Anasayfa  >   Yazar
Güldalı Coşkun: Cuma Açılımı
Devletin kötü geçmişi, insanların denize düşen misali yılana sarılmasına neden oluyor.
10 Mart 2016 - 11:40:52
 

Selahattin Demirtaş, 6-8 Ekim Kobani olaylarının bir benzerinin daha olabilme ihtimalini umursamadan, halkı Sur’a yürümeye çağırdı. Orada kaos, kargaşa, birkaç ölüm de olursa, onlar için harika olacaktı. Fakat beklenen olmadı ve çok az kişi bu eylemlere katıldı. Kürtler adına bu oldukça iyi bir gelişme. Çünkü, PKK bölgede alternatife izin vermediği gibi, halkın geçmiş acıların ve travmalarını nasıl kullanacağını çok iyi biliyor.

Devletin kötü geçmişi, insanların denize düşen misali yılana sarılmasına neden oluyor. AK Parti Hükümetlerine kadar bölge birçok bakımdan ihmal edilmiş, red ve inkâr politikaları sürmüş ve özellikle 90-94 arası yaşatılan vahşet, Kürtlerin hafızasına, kazınması zor bir şekilde yerleşmişti. Bunu değiştirmek için, çaba gösteren yeni bir devlet anlayışı da, kadim sorundan yararlananlarca baltalanmaya çalışıldı/çalışılıyor.

Terör örgütlerinin varlık nedeni ortadan kalkarsa, mafyalaşmış bir düzen kurmuş, çeşitli gelirleri ve küçük bir ülke gibi bütçesi olan örgütler ve bundan yararlanan rantçılar için, yolun sonu demektir. O halde, paradoks gibi görülse de, ülkemizde, çözüm ve barışın olmasına ilk karşı çıkan PKK ve türevleridir. Aslında bir paradoks da yoktur. Zira PKK, tarihi boyunca derin yapılarla ilişkide olmuş ve birlikte oluşturdukları bu ölüm pazarından kazanç sağlamışlardı.

Şimdi de değişen bir şey yok! Türkiye’deki statükocularla işbirliği yaparak ve her fırsatta CHP ve orduya dostluk mesajları atmakta bir beis görmeyen PKK/HDP temsilcileri, bir varolma savaşı veriyorlar. Meselenin Kürtlükle uzaktan yakından bir alakası olmadığını, bölge halkı da bu son yaşananlarla ve artık hiçbir çağrılarına olumlu yanıt vermeyerek anladığını gösteriyor.

Peki, neden ısrarla Demirtaş ve avanesi bunu göremiyor ve tipik CHP tavrını sergiliyor? CHP’nin çarşaf açılımı gibi “Cuma Namazı açılımları” yapıyor? Yapıyor da ne oluyor; “katliamcı-katil” dediğin Başbakan, Cuma namazını Silopi’de kılmaya gidince bütün oyunları bozuluyor.

CHP’de hâla neden çarşaf açılımına rağmen oylarının artmadığını anlayamıyor, Kürt CHP’si HDP de anlamadı ve asla anlamayacak. Çünkü, sahtelik sıradan insanların en iyi hissettiği kokudur. Ancak gençleri ve çocukları, onların deli kanlarını istismar ederek show ve sloganlarla kandırabilirler ki, bu konuda cidden marifetliler.

Geçen haftaki yazımda Dicle Üniversitesi’nden bir akademisyenin bu son olaylarla ilgili saha çalışmasından bahsedip, çalışmadan edindiğim izlenimde bölgedeki genç nüfusun diline uygun bir yöntem seçilerek, algı politikası izlendiğini belirtmiştim. Sosyal medya, yazılı ve görsel medyada örgütün oldukça etkili olduğunu, son derece profesyonelce çalışma ve sunumlarla, bırakın gençleri zaman zaman PKK zulmünden muzdarip insanları dahi etkilediğini görünce hafızadaki kötü geçmişin bunda tesirli olduğunu düşünüyorum. “Kobani düştü, düşecek” cümlesinin, defalarca açıklanmasına rağmen Şubat ayında bu çalışmayı yapan Mehmet Bey’in yine karşısına çıktığını görüyoruz. Bu da, slogan ve kısa cümlelerle fazla düşünmeden, gerisini araştırmadan, kendisine her anlatılanı kabul eden bir biat kültürünün, ülke genelinde olduğu gibi Kürt gençleri de kapsadığına bir örnek. Bölgedeki akil adamlardan biri bunu Erdoğan’a ilettiğinde, Erdoğan’ın yüzündeki şaşkınlık ifadesini anlatmıştı. O halde, oradaki genç kitleyi ve insanların geçmiş acılarını hesaba katarak çok daha dikkatli ve cımbızcılara fırsat vermeyen ifadeler seçilmeli.

PKK’nın en çok korktuğu şey, bölge halkının devlete yaklaşması ve ona güven duyması. Dolayısıyla, şu çatışma ortamında dahi devlet açılımlarını sürdürmeli ve muhatap olarak da halkı görmeli.

