Anasayfa  >   Yazar
Türkiye'deki yalancı siyaset
Türkiye’nin kötüye gitmesinden medet uman dış güçlerin olması anlaşılabilir bir durum. Bu millet tarih sahnesine çıktığı günden beri hep dış mihrakların hedef tahtasında oldu.
29 Ekim 2015 - 15:15:23
Dünyaya yön veren ve çağlara mührünü vuran milletimiz daima birilerinin uykusunu kaçırdı. Bu nedenle milletimizin dünya vizyonunu engellemek isteyenler,  gözümüze toz kaçsa bayram yaptılar,  milletimize önderlik yapan cesaret abidesi liderleri ortadan kaldırmak için entrikanın milyonlarca türlüsünü tedavüle koydular. Dünya Düzeninin kendi kontrollerinden çıkmasını istemeyen dış merkezler ve Üst Akıl Diasporası hakkımızda hep kötüyü dilemeye, ayağımıza çelme atmaya devam edecek. Çelme atma konusunda uzmanlar… Tarihi perspektiften baktığımızda bu durumun yadırganacak bir tarafı yok. Bizi küresel dünyanın birinci ligine kendi elleriyle koymalarını beklemek ahmaklık olur.  Türkiye sevdalıları olarak hepimize düşen, tüm bu tuzaklı niyetlere ve hareketlere karşı savunma/bağışıklık sistemimizi güçlendirmek. Adaletsiz, ilkesiz, ölçüsüz bir dünya siteminde kendi hükümranlıklarının sürdürülebilir olmasını arzulayanlar, Alparslan, Kanuni, Fatih, Abdülhamit,  Menderes, Özal’la uğraştığı gibi günümüzün mert, Anadolu ruhlu yiğitleriyle de uğraşacaklar. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelen susturma/bitirme güdümlü okların gerçek gayesi, bu milleti tarihin tribünlerine çekmektir. Sahada aksiyoner olmamızı engelleyip bizi izleyici konumuna itmek isteyenler yine işbaşındalar.  Bu uyun geçmişte olduğu gibi, Haçlı Zihniyetinin sürekli galip/efendi olmasını isteyen ve dünya düzenini kumanda masasından yöneterek mazlum/sağduyulu insanlara sürekli gol atmayı öngören bir oyundur. Sadece bu oyunun figüranları değişiyor. Figüranlar geçmişte oluşan skoru koruyabilmek için kendilerine düşen rolü yerine getiriyorlar. Bugün Türkiye’nin geçmiş olduğu dar boğazı bu zaviyeden görmek isabetli bir yaklaşım olacaktır. 500, 300, 100 yıl önce Anadolu insanıyla mücadele edenler bu mücadelelerini hiçbir zaman rafa kaldırmadılar. Bugün 70 düvele karşı verdiğimiz mücadele, 500 yıl önce verdiğimiz mücadelenin bir raundudur. Bu küresel kirli ittifaka karşı bize düşen sahada oyuncu olmanın ötesine geçme hedefiyle sahanın hakemi olmayı başarmaktır.
                Anadolu Kimliği ve Kültürünü hazmedemeyenlerin Anadolu insanıyla yürüttüğü mücadeleyi garipsemek rasyonel bir analiz değildir.  Adamlar görevini yapıyor. Garipsenmesi gereken hal, Anadolu insanıyla uğraşan Haçlı Konsorsiyumunun, Üst Akıl Diasporasının yerli destekçiler bulmasıdır. Tarihinin her döneminde mazlumun, mağdurun yanında olmuş olan bu millet hakikaten böylesi bir ihaneti hak etmiyor. 520 yıl önce İspanya Yahudilerine sahip çıkan bu millet bugün de Suriye/Filistin/Doğu Türkistan/Mısır gibi birçok dünya ülkesinin gariplerine sahip çıkıyor. Hem de hiçbir mezhep, inanç ve etnik köken ayırt etmeden… Maalesef, dün İstanbul’un fethi sürecinde, Fatih Sultan Mehmet’e karşı Bizans saflarında yer alan Türk Birlikleri gibi bugün de Olimpos  Dağının torunlarıyla el ele veren yerli(!) odaklar var. 650 yıl önce Olimpos Dağının zadeganlarına hizmet edenler kaybettiler, Bizans saflarında yenilgiyi tattılar. Fatih’in Hz. Peygamberin methine mazhar olan ordusunda yer alarak isimlerini tarihin sayfalarına altın harflerle yazdıramadılar. Bugün Olimpos Dağı Seçkinlerinin bendeliğine soyunanlar da kaybedecekler, yalnızca kaybettiklerinde iş işten geçmiş olacak. Bütün hayıflanmaları, üzülmeleri boşa gidecek. Hira Dağının çocukları biiznillah kendilerine kurulan tüm kumpasların üstesinden gelecek. Paralel Yapılar, DEAŞ/PKK gibi terör örgütleri, emperyalist aktörlerden emir alan yerli(!) simalar; bu milletin Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Zaza, Roman, Arap…  olarak kenetlenmesine, kucaklaşmasına engel olamayacaktır. Milletimiz, bu güncel ve asimetrik sosyo-politik tusunamiyi de sevgi/kardeşlik/birlik kayalarıyla oluşturulmuş dalgakıran setleriyle savuşturacaktır. Bu vatan toprağının ekmeğini yediği halde bu necip millete ihanet edenlerin hesabı ağır olacak ve onlar tarihin loserleri arasında yer alacaklardır.
