Anasayfa  >   Yazar
Başkanlık Sistemi
Acıda dahi birleşememek, etnik kökenine, mezhebine göre tavır takınmak, şiddeti sokağa çağırmak, çözüm ararken yanlış mecralarda dolaşmak, kaybettiğimizi bulunmadığı yerde aramak ve yeni kavgalar yaratmak... Sonuç daha fazla kutuplaşma...
18 Subat 2015 - 11:28:06
Özgecan...Planda yoktu yazmak ama bir acı daha kalbimize dokunup onunla birlikte bizi de yaktı. Ailenin hissettiği acıyı  tarif edecek ifadelere  bizim ulaşmamız mümkün dahi değil. Bu imkansızlık içinde yapabileceğimiz en doğru davranış biçimi sadece  onu sahiplenmek olmalı idi. Fakat, tıpkı Berkin Elvan ve Ali İsmail Korkmaz’ın vefatlarında  olduğu gibi kutuplaşma ve siyasete tahvil etme çabaları  gündeme gelmeye başladı yine. Türkiye, bu tür kutuplaşmaların hakim olduğu bir ülke konumunda olmaktan tam manası ile kurtulabildiğinde, diğer sorunlarını da daha rahat çözme fırsatı bulacak. Bir vefattan, hangi isim altında olursa olsun fayda devşirmek, gayriinsanî bir çaba ve sağlıksız bir ruh hali. Acıların dahi  bölündüğü bir anlayış tarzı ile, ülkenin diğer problemlerinin çözümünde  “biz” olma bilincinin, objektif ve âdilane bakış açısına dönüştürülmesi  ne kadar mümkün bilinmez. Acıda dahi birleşememek, etnik kökenine, mezhebine göre tavır takınmak, şiddeti sokağa çağırmak, çözüm ararken yanlış mecralarda dolaşmak, kaybettiğimizi bulunmadığı  yerde aramak ve yeni kavgalar yaratmak... Sonuç daha fazla kutuplaşma...
Bu olumsuz tutumların devam etmesi ile birlikte son yıllarda, fikir özgürlüğü ve temel hak ve özgürlükler noktasında, olumlu yönde gelişmelerin de olduğunu kabul etmek gerekir.
Yakın tarihe kadar, başörtüsünün örtünme biçiminin dahi rejim  için tehlike oluşturacağı tartışmaları medyayı işgal ediyordu. Akademisyenler, gazeteciler, siyasetçiler yıllarca vakitlerini bu konulara harcadılar ve toplumun da gündemini meşgul ettiler. Paylaşılan bir fikirle, bir müzik ile, başörtüsü ile bir ülkenin, bir rejimin  yıkılacağı korkuları. Güçlü bir medeniyetin devamı olan Türkiye’nin, bu görüntülere ve hezeyanlara  lâyık olmadığını düşünüyoruz.
 
Bu nedenle, son günlerde başkanlık sisteminin rahatça tartışılabiliyor olması fikir özgürlüğü bağlamında olumlu bir gelişme. Bu durum da, gelişmişlik düzeyi ile doğrudan ilgilidir. Tartışmanın olumsuz yansıması, sıkça karşılaştığımız üzere, konu ne ile ilgili olursa olsun, vatan hainliğine indirgenmesi  ve kutuplaşmayı arttırması. Başkanlık sisteminin diktatörlük yaratacağı ya da bölünme sürecine götüreceği endişeleri yoğun şekilde gündeme taşınmış durumda.
1924 Anayasası da dahil olmak üzere Anayasalarımızda devletin şekli vurgulanmış, sistem tanımlanmamıştır. Bu nedenle “ rejim değişikliği “ söz konusu olmadığı için, başkanlık sistemine geçmek Anayasaya aykırılık teşkil etmeyecektir. Zannedildiğinin aksine demokrasi, parlamenterizmden ibaret değildir.
Başkanlık sistemi, kuvvetler ayrılığı ilkesinin  kesin şekilde uygulandığı, başkanın doğrudan halk tarafından seçildiği ve görevini yaparken parlamentonun güvenoyuna ihtiyaç duymadığı, bu özelliğinden dolayı hızlı karar alınabilen ve uygulanabilen, dinamizm getirebilecek olan bir sistem. Kuvvetler ayrılığı, sağlıklı ve ileri demokrasinin uygulanabilirliği bağlamında, parlamenter sistemden daha elverişlidir.
Parlamenter sistemde,  yasama yürütme ve yargı organlarının birbirine bağlı olmasının sonuçlarını geçmişte, uzun süren koalisyon iktidarlarının ülkeye nasıl zarar verdiğini,   ekonomik, siyasal ve sosyal  bedellerini ağır bir şekilde ödeyerek yaşadık. Aylarca kurulamayan hükümetler, alınamayan kararlar, çıkarılamayan kanunlar… Sadece 1970 ile 1980 yılları arasında oniki hükûmet değişmesi, sistemin nasıl tıkanmış biçimde işlediğini hatırlatır.
Türkiye’de uygulanan parlamenter sistem, bugüne kadar halkın haricinde ordu, sermaye, yargı ve bürokratik vesayet gibi güçlerin hakim olduğunu bir sistemdi. Sadece bürokratik vesayetin dahi işleyişi nasıl istediği gibi tıkadığının örneklerine müteaddid defalar şahit olduk. Atanmışların, seçilmişlerin üzerindeki etkisinin kaybolması, sağlam bir düzen inşa etmek yolunda önemli bir adım olur. Başkanlık sisteminde, sayılanların etkisi kalmayacağı için, daha sağlıklı bir yapının oluşması kolaylaşacaktır.
Değişikliğin, diktatörlüğe yol açacağını düşündüren husus, Latin Amerika ülkelerinde başkana,  parlamentoyu tek taraflı fesih yetkisi verilmiş olması. Başkan, yürütmeye ait bir çok yetkiyi tek başına almakta olsa da, kanun teklif etme, meclisi feshetme ve bütçe yetkisi olmadığı için, tek adam (diktatör) benzetmesi yapılması rasyonel bir bakış açısı değil. Yetki ve sorumluluğun paralel olması zaten gerekli bir kamu hukuku ilkesidir. Etkin, hızlı bir yönetim için güçlü yürütme şarttır. Hızla gelişen dünya ekonomik şartlarına yetişebilmenin yolu da, hızlı karar alabilme ve uygulanabilmekten geçiyor.
Bununla birlikte sistemin asıl problem doğuracak yönü, yasama ve yürütme organları arasında, farklı siyasi yapılanmaların hakim olması durumunda yaşanabilir. Türkiye’de bu ihtimal göz ardı edilemeyecek kadar kuvvetlidir. Bu tıkanmayı önleyici tedbirler ile hızla gelişen ve değişen yeni çağ dünyasında Türkiye’nin ihtiyaçlarına cevap verebilir.
 
