaj göndererek bizim işimiz sizle değil Ak Parti kadrosuyla şeklinde gül görünümlü mızraklar uzatıyor. Bunlar seçimle iş başına gelir ama seçimle iş başından ayrılmaz denilerek darbe imaları yapılıyor. Seçimle işbaşına gelenler hakkında sosyal medya kanalıyla darağacı/idam sloganları atılıyor. Demokratik teamüller ekseninde iş başına gelen bir cumhurbaşkanı kirli bir iftira/itibarsızlaştırma kampanyasına tabi tutuluyor. 2.5 milyon mülteciye mesken olup onlar için 7.5 milyar dolar harcama yaparak tüm dünyanın takdirini kazanan Türkiye, mankurtlaşmış zihinler tarafından Terörist Ülke diye etiketleniyor. DEAŞ’ı en önce terör örgütleri listesine alan ülkemiz DEAŞ’la bağlantılı gösterilmek isteniyor. Ülkemizde meydana gelen terör olaylarından haince, hiçbir belgeye/bilgiye dayanmadan devlet ve devletin kurumları sorumlu tutuluyor. Meşru cumhurbaşkanına katil deniyor, % 52 halkoyuyla seçilen bir reisicumhur diktatör olarak damgalanıyor.
Tüm bu asimetrik oyunların, apolitik girişimlerin, antidemokratik fiillerin, alçak entrikaların, millet iradesine ipotek koyma planlarının en doğru kavramsallaştırması ALGI TERÖRܒdür. Yasama ve Hukuk sistemimiz ALGI TERÖRÜ kavramını gündemine alarak terörizme ve teröre hareket alanı sağlayan, cesaret aşılayan ALGI TERÖRܒnü terör suçları içine almak durumundadır.  Terörün silahlı kanadı canlarımıza kast ederken sabotaj/sisleme/sansasyon/sinsi kanadı da ALGI TERÖRܒyle zihinlerimize/gönüllerimize kast ediyor. Türkiye’de maalesef son yıllarda tarihin en büyük ALGI TERÖRÜ uygulanıyor.  Devletimiz ve milletimiz bu ALGI TERÖRܒnün üstesinden birlik ve kardeşlik ruhuyla/bilinciyle gelecektir ama bu başarı ALGI TERÖRܒne hizmet edenlerle etkin bir şekilde mücadele ederek kazanılacaktır. Türkiye Cumhuriyetinin gelecek nesiller açısından daha yaşanabilir bir ülke olması için ALGI TERÖRܒne karşı aktif/etkin/fasılasız bir mücadele verilmesi ehemmiyet arz etmektedir.
Bu arada demokratik eleştirilerin/girişimlerin/faaliyetlerin/söylemlerin hiçbiri ALGI TERÖRÜ kapsamında değerlendirilemez. Demokrasi sınırları içinde, şiddete, teröre, kavgaya, korkutmaya, sindirmeye, hukuksuzluğa, darbeye itibar etmeden/dayanmadan  gerçekleştirilen her eleştiriye  fırsat vermek/saygı duymak demokratik bir devletin ve kişinin vazifesidir/sorumluluğudur fakat terör güzellemesi, şiddet, kavga, hakaret, darbe çığırtkanlığı hiçbir zaman özgürlük/demokrasi diye dikte edilemez. Yukarıda zikretmiş olduğum fiillerin neden ALGI TERÖRÜ kapsamında değerlendirildiğini maşeri vicdanın idrak ettiğinden hiçbir kuşku duymuyor ve TERÖRÜN HER TÜRLÜSÜNÜ LANETLİYORUM. TERÖRİZMiN, TERÖRÜN ve TERÖRİSTİN HER TÜRLÜSÜNE LANET OLSUN.



Ahmet Pekiyi
YORUM BIRAKIN
YORUMLAR  ( 0 Yorum )
Habere hiç yorum yapılmamış
BENZER HABERLER
Savaş Hoştaş:Seçim Tablosu Yeni Sosyolojinin Mesajıdır
Yapılan seçimlerde millet iradesi bazen tek başına iktidar kurmayı bazen de koalisyonları oluşturmayı işaret ediyordu
Müjdat Gökçe: Müthiş bir genç nesil geliyor
Seçim sabahı bu MİLLET, kendini millet olarak görüp akşam millete aptal diyenlerin öğrenilmiş zavallılığını bir kez daha izletti bize… 'Olmaz, olamaz! ne sosyolojide ne siyaset biliminde ne de matematikte bir açıklaması yok bunun' demekle OLMUYOR bu işler sayın olmayan sözde aydınlar.. Diğer yandan, Halk kendisiyle aynı fikirde değil diye ülkeyi terk etmeye kalkan "halkçı" aydınlara "ne olur kal" diye yalvaracak halimiz yok.
Oğuz Ağca yazdı: ''Hacer Aydın'ın 'Süslümanlığı' üzerine''
Sivil Düşünce'de Hacer Aydın'ın, ''Süslümanım elhamdülillah'' yazısını okuyunca aklıma yıllar önce MÜSİAD başkanının, yeni burjuvazi biziz sözü aklıma geldi.
Atilla Yayla: Batı'nın gördüğü ve görmediği
ABD'nin ve Avrupa’nın her dediğine sorgusuz sualsiz inanmam, onay vermem. Her iki aktörde de ciddî çifte standartlar olduğunu ve bazen Türkiye'yi haksız yere zora düşürecek, maddî temeli olmayan veya tek taraflı bilgilere dayanan değerlendirmeler yaptıklarını biliyorum.
Zeynelabidin Zinar: Kurd bi alfabeya latênî dibin ateîst?
Du-sê roj berê camêrek bi navê M.Y. (hem jî profesor e) li rûpela xwe ya Facebookê nivîsîbû ku KURD BI ALFABEYA LATÊNÎ DIBIN ATEÎST.
AVUSTURYA'DAN SIĞINMACILARA ASKERİ SET
KERRUBİ AÇLIK GREVİNE BAŞLADI
ABD'DEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
BM GENEL SEKRETERİ'NDEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
İNGİLİZ BAKANDAN 'TÜRKİYE' AÇIKLAMASI
TİLLERSON'DAN KİM JONG UN AÇIKLAMASI
VENEZUELA HALKI ABD'NİN 'ASKERİ MÜDAHALE' İMASINA TEPKİ GÖSTERDİ
TRUMP'TAN IRKÇILIK AÇIKLAMASI
İSRAİLLİ DERNEKTEN AL JAZEERA'NIN KAPATILMASINA TEPKİ
ÇİN'DEN BMGK'NIN YENİ KUZEY KORE KARARINA TEPKİ
DUTERTE: İNSAN HAKLARI MI? CANI CEHENNEME!
MISIR'DA BOMBALI SALDIRI