Anasayfa  >   Yazar
Ejderhanın Dönüşümü
PKK, Kürt meselesini ilk ortaya çıktığı dönemlerdeki temel sosyo-politik alanlarının ve referanslarının dışına çıkararak farklı bir araç haline getirdi. Geçen hafta Yeni Şafak’ın yorum sayfasında bu konuyla ilgili görüşlerimi detaylı bir şekilde yazmış ve artık örgütün Türkiye düşmanlarının ona karşı kullandıkları bir koçbaşı olduğunu yazmıştım.
19 Ocak 2016 - 10:41:49

PKK, Kürt meselesi üzerinden birkaç senaryoyu birlikte yürümektedir. Bölgenin sekülerleştirmesinden tutun geleneksel sosyolojiyi dejenere etmeye, Kürtlerin birlikte yaşadığı tüm kavimlere düşman etmekten faşist bir ideolojinin zihinlerde yer etmesine kadar pek çok alanı içine alan bir operasyon çekmektedir.
Dünyada neredeyse hiç taraftarı ve gerçekliği kalmamış olan “Ortodoks Marxist” Sol ideolojinin egemen olduğu bir “devletimsi” sistem kurmak için de çalışıyor Kürtleri geleneklerinden koparmak için de. Türk solunun var olan muhafazakar devletten öcünü alsın diye de hamleler yapıyor Alevilerin kadim tarihi hesaplarını görmelerini de sağlamayı vaad ediyor.
PKK sadece siyasi bir yetkilendirme peşinde değil, haşa bir tanrısallık peşindedir artık.
Bu durum doğal olarak hiç de hesap edilmeyen ya da beklenmeyen bir değişimin nasıl sinsi bir şekilde yaşandığını da göstermektedir.
Bir de bakmışız ki PKK’nın varlığı dolayısıyla Kürtler ve Kürt meselesi ile ilgili gelişmeler doğal iç dinamiklerle gelişip toplumsal bir dinamizmin öngördüğü bir mecrada gerçekleşmemiş bugüne kadar ve bu çete var olduğu sürece de bundan sonra da gelişmeyecektir. Hep olağan üstü hal durumlarının içinde dönüştü ve kaldı. Bölge insanı, onurunu ve haysiyetini rencide edenlerden kaçarken bir başka şahsiyet avcısının hedefi olmaktan kurtulamadı. Devlet onları tahkir etti ve onlar da bu tahkir edilen özelliklerini kutsadığını söyleyen örgüt ve bileşenlerine doğru koşmaya başladılar. Ancak burada bir başka canavarla karşılaştılar ve işin can sıkan en önemli tarafı ise bu canavarın bir öncekinden çok daha vahşi ve gaddar olmasıydı.
Ölü bedenlerin üzerinde gezinirken küstah sırıtmalarla poz veren bir ejderha var artık karşımızda.
Altay Ünaltay’ın “Uygarlık Alaturca/Bir Şark Masalı:Batılılaşma” kitabında farklı bir versiyonu olan meşhur bir hikaye vardır; bir şehir devletinin yanı başındaki dağın sarp kayalıklarında kuş uçmaz kervan geçmez mağaralarında yaşayan bir ejderha varmış. Bu ejderha ara sıra şehre iner, insanlardan yakaladığını herkesin gözü önünde öldürür, parçalar yakalayamadıklarına da korku salarak büyük zararlar verirmiş. Ahali, kimi zaman buna bir takım hediyeler vermek sureti ile şerrini def etmeye çabalasalar da kalıcı bir çözüm bulamamışlar. Ülkenin tek meselesi bu canavarmış. Kral ve ahali hep bu meseleye bir hal çaresi olacak bir yol bulmaya çalışırken ülkenin kahramanları, yiğitleri, cengaverleri bu ejderhayı öldürmek için tek tek bu canavarla savaşmaya giderler ve hiç birisinden bir daha haber alınamazmış. Giden geri gelmez olmuş. Artık ülkede kahraman kalmamış. En son kahramanlarını da büyük bir heyecan ve endişe ile bu canavarla savaşmaya uğurlarken herkesin yüreği ağzındadır. Son şanslarıdır çünkü bu durum. Ülkeyi bir kâbusa çeviren bu canavarın hakkından gelinmediği süre asla rahat edemeyeceklerinin farkındalar. En son kahraman büyük bir tören ve seremoni ile ejderhayı öldürmeye gönderilir.
Zorlu bir yolculuktan sonra ejderhanın inine gelen adam bir sürprizle karşılaşmaz. Karşısında ülkesinde yaşamayı kabusa çeviren ejderha vardır. Son derece ürkütücü ve güçlü olan bu canavarla savaşmaya başlar. Genç adam delikanlılığını ve yiğitliğini konuşturarak onu öldürür. Büyük bir oh çektikten sonra, etrafı kontrol etmeye başlar. Mağaranın derinliklerinde göz kamaştıran bir hazine ve çevrede irili ufaklı hayvan kemikleri görür. Ancak hiç insan kemiği bulamaz etrafta. Şimdiye kadar ejderha ile savaşmaya gelip ölenlerin izine rastlayamaz. Elini hazineye attığı anda birden kılıç tutan elinin tüylenmiş olduğunu, tırnaklarının uzadığını ve öldürmüş olduğu ejderhaya benzemeye başladığını görür. Korkudan bağırmak ister ancak tuhaf bir homurtu çıkar ağzından. Canavarı öldürmeye gelen adam canavarlaşmıştır. Artık yeni gelecek olanı ejderhaya dönüştürecek olan o olmuştur.
