Anasayfa  >   Yazar
Güçlü Cumhurbaşkanı ve Uyumlu Başbakan
Davutoğlu’nun istifa kararıyla birlikte AK Parti’de ve dahi Türkiye’de yeni bir dönem başlamış oldu.
16 Mayis 2016 - 14:30:58

Türkiye’nin sırtında kambur gibi duran ve miadını doldurmuş olan parlamenter sistemin sonuna gelindi.  İngiltere’nin yönetim sistemi olan parlamenter sistem, bu güne kadar Türkiye’nin sorunlarını çözüme kavuşturmadığı gibi git gide kronikleşen bir yapıya dönüştü.
Parlamenter sistemin siyasi ve ekonomik alanda Türkiye’yi nasıl bir darboğaza ittiğinin en son örneğini Davutoğlu’nun istifa sürecinde gördük. İki başlılık, siyasi ve ekonomik alanda ülkeyi dar boğaza sürüklüyor. Bu sorunun önüne geçmenin tek yolu ise başkanlık sistemidir; Türkiye tipi başkanlık sistemi.
Türkiye, başkanlık sistemine geçişte ‘Partili Cumhurbaşkanı’ ile kısa süreli bir geçiş süreci yaşayacak, başkanlık sistemine geçişte ise hem siyasi hem de ekonomik alanda güçlenecek.  AK Parti’nin kurucusu olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyaseten ve ülkenin yönetiminden uzak tutulması Türkiye’nin menfaatine olmadığı gibi, bölge açısından da zayıflamaya neden oluyor. Zira İslam Alemi ve bölgede ezilen halkların tek umut olarak gördükleri tek lider Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır. Yeni anayasa ile meclisten geçecek olan başkanlık sistemiyle birlikte Türkiye’de mali reformlar hız kazanacak.

Kuvvetler ayrılığı ilkesi, mevcut parlamenter sistemde tam anlamıyla işlevsel değil. Başkanlık sistemiyle birlikte yasama, yürütme ve yargının işlevselliği artacak ve kuvvetler ayrılığı ilkesi daha güçlü bir şekilde hayata geçecek.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hemen her fırsatta dile getirdiği 2023 vizyonu, başkanlık sistemi ile birlikte daha da güçlenecek. Milletvekillerinin sırf genel başkanları öyle istiyor diye parmak kaldırdığı genel kurul oylamaları, başkanlık sistemi ile birlikte zorunluluk olmaktan çıkarak demokratik ve özgürlükçü bir hale gelecek.

***
Geçiş sürecinde başbakan kim olacak?
Davutoğlu’nun istifa etmesi ve aday olmayacağını beyan etmesinin ardından belirlenen kongre süreci başlamış oldu. Perşembe günü genel başkanın adı duyurulduktan sonra pazar günü AK Parti kongresiyle birlikte teşkilat içerisinde köklü değişiklikler yapılması bekleniyor. Genel başkanın kim olacağı konusunda kulislerde konuşulan isimler arasında Numan Kurtulmuş, Binali Yıldırım, Berat Albayrak ve Bekir Bozdağ yer alıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Binali Yıldırım’ı başbakanlık koltuğunda görmek istediği uzun zamandır konuşuluyor, bu bir sır değil; hatta başbakanlık için Binali Yıldırım’a kesin gözüyle bakılıyorken, Davutoğlu’nun adı kesinleştiğinde bile şaşkınlık yaratmıştı. AK Parti kongresinden çıkacak yeni genel başkanın Binali Yıldırım olacağını düşünüyorum.
Yeni başbakan kim olursa olsun, Türkiye’nin güçlenmesi için çalışacak ve başkanlık sistemini destekleyecek biri olmalıdır. AK Parti Genel Merkez’e talimat vererek ‘’başkanlık sistemini desteklemiyoruz ve bu yöndeki talepleri geri çeviriyoruz’’ diyen bir genel başkan ve başbakan, Türkiye’nin taleplerine kulağını kapayan ve derdini dert edinmeyen biri olarak anılacaktır. 
Şurası su götürmez bir gerçek; her dönem yenilenen ve yenilendikçe güçlenen AK Parti, Perşembe günü gerçekleşecek olan kongre ile birlikte siyaseten daha da ivme kazanmış olacak.
Yeni başbakan ve kabinesi şimdiden hayırlı olsun.

