Deprecated: Function mysql_numrows() is deprecated in /home/sivildus/public_html/head_contente.php on line 51
Anasayfa  >   Yazar
AK Zafer ve 1 Kasım Kritiği
Ak Parti 1 Kasımda elde ettiği başarıyla birlikte Türkiye’nin merkez partisi olduğunu tekraren tescil etmiştir. 2001 yılında kurulduktan sonra girdiği ilk Genel Seçimlerde milletin takdiriyle tek başına iktidar olma vizesi alan Ak Parti, 13 yıllık iktidarı döneminde ötelenmiş/mağdur/mazlum konumunda olan Anadolu insanının yöneldiği/yönettiği bir Anadolu Partisi olmuştur.
06 Kasim 2015 - 12:12:54
Anadolu insanının samimiyetinin/diğergamlığının/derinliğinin/irfanının siyasi temsilcisi/izdüşümü olarak Ak Parti karşımıza çıkmıştır. Siyasi arenada varlık gösterdiği günden beri hemen hemen her seçimden zaferle çıkmış olan Ak Parti, milletin hayallerinin/hasretlerinin tercümanı olduğu için millet iradesinin temerküz ettiği bir fırka konumuna gelmiştir. Anadolu coğrafyasının sezgiyle/basiretle/ferasetle tercih yapan seçmenleri, Türkiye’nin ve dünyanın geleceğini Ak Parti’de görmüştür. Yalancı, manipülatif, hayırcı, krizci siyasetin burnu 1 Kasımda yere sürtülmüştür. Ak Parti, milletin kendisine emanet ettiği Anadolu Sancağını daha canlı ve onurlu bir şekilde dalgalandırmak için elinden gelen tüm gayreti göstermiştir. Ak Parti kadroları uykusuz geceler geçirerek, nefessiz bir siyasi maraton koşusu yaparak Yeni Türkiye’yi inşa etmiş, doğduğu günden beri Yeni Türkiye’nin doğuş sürecini de başlatmıştır.  Milletin Yeni Türkiye özlemi Ak Partinin politik aktörlüğü sayesinde tecessüm etmiştir. 2002 yılından itibaren Türkiye tüm anakronik/antidemokratik yaralarından/dertlerinden kurtulmuş ve Ak Parti Türkiye’nin kendisiyle/tarihiyle yüzleşmesini sağlamıştır.  Yeni Türkiye’nin önündeki tüm vesayetçi, statükocu, Kemalist, militarist, emperyalist, Siyonist surlar, Ak Parti ve millet kucaklaşmasının meydana getirdiği sinerji sayesinde aşılmıştır.
Çetelerin cirit attığı, beyaz torosların korku saldığı, faili meçhullerin yaşandığı, vatandaşın kamu hizmetlerinden ayrılıkçı bir şekilde istifade ettiği, sınıfçılığın hâkim olduğu, Anadolu değerlerini temsil edenlerin dışlandığı, mütedeyyin insanların tahkir edildiği, başörtülü fertlerin kamu kurumlarından kovulduğu ve devlet memuru olamadığı, devletimizin IMF kapısında dilencilik yaptığı, sözde aydınların ikna odalarında milletin evlatlarının zihnini bulandırdığı, TSK yetkililerinin ve YÖK Başkanlarının millet iradesine ayar verdiği,  medya baronlarının hükümet kurup hükümet yıktığı, Türkiye’nin emperyalist dünya düzeninin uşaklığını yaptığı, milletin bidon kafalı/takunyalı/örümcek kafalı diye damgalandığı, devlet kurumlarının buram buram Anadolu kokan insanlara kapalı olduğu, bankaların hortumlandığı, milli gelirin çıkar lobilerine peşkeş çekildiği, Kürt vatandaşlarımızın haklarının alıkonulduğu, ABD/İsrail/İngiltere/Almanya güdümlü bir uydu ülke konumunda olduğumuz günler; Ak Parti kadroları ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayip Erdoğan sayesinde geride kalmıştır.  Ak Parti Eski Türkiye’yi tarihin arşivine hapsederek milletin duası ve desteği ile Yeni Türkiye’yi inşa etmiştir. Vatandaşımız, ülkesini  ihya eden ve Türkiye’yi dünya ülkelerinin süper ligine çıkaran Ak Parti hükümetini daima ödüllendirmiştir.  AK Patinin kurucu genel başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ı, Türkiye’nin halk oyu ile seçilen ilk cumhurbaşkanı yapan Anadolu insanı, 1 Kasım seçimlerinde % 49,5 oy vererek Ak Parti’ye olan güvenini ve inancını teyit etmiştir. Ak Parti, 1 Kasım Genel Seçimleri ile 4. kez milli irade tarafından Türkiye’nin istikbalini ve dünyanın geleceğini şekillendirmek vazifesiyle görevlendirilmiştir.
