Anasayfa  >   Yazar
Ahmet Pekiyi: Son Söz
Yarın yapılacak olan 2015 genel seçimleri için söylenecek ve yazılacak o kadar çok şey var ki söyleye söyleye, yaza yaza bitmez.
06 Haziran 2015 - 17:04:37
Bazı şeyleri söylemek ve yazmak vebaldir, bazı şeyleri ise söylememek ve yazmamak  vebaldir. Söylediklerimizden sorumlu olduğumuz kadar, sustuklarımızdan da sorumluyuz azizim. Kimi sözleri söylememek nezakettir, kimi sözleri söylememek ise namertliktir.  Sükut ve söz yerinde ağırdır… Kanaatimce seçim öncesi mutlaka kaleme alınması gereken bir yazı daha var. Son Söz… Seçim sonrası söylense anlamı kalmayacak bir söz… Kısa ve öz bir şekilde meramımı anlatayım efendim…
                Ak Parti iktidarının geride kalan 3 döneminde yapılan demokratik reformlar, toplumsal iyileşme hareketleri, mega yatırımlar, insan merkezli uygulamalar birçok müellifin yazısında dillendirildi. Ak Partinin 13 yıllık insanüstü ve parti üstü gayretlerinin meyvelerini ne kâğıtlar ne de kalemler anlatmaya yetmez. Mevcut hükümeti meydana getiren partinin 3 dönemde gerçekleştirmiş olduğu icraatlerle 7 Haziran öncesi tüm partilerin bulunmuş olduğu vaatler kıyaslansa siyasi partilerin vaatleri, Ak Parti iktidarının icraatlerinin zekâtı dahi etmez.  2015 seçimleri öncesinde  partilerin deklare ettiği vaatlerin temelinde, Ak Parti iktidarının 13 yıllık çalışmalarının ve oluşturmuş olduğu yerel ve küresel potansiyelin yatması da Ak Parti ekibinin ayrı bir başarısıdır. Ak Parti iktidarı olmasaydı emin olabilirsiniz ki siyasi partiler hâlâ “Her eve ekmek dağıtmaktan, memur maaşlarının zamanında ödeneceğinden, yolsuz/elektriksiz köy kalmayacağından… dem vuruyor olacaklardı.  Bu nedenle siyasi partilerin ve muhalefet kanadının, Ak Parti iktidarına, kendilerine kazandırdığı öz güven, kullanılabilir bakiye, vaat fonu sebebiyle teşekkür borçlu olduğunu düşünüyor ve bu bahsi kapatarak “7 Haziran sonrası nasıl bir Türkiye hayal ediyorsunuz?” sualinin yanıtını,  90 yıllık Türkiye Cumhuriyeti arşivini de gözden geçirerek düşünmenizi istirham ediyorum.  Hayal ettiğiniz Türkiye hayatınızı devam ettireceğiniz Türkiye olarak şekillenecek…
                Orta Doğu/Orta Asya ve Anadolu Coğrafyası son 5 yıldır tarihin her döneminde olduğundan daha fazla masa ve kasa oyunlarına sahne oldu. Kasasını muhafaza etmek isteyen küresel ve yerel baronlar her dakika yeni bir oyun masası kurdular. Paralel örgüt, PKK, mezhep lobileri, sözde vaaz/vaat takımları… gibi taşeronlarını da bu oyunlarının piyonları olarak kullandılar. Hiç alışık olmadığımız hamle ve manevralarla yüzleştik… Bu hamle ve manevralar coğrafyamızın bünyesinde adeta soğuk duş etkisi yaptı…  Kediyle farenin menfaat için muvakkat ve muayyen bir vakte kadar ahitleştiği bir oyundu bu… Senelerdir zulme uğrayan bazı kitlelerin mütecavizine aşk güfteleri yazdığı ve bestelediği bu karta hiç ama hiç hazır değildik… Yalpaladık, ne oluyoruz dedik, ne yapıyor bunlar dedik… Algılarımız/inancımız/güvenimiz/duruşumuz/vakarımız test edildi ve edilmeye devam ediyor.  Bizlere balık hafızalı toplum muamelesi yapılmaya çalışıldı bu süreçte… Geçmişte yaşananlar sanki güzel uykumuzun en demli noktasında gördüğümüz bir kâbustu, gerçek değildi, olmuş bitmişti… Bir daha asla yaşanmazdı… Sizce öyle mi Ey Aziz ve Necip Türkiye Halkı?