Bölgede tek parti döneminden kalma baskıcı ejderhaya karşı çıktığını iddia edip onu yok edeceğini söyleyen örgüt ve bileşenleri, çıktıkları dağlarda o ejderhanın kendisi oldular. Bugün artık her geleni canavarlaştıran bir mekanizma kurmuşlardır. Hatta bütün bir bölgeyi canavarlaştırmak istiyorlar. Kawa olma iddiası ile yola çıkanlar Dehak’laşmış bir retoriği manipüle ederek her gün beyinlere kazımaktadırlar.
Bunların asıl hedefi, canavarın yerine kendileri geçmektir. Döktükleri kan kadar itibar kazandığını düşünen bir yapının kan akmasından rahatsız olmuş gibi yapması kimi ikna edebilir ki?
Bu meseleyi bir açmaza sürükleyen asıl dinamikler gayri meşru iki kardeştir. Bunlardan birisi statüko ve onun ideolojik ajanlarıdır bir diğeri de metafizikten arındırılmış totaliter devrimcilik retoriğidir. Her ikisinin ortak atası ise faşizmdir. Faşizm ise şeytani bir tavır olarak insanlığın tüm zamanlardaki en büyük düşmanıdır. İnsanlığın düşmanı olan bir söyleme yaslananlar insanlar için daha huzurlu bir gelecek vaat edebilirler mi?
Ama kim hangi hesabı yaparsa yapsın, “Allah, gözlerin ihanetini de bilir, gönüllerin sakladığını da.”



Prof.Dr. Mazhar Bağlı
YORUM BIRAKIN
YORUMLAR  ( 1 Yorum )
muhtar
2 Yıl önce
kawa'nın efsanesini bu kadar kıvırıp yazmana gerek yoktu.kürtsen kürtlerin efsanesinde anlatılanı yazarsın.yok öyle yok böyle kandırma kimseyi.bende dedim hele ne yazmış
BENZER HABERLER
Zeynelabidin Zinar: Baxçeyê Wêran
Hebû tune bû, dibêjin di çax û zemanekî de baxçeyekî rengbihişt li herêmek ji herêmên Aristanê hebûye. Di navê de kanî, ça û çemik hebûn. Li keviyên wan avaên herikbar rihan, beybûn û pûng hevûdu mîna cergebezê kemerbest dikirin. Li aliyekî Baxçeyê rengîn mêw, di nava wan de darên behîv û hirmiyan, ji wan zêdetir gelek darên fêkî yên texlîtên cuda hebûne. Li aliyê ketahiyê medreb bûye, tê de zebze û pincarên pirtexlît hebûne.
Oğuz Ağca: Terör Yerine Çağdaşlaşma
PKK'nın, savaşarak Türkiye'den toprak parçası alamayacağını artık idrak ettiğini düşünmüştüm.
Ahmet Pekiyi: Diktatör Muhalefet
Demokratik ve antidemokratik sistemlerin hastalık derecesine varan alışkanlıkları bulunur.
Mustafa Çevik: Kentleri İmha Edenler ve İhya Edenler
Modern dönemin yıkıcılığından ülkeler, kentler ve insanlar payını almaktadır. Giderek bütün kentler birbirine benzer hale gelmektedir.
TEMSİLİYET SORUNU VE ORTADOĞU
Dünyanın insan yaşamına elverişli toprakları dikkate alındığında nispi anlamda da olsa toplumsal farklılıkların en fazla kendisini hissettirdiği merkezlerden biri hiç kuşkusuz Ortadoğu’dur. Bu nedenle tarihsel süreçte Ortadoğu’nun gündeme geldiği her olayda bir nevi toplumsal alandaki varlığın tescili anlamına gelen temsiliyet sorununun yer aldığını görmekteyiz.
Hacer Aydın: Elhamdülillah Süslümanlık
Süslümanlık hayatın içinde olmakla alakalı sosyo-psikolojik bir durumdur
AVUSTURYA'DAN SIĞINMACILARA ASKERİ SET
KERRUBİ AÇLIK GREVİNE BAŞLADI
ABD'DEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
BM GENEL SEKRETERİ'NDEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
İNGİLİZ BAKANDAN 'TÜRKİYE' AÇIKLAMASI
TİLLERSON'DAN KİM JONG UN AÇIKLAMASI
VENEZUELA HALKI ABD'NİN 'ASKERİ MÜDAHALE' İMASINA TEPKİ GÖSTERDİ
TRUMP'TAN IRKÇILIK AÇIKLAMASI
İSRAİLLİ DERNEKTEN AL JAZEERA'NIN KAPATILMASINA TEPKİ
ÇİN'DEN BMGK'NIN YENİ KUZEY KORE KARARINA TEPKİ
DUTERTE: İNSAN HAKLARI MI? CANI CEHENNEME!
MISIR'DA BOMBALI SALDIRI