Deprecated: Function mysql_numrows() is deprecated in /home/sivildus/public_html/head_contente.php on line 51
Anasayfa  >   Yazar
Muhammed (A.s) Kimdir?
Şunu peşinen söylemek gerekir ki, Hz. Muhammed Bütün insanlık için yaktığı özgürlük bilinci, bütün bir yeryüzünü mutluluk ve adalete götürebilecek düzeydedir. Şüphesiz ki bu öyle bir düzeydir ki, ne Seküler ne Hümaniter ne de Liberal düşünce sistemleri bu bilincin ve duruşun ötesine varacak bir sistem inşa edemez. Ve modern gürültüler ve savaşımlar arasında onun sesini ve özgürlük nefesini hissetmek, onun bitmek bilmeyen ilahi ışığını, aşamadığımız düşünce zindanlarına götürüp aydınlatmak, insana dair en anlamlı çaba olacaktır.
06 Mayis 2016 - 19:38:15
Peki Muhhammed (a.s) Kimdir?
 
O devrimci bir duruş. Muhalif bir bilinçti. Sarsılmaz bir ideoloji, yeni bir dünya görüşüydü. Uzlaşmacı değildi. Bugün yaşasaydı Liberalizme, Kapitalizme, Marksizme karşı yine muhalif olacaktı. Ve bu anlamda o muhafazakarda değildi. Muhammed (a.s) ilahi boyutun teorik yönü olan vahyin, pratik profiliydi. Vahyin sınırları içinde mücadele eden, reddeden, üreten, düşünen, devrimci kişiliğiydi.
 
Bizans sömürüsü, sasani egemenliği, Mekke oligarşisi altında ezilen mazlumların sığınağı, ezilenlerin önderliydi. Adalet ve özgürlüğün tartışılmaz ismiydi. O bir sosyolog, edebiyatçı, psikolog, stratejist ve vaizdi. Merhametin ve şiddetin orta yolu, Kitabın ve hikmetin davetçisiydi.
 
Mazluma düşkün, sömürülenlerin sığınağıydı. O ki 23 yılda idealizmi ve gerçekliği birleştiren eşsiz biriydi. Mekkede putları kırmadı, çünkü zihin putlarını kırmadan eylemselliğin imkansızlığını bilen bir önderlikti. Sabrı ve direnişi kuşanan mücadeleciydi.
 
Bazen bir kölenin sofrasında, ekmeğini suya batırıp yemekten çekinmeyen biriydi. Bir devlete sahibi olup hasırlar üzerinde uyuyan bazen karnına taş bağlayan, açlıktan bitap düşüp oturarak namaz kılan biriydi. Öyle ki “Allah’ım beni fakirlerle haşret” diye dua eden bir kişilikti.
 
O devrimci bir zahitttiki ölürken saraylar bırakmadı ardından. Cariyeler ve köleleri yoktu. Topraktan bir evi vardı ki damı yoktu. Belki buğday ekmeğini birkaç defa yemişti. Ölürken dahi borcu vardı o kutlu nebinin. Vasiyeti ki hiç yoktu. Ne para, ne pul. Ne koyun ne de deve bırakmamıştı.
 
Medine’de bir gündü. O kadar açtı ki belki günlerce ağzına bir lokma ekmek girmemişti. Öyle bitkindi ki anca oturarak namaz kılıyordu. Ebu Hureyre soruyor. Ey Allah’ın Resulü niye oturarak namaz kılıyorsun, hasta mısın?  O kutlu devrimci zahit cevap veriyor: Ey Ebu Hureyre bu hal açlıktandır. Ebu Hureyre ağlamaya başlayınca şöyle der; Ağlama, bu dünyada açlık çeken ahirette memnun olacak.
 
O savaşa yeni bir anlam kazandıran bir savaşçıydı. Savaş sevdalısı değildi, ancak dönemin küresel sömürü düzeni altında yaşayan mazlumların sesi olmak için silahı kuşanmıştı. Muhammed Hamidullah derki;  Bedir ve Uhud dâhil peygamber dönemi yapılan bütün savaşlarda ölen insan sayısı 400 civarındadır. Öyle bir savaş ahlakı inşa etti ki, düşmanlarının dahi takdirini kazandı. Kadınlara, çocuklara, mabede ibadet edenlere, mabed duvarlarına elini atanlara, ve hatta bitkilere dahi karışılmamasını emretti. 
 
Mekke’yi fethederken göstermiş olduğu rahmet ve merhamet yönü, belki dünyada benzeri görülmemiş bir durumdur. Mekkeyi fethederken, adeta Mekkelilerin ona ve arkadaşlarına yaptığı işkenceleri, hakaretleri, suikastleri unutmuş gibiydi.  Öyleki kin ve öfke onun payına düşmemişti. Ve dudaklarından şunlar döküldü o merhamet kişiliğinden;
 
Kendi evinde kalan güvendedir.
 
Kâbe’ye sığınan güvendedir.
 
Ebu Sufyan’a sığınan güvendedir.
 
Bu sözlerin ardından Guantanamo’yu , Ebu Gureyb’i, Gazze’yi ve bütün yeryüzünün ezilen coğrafyalarını düşündükçe Muhammed (a.s)’in savaş ahlakına kazandırdığı mertliğe ne kadarda muhtaç olduğumuzu düşünmemek elde değil.
 