                1 Kasım seçimleri Eski Türkiye’nin mazide kaldığını ve Yeni Türkiye’den asla dönüş olmayacağını vurgularken Türkiye ve dünyaya, çok anlamlı mesajlar da vermiştir. Türkiye’de artık faili meçhuller, darbeler, ötekileştirmeler, etnik siyasi politikalar, milletin öz değerleriyle alay etme hastalıkları, paralel yapılar, illegal güçler, montaj/şantaj ahlaksızlıkları, Kemalist stratejiler, öz yönetim tahrikleri, halkı sokağa dökme taktikleri… yaşanmayacak veya bu yöndeki tutumlar etkisiz kalacaktır. 1 Kasım mührü, bu necip milletin özünden/aslından beslenmeyen bütün uygulamaları tedavülden ebediyen kaldırmıştır. Ak Parti hükümetlerinin bu ülkede 13 yıldır yaptığı reformlar ve restorasyonlar milletin tasdikini almış ve Ak Parti, vatandaşımızın güven oyunu alarak siyaset sınavından yüksek bir notla geçmiştir. Millet, cumhurbaşkanımdan da başbakanımdan da MİT müsteşarımdan da memnunum, beyanında bulunmuş; Ak Partinin dış politikasını, iç siyasi faaliyetlerini, icraatlarını onaylamış ve Ak Parti’yi AK’layarak Türkiye siyasetinin zirvesine taşımıştır. Ak Parti, 7 Hazirandan bu yana geçen kısmi fetret dönemi parantez içine alınırsa, cumhuriyet tarihinin çok partili döneminde, üst üste en fazla/en uzun süre tek başına iktidar olan fırka vasfını elde etmiştir.  Milletimizin bu takdirinin istatiksel yansımaları, bazı gerçekleri çok açık ve net bir biçimde görmemize katkı sunacaktır. Ak Parti 1 Kasımda 81 ilimizin 17’sindeki tüm vekilleri elde etmiş ve Türkiye genelinde sadece üç ilde(Hakkari, Şırnak, Tunceli) vekil çıkaramayan bir parti olmuştur. Oylarını 5 ay içinde yaklaşık 4.5 milyon artırarak 23.5 milyonun üzerinde oy almış ve 7 Haziranda kaybettiği % 9 oy oranının geri dönmesini sağlamıştır. Ak  Parti, 1 Kasım performansı en başarılı parti olarak tarihe geçmiş, 5 ay içinde kırılması zor bir siyasi rekor kırmıştır.
CHP, MHP ve HDP kanadının içler acısı haline baktığımız zaman Ak Partinin 1 Kasım galibiyeti daha iyi anlaşılacaktır. CHP Türkiye genelinde 35 ilde, MHP 57 ilde, HDP ise 60 ilde vekil çıkaramamıştır. MHP yaklaşık 1.800.000, HDP yaklaşık 900.000 oy kaybetmiştir. MHP % 4 miktarında, HDP ise % 2 miktarında rey düşüşü yaşamıştır. Ak Parti 63 ilde oy oranı bakımından birinci parti olmasına rağmen CHP 6 ilde, HDP 12 ilde birinci parti olmuştur. MHP’nin oy oranı bakımından birinci parti olduğu ilimiz yoktur. Tüm bu rakamsal tablonun ortaya koyduğu gerçek şudur. Ak Parti milletimizin ruhunu/arzularını/beklentilerini/hayallerini/hissiyatını okuyabilen tek parti olmuştur. Türkiye’de siyaset yapıp da, Türkiyelileşmiş ve Anadolu’nun mümessili olabilmiş tek parti Ak Partidir. Ak Parti Anadolu’nun sesi ve nefesi mesabesinde bir yapıdır. Bu yönüyle Ak Parti, Anadolu’nun vicdanıdır desek mübalağa etmiş olmayız. Ak Parti Türkiye’nin 780.000 kilometrekaresine hitap edebilen, hemen hemen her ilde vekil çıkarabilmiş, seçmenlerin neredeyse % 50’sine kendisini benimsetmiş bir parti konumundayken diğer partiler Türkiye’nin belli bölgelerine hitap edebilen lokal partiler statüsünde kalmıştır. HDP Türkiye’nin batısına, güneyine ve kuzeyine hitap edememişken, MHP ve CHP yüksek oranda Türkiye’nin doğusuna hitap edememiştir.  