                Yerli(!) ihanet şebekesinin son zamanlarda üstünde çalıştığı bazı projeler gözden kaçmıyor. Dış Kaynakların beşinci kol üyeleri gibi çalışan bu kişiler, Türkiye’de iç savaş tellallığı yapıyor, darbe göndermelerinde bulunuyor, NATO’yu ülkemize müdahale etmeye çağırıyor, ülkemizi kapitalist/siyonist düzenin patronlarına şikâyet ediyor, terör örgütlerini aklamaya çalışıyor, devleti katil olmakla suçluyor, milletin oyuyla seçilmiş olan meşru bir reisicumhuru diktatör diye damgalıyor, milletimizin kardeşliğini etnik/dini/mezhepsel bazda paralize etme gayreti gösteriyorlar. Amaçlarına ulaşmak için her türlü yalanı kullanmayı, hilelerden beslenmeyi ihmal etmiyorlar. Yalan makinesi gibi her saniye yeni bir palavra ve tezvirat ile kriz fonu oluşturmak istiyorlar. Tek gayeleri Küresel Dünya Düzeninde özne statüsüne yükselen Türkiye’yi durdurabilmek isteyenlerin elçiliğini kusursuzca yapmak. Amaçlarına ulaşamadıkları takdirde Ağababalarının ve Patronlarının azarını yiyeceklerini, işten kovulacaklarını biliyorlar. Bu nedenle kendilerine verilen şer talimatları soslu kavramlar ve maskeli örgütler eliyle harfiyen uyguluyorlar. Özgür basın, yolsuzluk, hırsızlık, demokrasi katli gibi kavramsallaştırmalarla gerçek rollerini/niyetlerini kamufle ediyorlar. Paralel Saraylarının çöküşüne engel olmak için Küresel Bir Şer Cephesinde gönüllü asker oluyorlar. Şantajın, montajın, ahlaksızlığın, martavalın, fişlemenin, zulmün  bin bir çeşidini profesyonel bir şekilde kullanıyorlar.
