Anasayfa  >   Yazar
“Gönül Erleri” Maskesinin Altındaki Çirkef
Türkiye’de toplumsal ve siyasal alana etki eden İslami eğilimler temelde iki başlık altında ele alınabilirler.
15 Subat 2016 - 13:01:30
Bunlardan birisi Nakşilik-Milli Görüş diğeri de Nurculuk-Gülenciliktir.
Elbette bu yapıların dışında da hayli etkin olan gruplar-cemaatler de var. Ve tabidir ki bunların da kendi çapında ve gücü oranında bir etkinliği ve karşılığı da var. Ancak şu an Gülencilerin ülkede ki tüm muhafazakarlara karşı yürüttüğü savaşın görünür hedefi milli görüş geleneği olduğu için bu ikisini ele alan bir okuma çabasındayız.
Ben hem ailemin beslendiği Nakşibendi kaynak hem de eğitim sürecinde içinde bulunduğum ortam gereği milli görüş geleneği içinde büyüdüm.
Babam ve amcam, bize iki şey öğütlediler, hem dünya hem de din için çalışın. Dünyadan kasıt toplumsal alanda güçlü bir aktör olarak var olmak, dinden kasıt muttaki olmaktır. Dünya işlerini siyaset ile özetleyen büyüklerimiz din işlerini de tasavvuf yolu ile bize işaret ettiler. Kendi adıma söylemeliyim ki onların yolunun izini sürebilmeyi çok isterdim ama maalesef.
Amcam der ki, bütün semavi dinlerin tek bir amacı var, okuduğumuz tüm kitapların bize söylemek istediği tek bir cümle vardır: “Allah’a yararlı bir kul olmaktır”.
Bireye yönelik bu söylemlerin yanında deyim yerindeyse sosyolojik ve siyasal alana dair tartışmalar da yapılırdı ve ülkenin yönetiminin iyi gitmesi için çaba gösterilmesini de teşvik ederlerdi.
Hem bulunduğum sosyal ortamlarda hem de okuduğum mekteplerde bize, kişilik için tasavvuf ile toplum için de siyaset ile ilgilenmemiz öğütlenirdi.
Bu nedenden dolayı da yıllarca Milli Görüş geleneği Gülenciler tarafından siyasi bir hareket olarak görülüp hep aşağılanırdı.
Kendimi bildim bileli Gülenciler, toplumsal değişmenin, idealleri gerçekleştirmenin en doğru yolunun siyaset üzerinden yürütülecek olan projelerden değil, bireyin gönlünü fethetmekten geçtiğini söylediler.
Bize hep siyasetin “kirli” bir uğraş olduğunu propagandası yaptılar.
Siyasi çalışmaların herhangi bir “başarı” şansının olmadığını söylediler.
Yanlış yolda olduğumuzu söylediler.
İmam Hatip Lisesinde aynı sırayı paylaştığım sınıf arkadaşımla 5-6 yıl boyunca nerdeyse her gün bu konuları tartıştık ve her seferinde o bana gönülleri fethederek toplumsal alandaki sorunları çözeceklerini, özlenen baharın (asr-ı saadetin) doğal bir değişim sürecinde kendiliğinden geleceğini söylerdi.
Sonra Üniversiteye gittiğimde de aynı durumlarla karşılaştık. Bizim kaldığımız yurtlarda “siyasi” gündemin konuşulmasından son derece rahatsız olurdu Gülenciler.
İnsanlara “müspet” fikirler aşılamak için siyasetten uzak durmak gerekir muhterem. Aman ha kimseye rengimizi belli etmeyelim dediklerini dinledik her gün.
Diğer yandan milli görüşçüler, ülkenin kalkınması, siyasi yapısının işlevselleşmesi, demokrasinin bir standarda kavuşması gerektiğini ve bunun için de her bir müslümanın bu konuları da bir vecibe olarak görmesi gerektiğini söylerlerdi.
Erbakan Hoca siyaset ile din arasında “ontolojik bir bağ” kurduğunda bu Gülenciler “onu din istismarcısı” sahtekar olarak yaftalayıp 28 Şubat darbesi için gerekçe bile saydılar.
Ez cümle milli görüş geleneği “gece zikir gündüz fikir” yaklaşımı ve stratejisi ile hem dine hem de siyasete çalıştı.
Gülenciler ise hep gönül erleri, insanlığın iftihar tablosu olacak siber dervişler ordusu kurma iddiasındaydı. Toplumu devlet erki ile değiştirmenin yanlış, yetersiz ve gayri dini bir yöntem olduğunu söylediler.
Gelinen son noktada ise durum şudur, milli görüş geleneği emeğinin karşılığı olarak siyasi alanda çok büyük bir başarı elde etti.
Hayattaki tek gayesi “başarmak ve kazanmak” olan Gülenciler ise siyaset üzerinden ülkeyi ele geçirmek için akla hayale gelmedik pislikler yaptılar yine de muvaffak olamadılar.
Siyaset ile toplum değişmez dediklerinde demek ki hep yalan söylüyorlarmış. Kırk yıldır gerçek niyetlerini saklayarak taktıkları sahtekarlık maskesi genetik bir karaktere dönüşmüştür.