Ve o özgürlük arayıcısıydı. İlk özgürlük düşüncesinin eylemsel hali ise 20’li yaşlarında Hilful Fudul hareketi içerisinde ezilenlerin, ötekileştirilenlerin, mazlumların sesi olmasıydı. Belki yeni aldığı bir elbiseyi giymenin sevincini yaşamadan, ihtiyaç sahiplerine verecek kadar mazlumların dostuydu. Ezilen kadınlar onun ideolojisi ve düşünce sisteminde hayat buluyordu. Horlanan ve aşağılanan kadınlara on dört asır önce verdiği statü ve özgürlüğü, bugünün Sosyalizmi gereği gibi çözümleyememiştir. Ve evrensel mesajlar içeren Veda Hutbesi’nde ise şunu söylemiştir.” Dikkat edin! Sizin kadınlar üzerinde hakkınız olduğu gibi onlarında sizin üzerinizde hakkı vardır.”
 
Şüphesiz ki Muhammed (a.s) “en güzel rol model” Kuran’ın da “Üsve-i Hasene” diye kavramsallaştırdığı eşsiz bir örnekti. Öyle bir örnekti ki felsefi derinliğiyle, ideolojik birikimiyle, aşk ve eylemiyle ilkel bir topluma öyle bir medeniyet inşa etti ki, bu örnekliğiyle insanlık yürüyüşünde öncü işlev gördü.
 
Gariptir ki onun medeniyetinin bir parçası olan Endülüs İslam Devletinde öyle bir gelenek inşa edilmişti ki İslam bilginlerinin laboratuarlarında suni bulutlardan gök gürültüleri meydana getirip yağmur yağdırabiliyorlardı. Bu medeniyetten etkilenen Nobel ödüllü Fransız fizikçi Pierre Cuirrie; “Endülüs’ten bize 30 kitap kaldı atomu parçalayabildik. Eğer yakılan bir milyon kitabın yarısı kalmış olsaydı, bugün galaksiler arasında yolculuk yapıyor olurduk” demişti.
 
Ve o eşsiz bir karakterdi.
 
Tebessüm sadakadır derdi. İnsanların arasına karışırdı. Hiçbir zaman yüksek bir yerde ayrıcalıklı oturduğu görülmedi. Dışarıdan bakan onu sahabeden ayıramazdı. Öyle ki “Hanginiz Muhammed” derlerdi.  “Bizde Efendi kavmine hizmet eder” derdi. Bazen insanlara su dağıtırdı. Onun karşısında titreyen kadına söyle demişti. “Benden korkma. Ben ki kuru hurma yiyen kadının oğluyum. “
 
Evet o;
 
Kadim bir sesin, mücadeleci bir nefesin diriliş iklimidir. 
 
Âdem’in amansız mücadelesinin başka yüzü.
 
İlklerin ve sonların gölgesinde biriken tecrübenin gizemli sentezidir.
 
İşte bu adam Hz. Muhammeddir.


Yazar: Yakup Emrah
YORUM BIRAKIN
YORUMLAR  ( 0 Yorum )
Habere hiç yorum yapılmamış
BENZER HABERLER
Dayik
Zîndiyek ku di malzaroka xwe de zindîyek dî neh mehan dihewîne û ji boy wê çendîn barek giran be jî tu car jê acizîyê nake. Belê, ew zindî dayik e…
Rojbîn Özkan: Qenevîçe
Di demsala payîzê de, li gund rewşa hewayê bizavê zivistanê dikir. Hema tenê berf jê kêm bû.
Müslümanlık Nedir, Laiklikle İlişkisi Nasıldır?
Alelacayip tartışmalar görüyorum, nutkum tutuluyor. Yahu bre insanoğlu! Müslüman olmak 1400 yıl öncesinin bireysel ve sosyal dinamikleriyle düşünmek ve yaşamak değildir, 1400 yıl öncesinin gelenek ve adetlerini hedeflemek değildir, 1400 yıl öncesinin aklını aramak değildir.
Ahmet Pekiyi: Algı lobisi
Yönetim teorisinin son zamanlarda odaklandığı en hassas başlıklardan biri algı yönetimi… Algı yönetimi kavramı siyaset, ekonomi, hukuk, din, sosyoloji…
Mehmet Memdoğlu: Hangi Demirtaş?
HDP ve geldiği gelenekteki tüm partiler, yıllarca Kürtler adına siyaset yaptıklarını iddia etmelerine rağmen, kendi iradelerini PKK ve Kandil’e teslim ederek, Türkiye’yi tehdit eden bu yapıdan ve silahtan medet umdular. Hatta HDP daha da ileri giderek, değiştiğini, Türkiyelileştiğini (!) ve Türkiye partisi olduğu söyledi. Ne yazık ki bunların hepsi söylemde kaldı.
AVUSTURYA'DAN SIĞINMACILARA ASKERİ SET
KERRUBİ AÇLIK GREVİNE BAŞLADI
ABD'DEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
BM GENEL SEKRETERİ'NDEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
İNGİLİZ BAKANDAN 'TÜRKİYE' AÇIKLAMASI
TİLLERSON'DAN KİM JONG UN AÇIKLAMASI
VENEZUELA HALKI ABD'NİN 'ASKERİ MÜDAHALE' İMASINA TEPKİ GÖSTERDİ
TRUMP'TAN IRKÇILIK AÇIKLAMASI
İSRAİLLİ DERNEKTEN AL JAZEERA'NIN KAPATILMASINA TEPKİ
ÇİN'DEN BMGK'NIN YENİ KUZEY KORE KARARINA TEPKİ
DUTERTE: İNSAN HAKLARI MI? CANI CEHENNEME!
MISIR'DA BOMBALI SALDIRI