                Siyasetin ilk defa bu denli kirlendiği ve omurgasızlaştığı bir vetireden geçiyoruz. Kim kimin bostanında ekim yapıyor, kim kimin ravzasında hangi niyetle/hangi enstrümanla nebatat yetiştiriyor, kim kimin hanesinde pinekliyor belli değil… İçtimai ve siyasi atmosfer oldukça flu bir ekrana sahip…
Fakat unutulan ve gözden kaçırılan bir nokta var ki o da Orta Doğu, Orta Asya  ve Anadolu Coğrafyasının nezih toplumunun bam teli: Sağduyulu insanlarımızın feraseti… Bu ferasetten zifiri karanlıkta siyah iplik dahi gözden kaçmaz azizim… Oynanan her oyunun farkındadır basiretli insanımız. Tüm oyunlarınıza ve manevralarınıza karşı şuuru açıktır insanımızın, onların ahlaki/erdemli bağışıklık sistemini toplumsal mühendislik oyunlarınızla çökertemezsiniz…
Anadolu insanı  el uzattığınız kanlı ellerin hayra hizmet etmeyeceğinin bilincinde. Kanlı ellerle kurulan sofranın aşının yenmeyeceğinin de farkında. Ne soslu vaatlerle ne faizli projelerle ne  de maskeli yüzlerle çelme atamazsınız Anadolu insanının berrak ve duru kararına… Ne yapsanız boş… Bu ülke değerleri uğruna Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşında, Cumhuriyet Tarihinde nice canlar feda etti bayım… Başbakan feda etti ülküsünü ve ülkesini diriltmek uğruna… Vatandaşımız kullandığı oyun Yevmi Mahşerde alnında bir vesika olacağını biliyor…
Bu ülkenin buram buram değer, iman, izan, irfan, kardeşlik, barış, hoşgörü, erdem, Anadolu kokan insanları biliyor ki menfaatleri için milletini satanların satmayacağı hiçbir prensip ve değer yoktur. Çıkarları için arka kapılardan giriş yaparak silah tutan ellerle işbirliği yapanların bize vaat edebileceği hiçbir güzellik ve istikbal olamaz. Meydanlarda terör örgütünün maşalarıyla mukabeleli nutuklar çekenlerin dosyalarında ne tür taktik ve planlar olduğunu anlamak için atisini riske atmaz  bu millet... Çünkü bu millet bilir ki:
Halihazırda; emperyalizmin, bölücülüğün, savaşın uşaklığını yapmışlarla tereddütsüz bir şekilde sözde iktidar dostu olanların yarın her şeyi yapabilme ihtimali vardır. Bir sabah gözlerimizi açtığımızda, bu ülkede emellerinize ulaşmak için nekrofillik proje yarışmaları düzenlemeyeceğinizin, birkaç ölü çıkmasını arzulayarak etkinlikler(!) düzenlemeyeceğinizin,  Abdullah Öcalan’ı cumhurbaşkanlığına/başkanlığa aday çıkarmayacağınızın, heykellerini sokaklara özgürlük nişanı olarak dikmeyeceğinizin, Öcalan posterlerini resmi kurumlarda asmayı zorunlu hale getirmeyeceğinizin, Öcalan ekibinden kurulu bir hükümet kabinesi oluşturmayacağınızın, Öcalan’ı Nobel Barış Ödülüne aday göstermeyeceğinizin, Gülen’i Diyanet işleri başkanı yaparak Diyanet İşleri Başkanlığı’nı anayasal güvence altına almayacağınızın, yazacağınız bir öğretiyi din mesabesinde dikte etmeyeceğinizin ve bu öğretiye ait ayin şarkılarını bizlere askeri nizam bülbül gibi şakıtmayacağınızın hiçbir garantisi yoktur. Bugün içinde bulunduğunuz kirli ittifakın, yarın bu ülkenin başına bir meteor gibi düşüp düşmeyeceğinin teminatını, şu anki duruşunuzla bu millete veremezsiniz bayım…
Bu ümmet ve millet şunları çok iyi bilir: Ağaçları insanlardan daha çok sevdiğinizi ve ağaçları insan kanıyla suladığınızı…  İktidar oyunlarınız için çekinmeden ıstampa mürekkebi olarak masum kanı kullanabileceğinizi… Kendi hayat felsefenizin egemen olması için ilahi öğretinin insanlığa kazandırdığı paradigmaya pranga vurabileceğinizi… Darağaçlarını demokrasi fidanı gibi lanse ederek nasıl günah çıkardığınızı… Lobisel/kişisel menfaat için milleti bozuk para gibi nasıl harcadığınızı…
Bu milletin demokratik hafızası menfaatperest bir zihniyete, darbeseverlere prim vermeyecek ve inanıyorum ki 2015 seçimleri Yeni Dünyanın şekillenişine de milat olacak.  8 Haziran sabahı Yeni Türkiye’ye açacağız gözlerimizi Aziz Türkiye. Oyunu kullanırken ümmetin öksüzlerini, yetimlerini, bikeslerini, umutlarını, hayallerini asla ama asla unutma. Türkiye’nin kaderi ümmetin de kaderidir. Kardeşliğimize, birliğimize, dirliğimize beddua seansları düzenleyenlere, mayın döşeyenlere fırsat verme. Vuracağın mühür onur duyup şükür secdesi yapabilecğin bir mühür olsun…Eski İstanbul’u vaat edenlerle  beraber Eski Türkiye’yi ve kötüsünü hayal/inşa etmek de senin hakkın elbette. Tercih senin… Bana saygı düşer.  Seçim öncesi Son Sözüm.