HDP’nin Türkiyelileşmesini konuştuğumuz güncel siyasette, CHP ve MHP’nin de Türkiyelileşmesi ihtiyacı zuhur etmiştir. CHP ve MHP’nin vekil çıkardığı iller göz önüne alındığında, bu iki partinin Türkiye’nin tamamını temsil etme iddiası sadece retorik bir önermeden ibarettir.  Pratik açıdan CHP, MHP ve HDP’nin Türkiye partisi olma argümanı irrasyonel,  a-reel bir söylemin ötesine geçemez. CHP ve MHP Doğu Anadolu Bölgesinin Tunceli ili dışarı bırakıldığı zaman illerin neredeyse her birinde sadece % 2 düzeyinde oy almıştır. Bu durum da göstermektedir ki CHP ve MHP Türkiye’nin tamamını kapsayacak bir siyasi dil kullanmakta, vatandaşı ikna etmekte yetersiz kalmıştır. CHP/MHP halkın dilini, derdini ve davasını idrak edememiştir. Bu durum CHP ve MHP’nin bölge partisi mi yoksa Türkiye partisi mi olduğunu sorgulamayı gerektirmektedir. CHP/MHP kurmaylarının/tabanlarının bu politik gerçekliği kabul etmeleri zor olsa da MHP ve CHP Türkiyelileşmek ve Anadolulaşmak mecburiyetindedir. Eğer iktidar olma veya koalisyon üyesi olma hayalleri varsa tabi. Gerçi iki parti de muhalefette rol almaktan memnun gibi görünüyorlar ama neyse…
                HDP’nin PKK ile arasına çizgi koymadan, PKK ve versiyonlarını terör örgütü olarak tanımlamadan yapmış olduğu siyaset iflas etmiştir. Kıl payı barajı geçen HDP, birçok doğu ilinde ve İstanbul’da % 10 civarında oy kaybetmiş, 7 Haziranda 80 olan vekil sayısını 1 Kasımda 59’a düşürmüş, genel manada 900.000 civarında oy kaybetmiştir. Kandil’den emir alan HDP’nin suni kandili sönmüştür. Cici çocuk liderliği Türkiye seçmeninin vicdanında reaksiyon meydana getirmemiştir.  Bu durum kanıtlamaktadır ki HDP’nin PKK’yı güzelleyen, PKK’ya terör örgütü diyemeyen, barajları savaş nedeni sayan, halkı sokağa/vatandaşı silahlanmaya çağıran, musluklardan kan akıtan, tehdit eden, Kürt vatandaşlarımıza PKK’ya esir olmayı reva gören, hendek kazmayı destekleyen, terörist ölüsüne şehit diyen, öz yönetim tellallığı yapan, iç savaş tahriklerinde bulunan, serhildan çağrısıyla ülkeyi kaosa iten, PKK’ya mühimmat sağlayan, Almanya ve batı ülkelerince sübvanse edilen siyaseti duvara toslamıştır. Millet, HDP’ye barış beklentisiyle vermiş olduğu emanet oyları yüksek oranda geri teslim almıştır. HDP’nin Türkiye sorunu olarak gördüğü konuların, TBMM’de çözülmesini arzulayan vatandaşlarımız, HDP’nin şiddet temelli siyasetini reddetmiştir. PKK’nın HDP için oy istemesi, PKK ve DEAŞ’ın el ele vererek Türkiye siyasetini bombalı eylemlerle pasifize/paralize etme çabası ve HDP’nin bu terör eylemlerinden medet umması, HDP’nin aldığı ağır yenilgide etkili olmuştur. Sırtını terör örgütlerine dayayanlar kaybetmiş, sırtını millete dayayanlar kazanmıştır. PKK sizi tükürüğü ile boğar diyenler sandıkta boğulmuştur. Yalanla, hileyle, kara propagandayla siyaset yapanların kulağını millet çekmiştir. HDP’nin batıda barışçı ve özgürlükçü bir siyasi dil kullanmasına nazaran doğuda şiddette