Ama milletimiz biliyor ki bu ülkede asıl diktatörlüğü, ayrılıkçılığı, kışkırtıcılığı, susturmayı kendileri icra ediyor. Ülkemizin elde ettiği son 15 yıllık kazanımları sabote etmek için her türlü yolu mubah sayıyorlar.  Demokratik Açılım, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi ve Çözüm Süreci gibi cesur ve tamamen milli/yerli olan politikaların toplumda oluşturduğu huzuru, sükuneti, sevgiyi, istikrarı ortadan kaldırmayı hayal ediyorlar. Çünkü çatışmadan, kavgadan, krizden, hileden ve yalandan kâr elde ediyorlar. Kurmuş oldukları sahtekarlık/şiddet şirketinin iflas etmesini engellemeyi diliyorlar. Vesayetçi, darbeci, statükocu, buyurgan, sınıfçı düzeni tamamen ortadan kaldıran bir kadroyu olur olmaz ithamlarla yıpratmayı umuyorlar. Kürtçenin önündeki tüm engelleri kaldıran, Kürt vatandaşlarımızın devletle ilgili bütün kaygılarını sona erdiren, OHAL’i bitiren, Abdullah Öcalan ile barış temelli görüşmelerin önünü açan bir siyasi partiyi, Kürt kardeşlerimizle karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar. Bizim mücadelemiz Ak Parti ile bu işe TSK karışmasın diyerek kendilerince absürt stratejiler geliştiriyorlar. Tüm bu desiseleri fütursuzca tedavüle koyuyorlar, çünkü tükeniyorlar. Türkiye’nin terör sorununu bitirdiğini, hileyi/montajı/şantajı/paralel yapılanmaları tarihe gömdüğünü hissediyorlar. Kazanç değirmenlerinin işlemesi için son bir hamleyle nefes alma savaşımı veriyorlar.  Güya Kürtlerin temsilcisi olduğunu söyleyen bir siyasi partinin eşbaşkanı milletin huzuruna çıkarak aleni yalan konuşuyor. Suruç olayı yaşandığında ilk kez taziye bildiren kişilerden olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu acıya ilişkin kınama bildirmediğini söylüyor, DEAŞ’ı  en önce terör listesine almış olan Türkiye Hükümetinin DEAŞ’a henüz terör örgütü diyemediğini ifade ediyor. Bilinçli bir şekilde yalan ve tezvirat üreterek siyasi kazanım elde etmek istiyor. Okyanus ötesi emirlerle algı operasyonlarına yelteniyorlar. Türkiye’de ekonominin kötüye gittiği algısı üzerinden milletin teveccühünü yönlendirme çabası gösteriyorlar.
Türkiye’nin dış borcu arttı, Türkiye yandı bitti, Türkiye bir uçuruma doğru yol alıyor nevinden sansasyonel iddialarla milletimizin ekonomik anlamda endişelenmesine ve istikrar kaygısı yaşamasına sebep olacak mavallar döktürüyorlar. Tüm bu söylemlerden sonra 1 Kasım sonrası için, asgari ücret ve ekonomik icraatlar konusunda Türkiye tarihinin en büyük vaatlerinde bulunuyorlar. Borç Okyanusunda hayat memat mücadelesi veren Yunanistan’ın borçlarını Türkiye ödesin diye akla ve ahlaka mugayir önerilerde bulunuyorlar. Bu öneri sonrasında Türkiye ekonomisi berbat durumda söylentisiyle şova yelteniyorlar.  Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Mademki Türkiye kötüye gidiyor bu vaatlerde nasıl bulunuyorsunuz diye ehli vicdan insanlar olarak sormadan edemiyoruz. Ayrıca küresel ve yerel ekonomik göstergeler sizlerin sözlerini hiç ama hiç doğrulamıyor. Mesela, Uluslar arası Finansal Danışmanlık Şirketi MCKinsey’in hazırladığı küresel borçluluk raporuna göre Türkiye en az borcu olan 10 ülke arasındadır. Türkiye’nin Toplam Borç/Milli Gelir oranı 2002 yılından bu yana %74’ten % 33’e indirilmiştir. Bu delillerin bize kanıtladığı gerçek şudur. Ülkemizin borcu artıyor olabilir ama ülkemizin kaynakları çok daha fazla artıyor. Türkiye ekonomisi iktisadi döngüsünü sağlam bir mali disiplin ile yürütüyor. Gelir ve Gider çarkını dönüştürebilecek en güçlü dönemlerini yaşıyor Türkiye. Bu nedenle tüm siyasi partiler seçim vaatlerinde olabildiğince yüksek hedefler ortaya koyabiliyor. 1 Kasım seçimlerinde başarılı olmak için bir takım vaatlerde bulunurken tüm siyasi fırkalar,  13 yıllık Ak Parti iktidarının meydana getirdiği ekonomik fona ve sağlam temele güveniyor. Bu durumda gösteriyor ki “Merdi Kıpti şecaat arz ederken aslında sirkatin söylüyor.”