Hayırlı seçimler…           
YORUM BIRAKIN
YORUMLAR  ( 4 Yorum )
savaş
3 Yıl önce
aynen katılıyorum
savaş aynen katılıyorum
3 Yıl önce
savaş aynen katılıyorum
3 Yıl önce
MUSTAFA
3 Yıl önce
Yüreğininize kaleminize sağlık hocam çok güzel bir yazı olmuş
BENZER HABERLER
Can Ceylan: İslamafobi ve Cameron’un Ramazan Mesajı
Can Ceylan Dünyânın bugünkü hâlinin sebebi olan birçok şey gibi, “ötekileştirme” kavramının doğum yeri olan Batı dünyâsı, düşünce ontolojisini temellendirdiği diyalektik düşünceye her zamanki gibi münbit bir yakıt buldu: İslamafobi.
Zeynelabidin Zinar: MEDRESEYA KURDÎ
Ji sedê salan ve ye ku ew saziya bi navê Medreseya Kurdî hebûna xwe li nava Kurdan domandiye û xwe kiriye devera perwerdekirinê.
Yusuf Ziya Döger: Başkanlığın karşılığı federal sistemdir
Egemenler kendilerinden beklenilen talepler konusunda karşı tarafı her zaman için en azına razı etme yolunu bulmaya çalışırlar. Oysa talepte bulunanlar, söz konusu taleplerin karşılanmasını bir lütuf olarak değil, hak ve haklılığa dayanan meşruiyet çerçevesinde olmasını önemsemektedirler
Ahmet Pekiyi: Kürt Olmak Suç mu?
İnsanımız bu günlerde, hayat ve siyaset arasındaki kırmızı/tehlikeli çizgiyi ferasetiyle göremez bir profil sergiliyor maalesef.
AYASOFYA BİNA DEĞİL MÂNÂDIR
Bütün değer ölçülerini, tarih hükümlerini, dünyalar arası mahsup sırlarını, her iş ve herşey hakkındaki gerçek miyarları çerçeveleyici bir kitap gibi açılacak "demişti Necip Fazıl Kısakürek.
Beyaz güvercinlerin Kürtçe kanatlandıkları zamanlar
Mahalleye ansızın baskın yapan askerler, ağır postallarıyla evlere girip bir şeyler arıyorlar.
AVUSTURYA'DAN SIĞINMACILARA ASKERİ SET
KERRUBİ AÇLIK GREVİNE BAŞLADI
ABD'DEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
BM GENEL SEKRETERİ'NDEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
İNGİLİZ BAKANDAN 'TÜRKİYE' AÇIKLAMASI
TİLLERSON'DAN KİM JONG UN AÇIKLAMASI
VENEZUELA HALKI ABD'NİN 'ASKERİ MÜDAHALE' İMASINA TEPKİ GÖSTERDİ
TRUMP'TAN IRKÇILIK AÇIKLAMASI
İSRAİLLİ DERNEKTEN AL JAZEERA'NIN KAPATILMASINA TEPKİ
ÇİN'DEN BMGK'NIN YENİ KUZEY KORE KARARINA TEPKİ
DUTERTE: İNSAN HAKLARI MI? CANI CEHENNEME!
MISIR'DA BOMBALI SALDIRI