Sistem federalizm ile birlikte anılsa da, bu başkanlık sisteminin zorunlu bir unsuru değil. Türkiye, dünyadaki diğer örneklerinde olduğu gibi federal sisteme sosyolojik, tarihi ve kültürel manada elverişli değil. Bu nedenle, üniter yapısı korunarak ve Türkiye’ye uyarlanacak bir başkanlık sistemi, parlamenter sistemin olumsuz yönlerinden çok fazla zarar görmüş ülkemiz için, faydalı olabilir. Değişiklik üzerinde, mümkün olduğu kadar konsensüs sağlamak, kolektif akıl oluşturmak daha sağlıklı bir yapı oluşturacaktır. Halka anlatılmalı, konuşulmalı ve tartışılmalı. Eleştirirken ve överken siyasal kimliklerden bağımsız ve sadece toplum menfaatini düşünecek bir objektif akıl ile karar vermenin, tüm fikir yürütenlerin  ve sürece katkıda bulunanların görevi olduğunu düşünüyoruz. Gölgesinden korkan bir Türkiye bize yakışmaz. İhtiyacımız olan ne ise korkmadan konuşup uygulayabilmeliyiz. Hep birlikte en güzel yakalayabilmek temennisi ile.
 
 
 
 Avukat Aysel KARAKUZU
YORUM BIRAKIN
YORUMLAR  ( 0 Yorum )
Habere hiç yorum yapılmamış
BENZER HABERLER
S.Bedri Gider: Cizre Sur Nusaybin Hendekleri
İnsan hakları şampiyonu modern Avrupa'nin gözleri önünde yaşanan Srebrenitsa katliamını kitaplardan okumakla o utanç beldesini yerinde teneffüs etmenin farkını ancak Srebrenitsa'ya gidenler bilir. Orayı gördüğümde içime kan oturmuştu.
Siyasetin Yeni Zübük’ü: Kemal Kılıçdaroğlu
Aziz Nesin’in aynı isimli romanından sinemaya uyarlanan, başrollerini merhum Kemal Sunal’ın oynadığı ‘’Zübük’’ adlı filmi bilirsiniz. Film, Zübük’ün rüşvetle, yalan dolanla örülü ahlaksız hayatını konu alır.
Anneni ağlatmaya değdi mi Hurşit!
Gözaltına alındıktan sonra kaybolduğu iddia edilen 32 yaşındaki H.Külter, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Şırnak İl Yöneticilerindendi.
Atilla Yayla: Devrimci IŞİD?
Tahmin edileceği üzere eski ve yeni sosyalistler bu değerlendirmeye çok kızdı. Birçok açıklamayla Görmez’in sözlerinin “saçma” olduğunu ve IŞİD’in hiçbir şekilde sosyalist hareketlerle benzeştirilemeyeceğini iddia etti.
S.Bedri Gider: Türkiye Siyasetinde Komplonun Yeri
Adnan Menderes'in asılmasının sebepleri bile konuşulamaz bu ülkede. Herkes sallar durur. Ezberletilmiş cümleleri tekrarlar tüm bilmişler.
Aysel Karakuzu:Avrupa Birliği dağılıyor mu?
AB'ne İlk defa 1959 yılında adaylık başvurunda bulunan Türkiye'ye, ancak 1999 yılında adaylık statütüsü verildi.
AVUSTURYA'DAN SIĞINMACILARA ASKERİ SET
KERRUBİ AÇLIK GREVİNE BAŞLADI
ABD'DEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
BM GENEL SEKRETERİ'NDEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
İNGİLİZ BAKANDAN 'TÜRKİYE' AÇIKLAMASI
TİLLERSON'DAN KİM JONG UN AÇIKLAMASI
VENEZUELA HALKI ABD'NİN 'ASKERİ MÜDAHALE' İMASINA TEPKİ GÖSTERDİ
TRUMP'TAN IRKÇILIK AÇIKLAMASI
İSRAİLLİ DERNEKTEN AL JAZEERA'NIN KAPATILMASINA TEPKİ
ÇİN'DEN BMGK'NIN YENİ KUZEY KORE KARARINA TEPKİ
DUTERTE: İNSAN HAKLARI MI? CANI CEHENNEME!
MISIR'DA BOMBALI SALDIRI
EN ÇOK OKUNANLAR