Ayrıca global ekonomik göstergelerden birkaç örnek vermekte fayda olduğu kanaatindeyim.  Açıklanan bir rapora göre kamu borcunun milli gelire oranına bakıldığında dünyanın en borçlu ülkesi Japonya’dır.  Dünyanın en fazla dış borcu olan ülkesi yaklaşık 12 trilyon 250 milyar dolar  ile Amerika Birleşik Devletleridir. Dış borç miktarının yüksekliğinde, ABD’yi İngiltere, Almanya ve Fransa takip etmektedir. Şimdi vicdan sahiplerine sormak gerekiyor. Dünyanın en fazla kamu borcu olan bir ülke ve dünyanın en yüksek dış borcu  olan ülkeler, borçları var diye dünyanın gelişmekte olan ülkeleri arasında mı? Geri kalmış, bunalımda ve buhranda olan ülkeler mi bu ülkeler? Bu ülkelerin vatandaşları borçlarımız var diyerek hükümetleri tezvirat ile yıkmak istiyorlar mı? Bu ülkelerin halkları yöneticilerini diktatör, zalim, katil, hırsız diye etiketliyorlar mı? Dikkat ederseniz bilgilerini verdiğim ülkeler küresel dünyanın süper liginde olan ülkeler. Demek ki bir ülkenin gelişmişliği açısından borç endeksi tek başına belirleyici bir parametre değildir. Türkiye’nin borcu milli gelir ile orantılandığında Türkiye birçok Avrupa ülkesinden çok daha önde ve iyi bir konumdadır. 2002-2013 yılları arasında AB tanımlı kamu borç stokunun GSYH’ye oranı  AB’de %60,6’dan % 89’a çıkmıştır.  Bu oran Türkiye’de % 74’ten % 36’ya gerilemiştir. Kamu Borç Stoku/GSHY oranı açısından AB’yi meydana getiren ülkeler ortalamasının çok çok altındadır Türkiye.  Bu durumda göstermektedir ki Türkiye demokratik kriterler bazında olduğu gibi ekonomik kriterler açısından da çok iyi durumda olan bir ülkedir. Birçok Avrupa ülkesinde vergi artırımı ve maaş indirimi yapılırken Türkiye’de hala % 5 üzerinde maaş artırımı yapılabilmekte, taşeron işçilerin kadroya alınması taahhüt edilebilmekte, memur maaşları bayram zamanlarında erkenden ödenebilmekte, asgari ücretle çalışan vatandaşlarımıza % 70-80’lere varan maaş artırımı sözü verilebilmekte, mülteciler için 7,5 milyar dolar harcama yapılabilmektedir. Tüm bu hakikatlerden anlaşılmaktadır ki Türkiye ekonomisinin kötüye gittiği tezi fosforlu, janjanlı bir yalandır. Türkiye ekonomisi son virajda bir darbe aldıysa bunun tek sorumlusu paralel yapı ve destekçileridir. Merkez Bankası rezervi 140 milyar dolar sınırını zorlayan Türkiye’de bu rezerv 102 milyar dolar seviyelerine gerilemişse bu sonucun temel müsebbibi kriz tellalları ve paralel yapı işbirlikçileridir.
Şer Şebekesinin ürettiği yalanları anlatmak için o kadar çok veri var ki elimizde anlata anlata bitmez. Türkiye 15 yıl öncesine göre hem ekonomik hem de içtimai anlamda çok ileri bir noktadadır. Türkiye demokrasisi de her geçen gün güçlenmekte, demokrasi virüslerinden temizlenmektedir. Türkiye’nin ileri demokrasi ve ileri toplum hedeflerine ulaşması noktasında Ak Parti hükümetinin ve cumhurbaşkanı Erdoğan’nın yadsınamayacak bir etkisi vardır. Erdoğan’ı diktatör diye etiketleyip, Ak Partiyi hırsız diye yaftalayanlar kendi başarısızlıklarını ve acziyetlerini kamufle etme mücadelesi vermektedirler.  Toplumu ajite ederek ve istatistikleri kırıntılar halinde sunarak ulaşmak istedikleri amaç bu milletin iradesini ipotek altına almaktır. 2002 yılından bu yana milli iradenin hâkim olduğu Türkiye, yerleşik düzenin piyonlarını rahatsız etmiştir. Şimdilerde elde etmeye çalıştıkları kazanım Eski Türkiye koşullarındaki saltanatlarına geri dönebilmektir. Milletin seçtiği cumhurbaşkanını, milletin yetkilendirdiği kadroları hazmedemeyenlerin derdi, milli iradenin kontrolündeki bir Türkiye’yi kabullenememektir. Milletin köle olduğu bir düzeni hayal edenlerin, yakın bir geçmişte “Sizin bu ülkede iki mühim göreviniz var, birincisi tarım faaliyetleri yaparak mahsül üretmek, ikincisi askerlik yaparak vatani görevinizi icra etmek” diye haykırdığını unutmadık. Milleti öküz olarak damgalayanların bu ülkede düşündüğü en son faktörün millet olduğunun farkındayız. Anadolu çocuklarıyla Türkiye imkânlarını paylaşmayı öğrenemediler maalesef. Caddelerde buram buram Anadolu kokan bireylerin tebessümle, huzur içinde gezinmesini içlerine sindiremiyorlar. Türkiye kötüye falan gitmiyor Ey kardeşlerim. Türkiye tüm kangrene dönüşmüş parçalarından, uzuvlarından kurtularak dünyanın Süper Ligine doğru emin adımlarla ilerliyor. Endişeniz olmasın.