ve kana sebep olacak fiillere destek vermesi, milletimizden ve Kürt vatandaşlarımızdan veto yemiştir. Bayrağımızla, toprağımızla, milletimizle sorunu olanlar, 1 Kasımda tarihi bir ders almışlardır. HDP’li belediyelerin PKK’ya finansal destek sağlaması, Hz. Peygamberimize hakaret niteliği taşıyan uygulamalara imza atmaları milletimizin vicdanını kanatmış ve HDP 1 Kasım’ın en ağır yenilgi alan partilerinden biri olmuştur. HDP niceliksel siyasi barajı aşmış ama milletimizin yüreğindeki aidiyet ve sevgi barajını aşamamıştır. Kardeşliği, barışı, huzuru, istikrarı sabote eden HDP Siyaseti politik bir felç  yaşamıştır. Yine de milletimiz, HDP’ye barajı geçme kredisini vererek kendisini demokratik bir dairede ifade etme fırsatı sunmuştur. Ak Parti’yi tek başına iktidar yapmamak niyetiyle HDP’ye oy verenlerin bu sonuçta önemli düzeyde tesiri bulunmaktadır. Yani HDP’nin 1 Kasımda aldığı oyların bir miktarı yine emanet oylardır. HDP kendisine sunulan bu fırsatı iyi değerlendiremediği takdirde erimeye devam edecektir. İlerleyen yıllarda, emanet oylar, HDP için sefalet oylarına ve kabusa dönüşebilir. 
                Yurt dışı oylarına baktığımız zaman da ilginç istatistikler göze çarpmaktadır. Yurt dışı oy oranlarında genel anlamda Ak Parti % 55, CHP %15, MHP % 7, HDP %20 oy almıştır. Partilerin ülke ülke aldığı oylar ayrı ayrı analiz edildiğinde Ak Partinin değil de CHP ve HDP’nin oy oranlarının yüksek olduğu ülkeler dikkat çekmektedir. CHP; İspanya, Rusya, Çin, ABD, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Güney Afrika, İran, İsrail, Kuveyt, Umman gibi ülkelerde daha yüksek oranda oy almıştır. Bu ülkelerde CHP’ye oy veren Türkiye vatandaşlarının istediği partiye oy verme hakları elbette vardır ama daha düne kadar Ak Parti hükümetini İsrailci, Arapsever, İrancı, ABD’ci, Rusya’cı, Çinci olarak yaftalayan kişilerin bu sonuçlara göre düşüncelerini bir gözden geçirmeleri gerekmektedir.  Ak Partiyi şucu bucu diye ayırt edenlerin bu ülkelerle nasıl bir ilişki ağı var ki bu ülkelerde ciddi bir oy tabanına sahipler. Bu noktanın sosyo-politik analizi yapılmalıdır. HDP’nin birinci parti çıktığı ülkelerden dikkat çekenler ise Finlandiya, İsveç, İngiltere, İsviçre, İtalya, Japonya gibi ülkelerdir. Demokrasi çıtasının yüksek olduğu düşünülen bu ülkelerde şiddetten, terörden beslen bir parti nasıl birinci parti olmuştur. CHP ve HDP’nin yurt dışında birinci parti çıktığı ülkeler Ak Parti siyaset bilimcileri, sosyal araştırmacıları tarafından irdelenmelidir ve AK Parti bu ülkelerde sağlam/sağlıklı bir politik diaspora çalışması yapmak durumundadır. CHP ve HDP’nin birinci parti çıktığı ülkelerde paralel yapının ve bu ülkedeki siyasi mekanizmanın bir etkisi ve yönlendirmesi olup olmadığı Ak Parti tarafından araştırılması gereken bir mevzudur. Ak Parti bu ülkelerde Türkiye aleyhine bir çalışma ve faaliyet içinde olan yapılar varsa onlarla siyasal/hukuki bir mücadele vermek durumundadır. Milletin oy tercihi önünde eğilmek her demokratik vatandaşın boynunun borcudur ama milletin oyunu kimse bloke edemez.
