Deprecated: Function mysql_numrows() is deprecated in /home/sivildus/public_html/head_contente.php on line 51
Anasayfa  >   Yazar
Yusuf Ziya Döger: Kürdlerde Sosyal Genetik...
Kürdlerde Sosyal Genetiğin Psikolojik Bağlılığa Dönüşmesi. Bağlılık; insanın sosyal yaşam alanı için doğal olup, gereklilik arz eden bir durumdur. İnsanın sosyal yaşam alanında oluşturacağı bağlılığı Psikolojik niteliklere büründürmesi sosyal yaşam alanında ger-çekliğin önüne koyulan perde işlevine neden olmaktadır. Oysa sosyal yaşamı psikolojik nitelikler üzerinden sürdürme eğilimi sosyal gerçekliğin kendi dinamiklerinin ortadan kalkmasına neden olur. Çünkü Psikolojik etkiler duygusal tutumların sergilenmesine vesile olmaktadır.
07 Agustos 2015 - 23:04:14
Psikoloji bilimi açısından bağlılık, bireyin geçmişteki yaşantı biçimiyle açıklanabilir verilere sahiptir. Bireyin geçirdiği yaşantının niteliği aynı zamandan bağlılık biçimini de belirleyen unsur olarak öne çıkar. Bu durum ise sosyal yaşam alanına aktarıldığında olup biteni anlamlandırmada duygusal bağlılık üzerinden yaklaşımların sergilenerek akli bağlılığın görmezden gelinmesine neden olmaktadır. Sosyal yaşamın olmazsa olmazı ise aklı ve duyusal verilerin birlikte kullanılmasının zorunluluk arz etmesidir.
İnsan yaşamının sürdürülmekte olduğu her yerde yukarıdaki durumların ortaya çıkışı doğaldır.  Ancak bu verilerin Kürdlerin sosyal yaşamına etki eden tek veri olarak ele alınması Kürd gerçekliğinin tam anlamıyla anlaşılmasına engel oluşturacaktır. Dolayısıyla Kürdlerin sosyal yaşamını yönlendiren bağlılığın dayanaklarına bakılması gerekmektedir.
Kürdlerin sosyal yaşamına etki eden travmatik acıların yüzyıllara varan kökeni, sosyal yaşam alanında ötekine yönelik güven problemini öne çıkarmıştır. Sosyal yaşam alanında güven duygusunu dar bir çevreye hasretmeye yöneltmiştir. Tıpkı bir çocuğun sadece kendi aile çevresine güven duyup aile dışında kalanlara güvensiz yaklaşımlarda bulunması biçiminde sonuçlar üretmiştir. Gerçi bunu sadece iki yüz yıllık imha sürecinin oluşturduğu travmalarla açıklamak yeterli değil. İlave edilmesi gereken önemli etkenlerden biri de aşiretsel veya mezhepsel bağlılığın oluşturduğu sosyal genetiktir.
Aşiretsel veya Mezhepsel bağlılık üzerinden gelişen sosyal genetik günümüzde ise Kürdler arasında etkisini ideolojik ve partisel bağlılık üzerinden açığa çıkmaktadır. Kürdler bireyler, bağlılık geliştirdikleri ideolojiyi benimsemeyen veya partiyi desteklemeyen her kim olursa olsun güvenilmez kategorisi içine yerleştirerek ötekileştirme eğilimi ortaya koymaktadırlar. Bu tutumun arka planında yer alan Aşiretsel veya dinsel (Mezhepsel) bağlılık insanlardan yekpare duruşa sahip olmasını ister. Dolayısıyla bu duruşu sergilemeyenler doğal olarak öteki kategorisine alınarak algılanır.
Tarihsel arka plan günümüzde Kürd bireylerini güven problemiyle karşı karşıya bırakmıştır. Kİ bu durum Kürdlerin bireyselleşmesinin önüne engel koymaktadır. Bireyselleşemeyen Kürdler doğal olarak güvenli liman arayışına yönelme ihtiyacını duymaktadır. Bu liman arayışı ise ideolojik veya partisel bağlılığı ortaya çıkartmıştır.
Dolayısıyla Kürdlerin karşı karşıya olduğu en önemli problem ise duygusal bağlılığı akli bağlılığın önüne koymalarıdır. Bunun sebebi ise aşiretsel veya mezhepsel (inanç) geleneğin günümüze yansımasıdır. Kendi aşiretsel veya mezhepsel (inanç) değerini mutlaklaştırarak her şeyin üstünde tutma eğilimi, günümüzde ideolojik düşünce veya partisel bağlılık eğilimi halini almıştır.
Geçmişte ve günümüzde uluslaşmanın önüne konulan Kürdlere ait bu anlayışların felsefi dayanaklardan kaynaklamadığı aşikârdır. Ortada güven problemi var ve bu problem ise duygusallık üzerinden gelişmektedir. Oysa duygusallık bağı gerçekliğin görülmesini engelleyerek ileri sürüleni olduğu gibi kabullenmeye itmektedir. Oluşan bağlılık akli melekelerin kullanılmasını bir tarafa iterek, insanın duyusal veriler üzerinden kabule yanaşmasını sağlamaktadır. Böylece akıl yerine duyusal veriye kestirme yoldan hitap edenler makbul kabul edilmeye başlanır.
Çözüm ise doğruya doğru yanlışa yanlış diyebilme cesareti göstermektir. Oysa biz ve öteki anlayışının geliştiği sosyal yaşamda akıl yerine duygu ön plana çıkarak güven sorununu derinleştirmektedir. Kürdlerin intisap ettikleri ideolojileri veya partileri mutlaklaştırmalarında biz ve öteki duygusunun öne çıkması etkili olmuştur. Bu duygu yerine her kişi veya yapının hem doğrulara hem de yanlışlara sahip olacağını görmeleri gerekmektedir. Bunun içinde duygusal bağlılık yerine akli bağlılığın öne çıkarılması zorunluluktur.