Ümit ederim ki Türkiye yalancı muhalefet mantalitesinden kaynaklanan muhalefet boşluğundan/krizinden kurtulur ve ülkemiz daha iyisini söyleyen, planlayan ve uygulayan muhalefet kadrolarına en kısa sürede ulaşır. İyiyi ve doğruyu söyleyenler er ya da geç kazanır. Bu nedenle tüm Türkiye siyasi partilerine siyasi etik ve ahlaktan taviz vermemelerini telkin ediyorum. Siz doğruya, doğruluğa yaklaştıkça hizmetleriniz ve söylemleriniz bu toplumun vicdanında titreşime vesile olacak ve değer görecektir. Toplumu yalanlarla ajite etmek ve spekületif girişimlerle kanalize etmeye çalışmak, başarısızlıkla sonuçlanacaktır. Kuşkunuz olmasın.
 
YORUM BIRAKIN
YORUMLAR  ( 8 Yorum )
Serdar Gül
2 Yıl önce
MERKEL'İN 3 MİLYAR EUROLUK MÜLTECİ TAMPONCUSUYUZ GÜCÜMÜZ OKULLARA KANALLARA ÇÖKMEYE...HIRSIZLARA CENNET YENİ TC...
Serdar Gül
2 Yıl önce
MERKELİN 3 MİLYAR EUROSUNA MÜLTECİ TAMPONLUĞU YAPAN BİR RIZACILAR KANALA ÇÖKMECİLER ÜLKESİYİZ...ALTI ÜSTÜ BU..SURİYE POLİTİKAMIZSA RUSLARIN MİG 21'İ GİBİ....KULLANDILAR BOPÇULAR ATTILAR.
Ali VELİ.
2 Yıl önce
CEM KÜÇÜK ..FOX TV'yi tehdit etmiş..İŞTE NEFRET ÖTELEME SUSTURMA ve yeni TC mantığı..Herkes lobici kutucular vatan KURTARAN ŞABAN...Yazık bu kafadan huzur gelmez.Hem suçlular hem....
ALİ VELİ.
2 Yıl önce
SİYASET YALANCI ÇOK DOĞRU. DÜN ANALAR ağlamasın BUGÜN milliyetçi ötesi söylemler FAŞİSTÇE VUR KIR..HARUN GELİP KARUN OLMA BUNLAR DOĞRU..SİZ DE KARUNLARI HARUN gösterme GAYRETİNDESİNİZ...
ALİ VELİ.
2 Yıl önce
SURİYE POLİTİKAMIZ GİBİ İYİYE GİDİYOR....PUTİN ŞAM'DA CUMAYA İZİN VERMEDİ OLSUN TÜRBE DE NAKLETTİK ABD D.BAKıRDAN VE İNCİRLİKTEN KÜRDİSTANI KURSA da İYİ HER ŞEY..BOP MAŞASI yeni TC.
Serdar Gül
2 Yıl önce
HAVUZA GÖRE ÇOK İYİ AZAN TERÖR KANAL ÇÖKMELERİ HIRSIZLIK HER ŞEY TIKIRINDA...ŞAMDA CUMA YAKIN :-) MAŞAYIZ MAŞA...KOMŞUMUZ KALMADI ABD BOP'U İÇİN..KULLANDI ATTILAR..