Esas niyetleri toplumu, şantajla, tehditle, güçle ve kirli mizansenlerle değiştirmek olduğunu görmesine gördük de bunun gereği tedbirler alınmazsa ellerindeki bu imkanlarla askeri bir ihtilalın hesabını yaptıklarından zerre kadar kuşkunuz olmasın.


Prof.Dr. Mazhar Bağlı
25.Dönem AK Parti Şanlıurfa Milletvekili
YORUM BIRAKIN
YORUMLAR  ( 7 Yorum )
kelami
2 Yıl önce
onlar ne yapsalar boş. allah'ın verdiği bir karar vardır. bu da Müslümanların imtihanıdır. herkes saffını belli etsin. ya İbrahim'den ya Nemrut'tan yana...
tertip
2 Yıl önce
şinasi efendi,gülenciler akp sayesinde servet, mal sahibi oldu sonrada azdı. köpek bile yediği kaba pislemez. sayın bağlı onların hakkından iyi geliyor. allah yardım etsin
haktan
2 Yıl önce
Mazhar vekilim. Allah senden razı olsun. Senin gibi Hakkı tutup kaldıranlar oldukça soysuz Gülencileri herkes tanıyacak. Atasına babasına sahip çıkan sana Allah sana zeval vermesin.
haktan
2 Yıl önce
Mazhar vekilim. Allah senden razı olsun. Senin gibi Hakkı tutup kaldıranlar oldukça soysuz Gülencileri herkes tanıyacak. Atasına babasına sahip çıkan sana Allah sana zeval vermesin.
misafirim
2 Yıl önce
milli görüş gömleğini siz akpliler çıkardınız.şimdide sahipmi çıkıyorsunuz.önce reddettiniz,şimdide o gömleğe sığınıyorsunuz.yazıklar olsun........
şinasi timur
2 Yıl önce
gülenciler diye diye öleceksiniz. gülencilerin kendi adamlarına sahip çıktığı kadar akp çıktı mı? gülenciler kendi adamlarını işsiz bırakmadı, sahip çıktı, yaz akp ne yaptı? onuda yaz.
hüsnü kaya
2 Yıl önce
hay babana rahmet. gülenciler milli görüşün tırnağı olamaz. hesap günü geldiğinde ilahi adalet herşeyin hesabını soracak elbet.
BENZER HABERLER
Türkiye'deki yalancı siyaset
Türkiye’nin kötüye gitmesinden medet uman dış güçlerin olması anlaşılabilir bir durum. Bu millet tarih sahnesine çıktığı günden beri hep dış mihrakların hedef tahtasında oldu.
Proudhon mu Marx mı?
Proudhon ekonomik liberalizmi sevmedi, ama kadir-i mutlak merkeziyetçi devletten de nefret etmekteydi.
İstanbul’un Sırlarla Dolu Gizemi: Medusa!
Yaşadığımız coğrafya, büyük efsanelere konu olmuş büyük bir toprak parçasıdır. Bu efsaneler arasında öneme haiz en büyük efsanelerden biri de hiç şüphesiz Medusa’dır. Hatta Medusa, efsane olmaktan ziyade İstanbul’un gerçeğidir.
Derya Akıncı: 2016’ya girerken
Ne çok olay yaşadık yine sıcağı sıcağına bu yıl, ne çok acı çektik ne çok büyüdük ve ne çok sınavlardan geçtik Türkiye olarak... Müslümanın imtihanı zor olur derler elbet ki...
Savaş Hoştaş:Seçim Tablosu Yeni Sosyolojinin Mesajıdır
Yapılan seçimlerde millet iradesi bazen tek başına iktidar kurmayı bazen de koalisyonları oluşturmayı işaret ediyordu
Ahmet Pekiyi:Cennet çocukları
Harpten hayata doğru kürek çekmek için seyahate çıkan ve annesinin verdiği birkaç TL ile ekmek almak için fırına giden iki çocuğun yarım kalan rüyasına dair feryat etmek niyetiyle klavyenin başına geçmekten utanç duyuyorum.
AVUSTURYA'DAN SIĞINMACILARA ASKERİ SET
KERRUBİ AÇLIK GREVİNE BAŞLADI
ABD'DEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
BM GENEL SEKRETERİ'NDEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
İNGİLİZ BAKANDAN 'TÜRKİYE' AÇIKLAMASI
TİLLERSON'DAN KİM JONG UN AÇIKLAMASI
VENEZUELA HALKI ABD'NİN 'ASKERİ MÜDAHALE' İMASINA TEPKİ GÖSTERDİ
TRUMP'TAN IRKÇILIK AÇIKLAMASI
İSRAİLLİ DERNEKTEN AL JAZEERA'NIN KAPATILMASINA TEPKİ
ÇİN'DEN BMGK'NIN YENİ KUZEY KORE KARARINA TEPKİ
DUTERTE: İNSAN HAKLARI MI? CANI CEHENNEME!
MISIR'DA BOMBALI SALDIRI