                Sonuç olarak Ak Parti Türkiye’nin merkez partisi olduğunu ve Anadolu ruhunu temsil ettiğini ortaya koymuştur. Cam siyasetçileri, burun siyasetçileri, iç savaş holiganları, koalisyon sevdalıları, kaosseverler, istikrarsızlıktan medet umanlar, kirli havada umut avı yapmak isteyenler sükutu hayale uğramıştır. Şimdilerde milletin beklentisi seçim vaatlerinin Ak Parti tarafından en kısa sürede gerçekleştirilmesidir. Ayrıca millet Ak Parti etrafında toplanarak Ak Partinin vaatlerini gerçeğe dönüştürme kabiliyetine olan güvenini de izhar etmiştir. Muhalefetin vaatlerini inandırıcı bulmayan vatandaş muhalefet partilerinin vaat ettiği 1800 TL’lik asgari ücrettense sözünün eri olarak gördüğü Ak Partinin 1300 TL’lik asgari ücret vaadine oy vermiştir. Şimdi Ak Partiye düşen rakamsal anlamda yakaladığı ilk günkü aşk grafiğini ruhsal anlamda da gerçekleştirmesidir. Ak Parti Teşkilatı nefessiz bir şekilde Türkiye’yi atiye taşımakla mükelleftir. Küçük cihadı geçmiş olan Ak Parti büyük cihadın sorumluluğu ile karşı karşıyadır. Millet Ak Partinin seçim sonrası tutumunu/duruşunu anbean izlemektedir.  Ak Parti, yaşamakta olduğumuz köhne dünya düzeninin restorasyondan geçmesi için gerekli çalışmaları planlamalı ve sürdürülebilir kılmalıdır. 1 Kasım seçimleri vatana, millete, ümmete ve dünyaya hayırlı olsun.
 
YORUM BIRAKIN
YORUMLAR  ( 0 Yorum )
Habere hiç yorum yapılmamış
BENZER HABERLER
S.Bedri Gider: Günümüz sol düşüncesi
Siyasal, sosyal, ideolojik, sosyo-psikolojik ve psikolojik açıdan ortada büyük bir yenilgi var.
Ahmet Pekiyi: Yeni bir dünya hayali 5
Yeni Bir Dünya Hayali konulu ilk dört yazımı merak eden dostlar köşemdeki yazı arşivine bakabilir.
ARİSTOKRATLAR VE DUVAR !!!!
Açıkçası bu tespitlere göre, paranın delikanlılığı bozduğu gibi demokrasiyi de bozacağı anlamı çıkmaktadır… Aslında istişare anlamına gelen, neticesi ne olursa olsun istişare sonucu çıkan karara saygı duyulması ,sanırım demokrasi denen bu işin olmazsa olmazıdır.
Tuğba Özturlar:Romanlar Verdingkinder Olmasın
Verdingkinderler, tarihine indikçe yaşayan kişilerin o dönemi hatırlamak dahi istemediği, Peynir, çikolata ve Alp dağlarıyla ünlü olan özgür ve zengin İsviçre de yaşanan bir olay.
Güldalı Coşkun: Yapmayın ne olur
Sosyal psikologlar ne der bilmiyorum ama bu derece siyah ve beyaza hapsolmuşluk ve katılık, insanı yoruyor.
Güldalı Coşkun: Lisede olmazsa anaokulunda denenir
Doktorlar, hukukçular, mimarlar, mali müşavirler, çoğu kez iyi üniversitelerden mezun olmuş zeki kişilerdir. Şunun şurasında özel üniversite tarihi çok yeni ancak bu odalar ve zihniyetleri epeyce eski.
AVUSTURYA'DAN SIĞINMACILARA ASKERİ SET
KERRUBİ AÇLIK GREVİNE BAŞLADI
ABD'DEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
BM GENEL SEKRETERİ'NDEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
İNGİLİZ BAKANDAN 'TÜRKİYE' AÇIKLAMASI
TİLLERSON'DAN KİM JONG UN AÇIKLAMASI
VENEZUELA HALKI ABD'NİN 'ASKERİ MÜDAHALE' İMASINA TEPKİ GÖSTERDİ
TRUMP'TAN IRKÇILIK AÇIKLAMASI
İSRAİLLİ DERNEKTEN AL JAZEERA'NIN KAPATILMASINA TEPKİ
ÇİN'DEN BMGK'NIN YENİ KUZEY KORE KARARINA TEPKİ
DUTERTE: İNSAN HAKLARI MI? CANI CEHENNEME!
MISIR'DA BOMBALI SALDIRI
EN ÇOK OKUNANLAR