Anasayfa  >   Yazar
Faruk Aksoy:‘Aleviler doğru söylemiyor!’
Peki ne oldu da, Aleviler, uzun süredir ‘mezhep kimlikleriyle’ ortalıkta görünmezlerken, ya da özellikle bu duruma vurgu yaparak gündem oluşturmazlarken, birden bire tartışmaların ‘ana tarafı’ oluverdiler.
17 Mart 2015 - 18:49:11

Hepimiz biliyoruz ki, bu topraklarda ‘beraber yaşamak’ kendi isteğimiz olmasa da geride bıraktığımız bin yılın ardından bir mecburiyettir artık.

‘Beraber olma’ halimizi, Kürtleri merkeze koyarak dillendirmiyorum, bu kez Alevilerden bahsederek, sosyolojimizin diğer farklılığına işaret etmek istiyorum.

***

Gezi Olayları’ndan bu yana, Alevilerin, Türkiye’nin esas gündemi olduğunu herkes görüyor sanırım.

Peki ne oldu da, Aleviler, uzun süredir ‘mezhep kimlikleriyle’ ortalıkta görünmezlerken, ya da özellikle bu duruma vurgu yaparak gündem oluşturmazlarken, birden bire tartışmaların ‘ana tarafı’ oluverdiler.

Bu konuya değineceğim ama önce günlük birkaç saptamadan bahsedeyim.

Can Dündar, Nebil Özgentürk ve Coşkun Aral, kültür yolcuları olarak, Anadolu’yu dolaşıyorlar ve gördüklerini, konuştuklarını da bir program halinde CNN Türk’te, insanlarla paylaşıyorlar.

Baktım, bu hafta Hacı Bektaş’a gitmişler, bir Cem Töreni’ne katılmışlar ve Alevi kültürü üzerine de Musa Eroğlu ile sazlı sözlü söyleşi yapmışlar.

Nebil Özgentürk, söyleşi esnasında, kendisinin de bir Arap Alevisi olduğunu, ama bunu daha önceden söyleyemediğini, şimdi televizyonlarda, kameralara bakarak söyleyebildiğini anlattı.

Sanıyorum Özgentürk, biz Sünnileri kastederek, kendisine ve diğer Alevilere karşı baskı uyguladığımızı ima edip, kendi Aleviliklerini saklama ihtiyacı hissettiklerini söylemeye çalıştı.

Konuşmanın bir yerinde de, Musa Eroğlu, bazı sorunların çözülmesi, dostluğun ve kardeşliğin hakim olması, ayrımcılığın ortadan kalkması için devletin ‘dini serbest bırakması’ ve dini meselelere karışmaması gerektiğini ifade etti.

***

Ekranda izlediğim ‘kültür yolcuları’ ya bu memleketin tarihini, dönüşümünü, amacını hiç ama hiç bilmiyorlar, ya da kolay yoldan milletle kafa buluyorlar.

13.yüzyıldan bu yana, özellikle Osmanlı’nın kuruluş aşaması tamamlandıktan sonra, Anadolu Alevileri, her dönemde devlete isyan etmiş, çağın şartlarına göre hareket eden devlet yöneticilerini, özellikle İran merkezli bir ‘dış mihraka’ satmışlardır.

Aleviler, İslam’ın temel kural ve kaideleri konusunda, her devrin din alimleriyle çelişki yaşamışlar ve büyük ayaklanmalar tertiplemişlerdir.

Keza Osmanlı’nın yıkılış sürecinde, özellikle Trakya ve Balkanlarda, Alevilerin, gayrimüslim tebaa ile iş tuttuğu, Paris’te, Londra’da, Cenevre’de, Sofya’da, Atina’da, Selanik’te ve birçok merkezde, oralarda bulunan Hıristiyan din adamlarıyla ortaklık kurdukları bilinmektedir.

***

Şimdi gelelim Cumhuriyet dönemine…

Aslında Cumhuriyet’le birlikte planlanan ‘laik Müslüman’ projesi, Osmanlının yıkılışından sonra, hizmetleri karşılığında Alevilere verilen en büyük ödüldür.

Gerçi Dersim’de ayaklanan Seyit Rıza, bu durumu tam olarak kavrayamamıştır ama yine de kendisi idam edildikten sonra bile laik Cumhuriyet, Alevileri rahat ettirmek için çıktığı ‘Sünni avını’ çeşitli askeri ve hukuki darbelerle sürdürmüştür.

Ve hatta Menderes’in idamını, Osmanlı döneminden kalma bir hesabın görülmesi olarak algılayan Alevi yazarlar bile olmuştur.

Bakıyorum da Nebil Özgentürk, hala atalarının çevirdiği ‘harika kumpasın’ mağduruymuş gibi konuşmayı tercih ediyor.

Bu ülkede herkes biliyor ki, Alevilerin, özellikle devletin en üst kademelerinde görev yapanlarının, kimliklerini saklamaları, görevleri gereğiydi, baskı gördükleri için değildi.

Hatta bu işler o’ kadar profesyonelce yapıldı ki, derin devleti kontrol eden Alevi zihniyeti(hem yargıda hem orduda) kendi anarşist örgütlerini de aktif hale getirmeyi ihmal etmedi.