Çatışmaların gittikçe uzaması, sorunun derinleşmesine neden olacaktır; ancak bunu söylerken, silahlı insanların teslim olmasını da eklemek gerekiyor. Zira, çatışmanın nedeni onlar. Aksi halde, kimse devletin yanında yer almaz. PKK/HDP, kandırdıkları yoksul çocukları, ölüme yollarken, örgüte girdiğine pişman olmuş ve teslim olan gençlere infaz emri verilirken ve muhtemelen PKK tarafından işlenmiş birçok cinayetin devlet üzerine atılması ve inandırıcılığının olmasının konforuyla istismarda sınır tanımıyor.

Yine de en büyük görev devlete düşüyor. Bölge halkının yaraları bir an önce sarılırken, duygusal kopuşun yaşanmaması için iletişimin doğru kanallarla ve etkili bir biçimde yapılması, bir taraftan da bölgenin diğer parti, STK ve akil adamlarıyla diyaloglar sürdürülmesi elzemdir.

Yazıya Dr. Mehmet Yanmış’ın çalışmasındaki bir katılımcının ifadesini de eklemek istiyorum.

“Halkı baskı altına alarak, korkutarak kendisine destek sağlamaya çalışmak, karşı gelenleri infaz etmek, zor durumda kalan halka yardım yapılmasını engellemek, yardım yapanları tehdit etmek, infazlarını ve tüm suçlarını devletin üzerine atmak şeklindeki eylemleriyle YDG-H tam da 90’lı yıllardaki devletin uygulamalarıyla örtüşüyor (Azad, 41). “

Devlete dava açılabilir, bu zorludur, yorucudur; PKK içinse imkan dışıdır. Kürtler, asıl özgürleşmeyi, suyun akışını yokuşa süren PKK’ya hesap sorduklarında başaracaklardır.

 

guldalicoskun@hotmail.com

YORUM BIRAKIN
YORUMLAR  ( 0 Yorum )
Habere hiç yorum yapılmamış
BENZER HABERLER
Kêle Mane Tıjî Nabe (Bahane Ambarı Doldurulamaz)
Sanıyorum bugüne kadar Kürt meselesinin konuşulduğu her ortamda ben hep PKK ve bileşenlerinin bu sorunun çözümünü istemedikleri kişisel görüşümü dile getirmişimdir. Elbette biz bir çare bulmakla mükellefiz ama bilelim ki örgüt bu işin çözümünü istemez. Esasında bu kanıya varmak için de çok derin araştırmalar ve analizler yapmanıza gerek yok.
Koray Şerbetçi: SEN ÖTEDEN, BİZ BERİDEN…
Fransız tarihçi Michelet; “ Ne zaman aklımın ermediği bir konu olsa açar Fransız tarihine bakarım” der. Ben de bir tarihçi olarak vazifemi yapayım ve Türk milletinin çözemediği garip meseleleri ve denklemleri berraklaştırmak adına Türk tarihine bir baktırayım.
Ah Ulan Hurşit!
Yönetmenliğini Atıf Yılmaz’ın üstlendiği Şekerpare adlı filmi bilmeyen yoktur. 1983 yapımı filmde Ziver Bey karakol amiri, Hurşit ise en sadık yaveridir.
Saygın Bedri Gider: Cumhuriyetin Reza Zarrab'ları
DÜNDEN BUGÜNE CUMHURİYETİN REZA ZARRABLARI Numan Kurtulmuş ve Nihat Zeybekçi Türkiye İhracatçılar meclisinin verdiği ödüllerden birini Reza Zarrab'a takdim edince kıyamet koptu. Kopacak tabii... Kopmalı... Numan Kurtulmuş "ödülün o kişiye verileceğini bilseydim gitmezdim." diyerek kırık potu iyice parçalamış oldu.
Ahmet Pekiyi: Yeni bir dünya hayali 5
Yeni Bir Dünya Hayali konulu ilk dört yazımı merak eden dostlar köşemdeki yazı arşivine bakabilir.
Y.Ziya Döger: Toplumsal Anomi ve Yeni Arayış
Bunalımların öne çıktığı bu dönemlerde denetimi sağlayan kurallar geçerliliğini yitirince nereden çıktığı ve kimin tarafından nasıl şekillendirildiği bilinmeyen olayların anlık olarak baş göstermesi olağanlaşmaya başlar.
AVUSTURYA'DAN SIĞINMACILARA ASKERİ SET
KERRUBİ AÇLIK GREVİNE BAŞLADI
ABD'DEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
BM GENEL SEKRETERİ'NDEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
İNGİLİZ BAKANDAN 'TÜRKİYE' AÇIKLAMASI
TİLLERSON'DAN KİM JONG UN AÇIKLAMASI
VENEZUELA HALKI ABD'NİN 'ASKERİ MÜDAHALE' İMASINA TEPKİ GÖSTERDİ
TRUMP'TAN IRKÇILIK AÇIKLAMASI
İSRAİLLİ DERNEKTEN AL JAZEERA'NIN KAPATILMASINA TEPKİ
ÇİN'DEN BMGK'NIN YENİ KUZEY KORE KARARINA TEPKİ
DUTERTE: İNSAN HAKLARI MI? CANI CEHENNEME!
MISIR'DA BOMBALI SALDIRI