Selam ve selametle…
 
Yazar: Semra Polat 
 
YORUM BIRAKIN
YORUMLAR  ( 0 Yorum )
Habere hiç yorum yapılmamış
BENZER HABERLER
Kürdler Nasıl Kürd Olarak Kalabilir
Topluma düşen kendisine ait yerellikten kopmadan değişim ve dönüşümlerle uyumlu olabilecek değerler ve veriler üretmektir.
Ahmet Pekiyi: Algı lobisi
Yönetim teorisinin son zamanlarda odaklandığı en hassas başlıklardan biri algı yönetimi… Algı yönetimi kavramı siyaset, ekonomi, hukuk, din, sosyoloji…
Y.Ziya Döger: Kabristanımız Varsa Orası Bizim Vatanımızdır
Biyolojik ihtiyaçlar her ne kadar ihtiyaçlar hiyerarşinin temelinde yer alsa da, her insan aynı zamanda kendisinden sonraki kendisini geleceğe nasıl taşıyacağı sorunu ile karşı karşıyadır. Geleceğini; kendisi veya “kendisinden sonraki kendisiyle” hareket ederek oluşturmaya çalışır. İhtiyaçlar hiyerarşisinin ikinci basamağını oluşturan gelecek düşüncesinin temelinde ‘güven ve emniyet içinde olma’ yer alır. Ancak güven ve emniyet içinde olma sadece bireyin kendisini öne çıkaran bir hedef değil aynı zamanda aile ve mensubiyet arz ettiği toplum/milleti hedefler. Dolayısıyla kolaylıkla birincil nitelikteki biyolojik ihtiyaçların bile önüne geçme niteliğine de sahiptir.
Ahmet Pekiyi: Teşekkürler Erdoğan
Her şeyden önce şunu ifade edeyim. Milletin sandığa yansıttığı irade, önünde diz çökeceğimiz ve öpüp alnımıza koyacağımız bir takdirdir. Millet ne derse o. Siyasette gönlün arzuladığından ziyade halkın hangi talimatı verdiği önemlidir. Halkın seçtiği cumhurbaşkanına da vekillere de hayal ettiği Türkiye’ye de eyvallah… Sonuçlar vatana millete hayırlı olsun.
Faruk Aksoy: Ağır Tahrik!
“Erken bunama” deyip geçmem lazım ama bu sefer öyle yapmayacağım, çünkü arkadaşların cahilliğini aşan kasıtlı tahrikleri, sokakları yangın yerine çevirebilir.
Y.Ziya Döger: İslamcıların Yanılgısı
İnsan bedensel karmaşıklığının taşıdığı fonksiyonel durumunfarkına vardığı zaman doğal olarak zihinsel manada sahip olduğu karmaşıklığın da farkına varmış olur. Yani kendisini tanıma imkânı bulmuş olur
AVUSTURYA'DAN SIĞINMACILARA ASKERİ SET
KERRUBİ AÇLIK GREVİNE BAŞLADI
ABD'DEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
BM GENEL SEKRETERİ'NDEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
İNGİLİZ BAKANDAN 'TÜRKİYE' AÇIKLAMASI
TİLLERSON'DAN KİM JONG UN AÇIKLAMASI
VENEZUELA HALKI ABD'NİN 'ASKERİ MÜDAHALE' İMASINA TEPKİ GÖSTERDİ
TRUMP'TAN IRKÇILIK AÇIKLAMASI
İSRAİLLİ DERNEKTEN AL JAZEERA'NIN KAPATILMASINA TEPKİ
ÇİN'DEN BMGK'NIN YENİ KUZEY KORE KARARINA TEPKİ
DUTERTE: İNSAN HAKLARI MI? CANI CEHENNEME!
MISIR'DA BOMBALI SALDIRI