Prof. Erbakan’ın partisini kapatan, radikal Sünni bir siyasetçi olarak, onun önünü kesen, işte bu derin devletin Alevi temsilcileriydi.

Yalan ve iftira dolu propagandalarla, Sünni Müslümanların devletten büyük yardım gördüklerini ve hatta devleti de bu odakların yönettiğini söylediler.

***

Musa Eroğlu, biliyor mu acaba, devletin ‘din işlerine’ karışması, Sünni Müslümanları kontrol etmek, onları güya modernleştirmek içindi.

Musa Eroğlu, düşünemiyor mu, laik bir devlet, din işlerine karışıyorsa, orada yaşayan halkın büyük çoğunluğu, neye inanıyorsa, aslında onun üzerine bir baskı kuruluyordur, onlar zarar görüyordur, bunun neresi anlaşılmıyor acaba?

***

Milli Eğitim Bakanı, Alevi okulu temeli atıyor, Hüseyin Aygün; “Bizim derdimiz, laik eğitim, Alevi okulu değil.” diyor.

Her zaman söyledim, yine söyleyeyim,

“Eğer bu ülkede cami yapımına son verilsin, Aleviler bir tane ‘Cem Evi’ istemez…”

Bugün Batı dünyası, İslam’ı, yerin dibine sokuyor, en ağır hakaretlerle saldırıyor, Aleviler, zerre kadar etkilenmiyor, dert etmiyor.

Peki neden, sen, Müslüman değil misin, adam öyle ya da böyle senin dinine sövüyor, neden tepki göstermiyorsun, hatta destek veriyorsun?

Yok, yine kalkıp Şah’a gidelim falan demeyin, valla ben söyleyeyim, bu halinizle, Şah da kabul etmez sizi Ayetullah da…

 

 

 

YORUM BIRAKIN
YORUMLAR  ( 0 Yorum )
Habere hiç yorum yapılmamış
BENZER HABERLER
Allah, Yasin Aktay’ın dediğinin aksini söylemektedir.
. “Toplumun örf ve ananeleri şeriattan bir baptır”. Ki bu durum toplumsal yaşamın huzuru için vücuda getirilen her toplumsal değerin aynı zamanda İlahi emirle çelişmeyeceğini açıkça hüküm altına almaktadır
Oğuz Ağca: Bir Şiir Yazalım Sevgiliye
Nihat Genç'ten okuduğum ilginç bir şey vardı. Bir yazısında, ''Biz Türk filmlerindeki tecavüz sahnelerini izleyerek mastürbasyon yapmış bir halkın çocuklarıyız, kimse bizden saf ve temiz duygular beklemesin.'' diye yazmıştı.
Barış Treni yolculuğu ve İzlenimler
Gittiğimiz her şehirde önemli çalışmalara imza atmamıza rağmen Kayseri, Malatya ve Diyarbakır benim en farklı bulduğum ziyaretlerimizi oluşturdu
Yusuf Ziya Döger: Arayıştaki Kent, Bingöl
Türkiye’de 1950 sonrasında gelişen muhafazakâr iktidarlar nedeniyle Bingöl sistem muhalifliğini sanki bir kenara bırakmış görüntüsü vermekteydi. Ancak 1982 anayasa oylaması dikkate alındığında bu muhalif damarın aslında geçen otuz yıllık sürede yok olmadığını açık biçimde ortaya koydu. Şeyh Said Kıyamı ve sonrasında yaşananlar toplumda bir suskunluğa yol açmış olsa da 1982 anayasa oylaması uygun koşul ve zeminde Bingöl’ün asıl mecrasına doğru kaymaya başlayabileceğini gösteren önemli bir veridir.
Yakub Emrah: PKK-KCK-HDP Üçgenine Rağmen İslami Uyanış
1984'ten günümüze gelen Marksist ve Leninist pratiğe sahip, kimi zaman gerilla taktiklerine, siyasal yapılanmalara, şehir ve kırsal mücadelelere kadar farklı stratejilere başvuran ve Ortadoğu'nun en güçlü silahlı sol hareketi olma özelliğini taşıyan PKK'nin temel argümanlarından biri dinsel ve geleneksel kültürün halkları pasifize ettiğidir.
İstanbul’un Sırlarla Dolu Gizemi: Medusa! - 2
Medusa ile ilgili ilk yazımda Medusa'nın tarihini yazdım...
AVUSTURYA'DAN SIĞINMACILARA ASKERİ SET
KERRUBİ AÇLIK GREVİNE BAŞLADI
ABD'DEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
BM GENEL SEKRETERİ'NDEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
İNGİLİZ BAKANDAN 'TÜRKİYE' AÇIKLAMASI
TİLLERSON'DAN KİM JONG UN AÇIKLAMASI
VENEZUELA HALKI ABD'NİN 'ASKERİ MÜDAHALE' İMASINA TEPKİ GÖSTERDİ
TRUMP'TAN IRKÇILIK AÇIKLAMASI
İSRAİLLİ DERNEKTEN AL JAZEERA'NIN KAPATILMASINA TEPKİ
ÇİN'DEN BMGK'NIN YENİ KUZEY KORE KARARINA TEPKİ
DUTERTE: İNSAN HAKLARI MI? CANI CEHENNEME!
MISIR'DA BOMBALI SALDIRI