Serdar Gül
2 Yıl önce
METHİYE ŞİİR TARZI YAZI KOLAY ARAP BASININNA BİR BAK KANALLARA ÇÖKEMEYE VE SEBEBİNE NE DİYORLAR? SAHİFETÜL KUDS, EL HAYAT, NEWSARABİYA'YA BİR BAK.ALEM HIRSIZLARI GÖRÜYOR DİKTAYI BİLİYOR.
Serdar Gül
2 Yıl önce
İYİYE GİDİYORUZ KORKUDAN KANALLARI MUHALİF HER SESİ SUSTURUP BUNA YENİ TC BURAM BURAM ANADOLU DİYORUZ.BURAM BURAM SİYASAL DAYATMACI İSLAM İSLAM DA RÜŞVETÇİSİNDEN.ÇÖKÜŞE METHİYE YAZISI
BENZER HABERLER
‘Halka karşı yapılan savaş kaybetmeye mahkûmdur’
Al Jazeera Diyarbakır muhabiri Abdülkadir Konuksever’in mağdur insanlarla yaptığı röportajlardan bir kaçını, buraya taşımak istiyorum. İki oğlu PKK’da iken ölen ve kendisini de bir PKK’lı olarak tanımlayan, Sur’un Fatihpaşa mahallesinde yaşayan A.L. bakın neler demiş:
Ahmet Pekiyi: Olmaz olsun böyle aydınlık(!)
Doktor Kürt Abdullah’ı Kürt Vatandaşlarımıza hizmet ettiği halde vurdu, Evde çocuklarının yolunu bekleyen anneler aldıkları acı haberlerin yüreklerinde meydana getirdiği yangını bağırlarına soğuk taşlar bağlayarak ve Allah’a sığınarak dindirmeye çalıştı,
'Hep başıma iş açan “öbür” dili bilinçli bir şekilde unutturdum kendime'
“Türkçeyi sonradan mı öğrendiniz?” diye sordu adam. Şaşırdım. İlk kez biri bu soruyu soruyordu. Üstelik konuşmamda aksan yoktu, İzmir’de büyümüştüm ve birkaç radyo kanalı mikrofonlarını bana yıllarca emanet edecek kadar Türkçeme “olur” vermişti. Diksiyonuydu, vurgusuydu, tonlamasıydı…İstanbul Türkçesini de biliyordum , İzmirliler gibi çekirdeğe çiğdem demeyi de.
Semra Polat: 2015'te Başkan R. Tayyip Erdoğan
Türkiye’nin tarihinden ve mazisinden bihaber olan muhalefet partileri, başkanlık sisteminin yakın zamanda gündeme getirilmiş bir siyasi düşünce, bir diktatorya olduğunu düşünmekle ne kadar da aciz olduklarını bir kez daha kanıtlamış oldular.
Hacer Aydın: HDP’ye kritik sorularımız
Seçimler bitti. Milletvekilleri yeminlerini ettiler. Türkiye partisi olduğunu iddia etmeye başlayan HDP’ye de baraj atlattırılıp Meclise sokuldu.
İDEOLOJİK SENDİKACILIK ve İLKESEL SENDİKACILIK
İlke kuşatıcı bir miyar olarak ideolojiye de yön veren bir kıstastır. İdeoloji giyinmiş olduğu elbisenin renklerini, kumaşını, işçiliğini ilkelerden temin eder
AVUSTURYA'DAN SIĞINMACILARA ASKERİ SET
KERRUBİ AÇLIK GREVİNE BAŞLADI
ABD'DEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
BM GENEL SEKRETERİ'NDEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
İNGİLİZ BAKANDAN 'TÜRKİYE' AÇIKLAMASI
TİLLERSON'DAN KİM JONG UN AÇIKLAMASI
VENEZUELA HALKI ABD'NİN 'ASKERİ MÜDAHALE' İMASINA TEPKİ GÖSTERDİ
TRUMP'TAN IRKÇILIK AÇIKLAMASI
İSRAİLLİ DERNEKTEN AL JAZEERA'NIN KAPATILMASINA TEPKİ
ÇİN'DEN BMGK'NIN YENİ KUZEY KORE KARARINA TEPKİ
DUTERTE: İNSAN HAKLARI MI? CANI CEHENNEME!
MISIR'DA BOMBALI SALDIRI