Sonuç:
Kürdler arasındaki güven probleminin kaynağı sosyal genetiğe dayanmakla birlikte travmaların dayattığı duygusal bağlılık temel teşkil etmektedir. Özellikle işgalcilerin bilinçli biçimde varlık kazandırdığı güven problemi birlikteliğin önüne set çekmektedir. Bu durum hem Kürdistan parçaları arasında hem de her parçadaki farklı meşrepler arasında yıkılması imkânsız gibi görünen barajlar oluşturmuştur. Oysa aynı amaçları farklı biçimlerde gerçekleştirmek isteyenlerin birlik temelinde değil birliktelik temelinde bir araya gelmeleri daha kolaydır. Ama var edilen algı sanki birliği zorunluluk haline getirmektedir.
Konuya Güney ve Kuzey Kürdistan’a ait yapılar üzerinde yaklaştığımızda sorunun temelinde sosyal genetikle birlikte intisap edilen ideoloji veya partinin mutlaklaştırılmasının yattığı görülmektedir. Sosyal yaşamın dinamikliği dikkate alındığında bu alanın mutlaklığı kaldıramayacağı aşikârdır. Konjontürel durumun ortaya çıkardığı koşulların değerlendirilmesi gerektiği gözden ırak tutulmamalıdır.  Bu, dünün ve bugünün doğruları yerine koşulların doğrularına yönelmeyi zorunluluk haline getirmektedir
Dolayısıyla kendi meşrebi dışındakileri öteki ilan etmek yerine onun koşulları üzerinden düşünmenin sağlıklı verilere ulaşmayı kolaylaştıracağını görmek gerekir. Bu nedenle zorla var edilmek istenen PKK – KDP sürtüşmesini duygusal bağlılık yerine aklı bağlılık üzerinden değerlendirmek gerekiyor. Her iki tarafın artı ve eksilerini görmeden taassup biçiminde geliştirilen yaklaşımların ileri de felaketlere yol açacağı unutulmamalıdır.
Kürdlerin işgalci egemenleri aklı bağlılık yerine duygusal bağlılığı önermektedirler. Oysa bu işgalci egemenler hiçbir zaman gerçek anlamda Kürdlerin varlığını kabule yanaşmamışlardır. Ki TC de Kürdleri hiçbir zaman Kürd olarak kabule yanaşmadı ve yanaşma niyetinde de olmadı. Hep kendi Kürdünü yaratmanın derdine düştü.
Son dönemler de bu görev TC İslamcı camiaya verilmişti. Onlar önce evet Kürdleri Kürd olarak kabule varız der gibi davrandılar. Beklentileri vardı ve buna uygun verilerin gelişmesini beklediler. Ancak kendi çevrelerinde kümelenmesi beklenen Kürdlerin onlara yönelmeleri yerine Kürd bilincini öne çıkarmaları sonucu bu tutumları suya düştü ve tekrar eski konsepte dönüş yaptılar.
YORUM BIRAKIN
YORUMLAR  ( 0 Yorum )
Habere hiç yorum yapılmamış
BENZER HABERLER
Genel Yayın Yön. Semra Polat Yazdı: Bu Bahar, Barışa Gebe
AK Parti Hükumetinin hazırladığı, muhalefet partilerinin günlerdir karşı çıktığı, oturma eylemi gerçekleştirerek ve yüzlerini maskeli örgüt grupları gibi kapatarak tavır aldıkları İç Güvenlik reformu tüm Türkiye’yi ilgilendiren önemli bir pakettir. Hatırlayacağınız üzere birkaç yıl önce İstanbul’da bir otobüse Molotof atılması sonucu genç bir kardeşimiz feci halde yanarak can vermişti. Bu acı hadisenin bir daha gerçekleşmesini hiç kimse istemiyor.
Savaş Hoştaş:Seçim Tablosu Yeni Sosyolojinin Mesajıdır
Yapılan seçimlerde millet iradesi bazen tek başına iktidar kurmayı bazen de koalisyonları oluşturmayı işaret ediyordu
Y.Ziya Döger: Sömürgeci ve Sömürülen İlişkisi
Sömürge toplumlarında, zihinsel anlayış olarak sömürgeciler tarafından yetiştirilen bireyler kendi öz benlikleri yerine sömürgecinin istediği veriler üzerinden şekillendirilirler. Sömürgeci onları, zihinsel kodlarına kendileri hakkında negatif algılar/anlayışlar yerleştirerek kendilerinden ve tarihsel benliklerinden nefret etmelerini sağlayan anlayışla biçimlendirir.
Hüznün şehri Diyarbekir
Mardin Kapı denilen yerden girdik, Hevsel Bahçeleri, surların tepesi, kalenin içinde doğal klimalı cafesi ve yakıcı sıcağı. Ancak tenha olması dikkat çekiyordu. Sıcaktan mı derken, birden bir koşuşturma ve panik hali. “Gitmeyin o tarafa olay var” diyerek kaçışan insanlar.
Kaybedenler Tribününden 2016’ya Bakanlar!
Bugün 2016’nın son günü. Bütün bir yılın özetini çıkarmak için bile birkaç fasikül dolusu malzeme çıkar; Suriye’de iç savaş, Güneydoğu’da hendek terörü, metropollerde TAK adı altında ne idiği belirsiz -üst akıl- güçlerin gerçekleştirdiği kitlesel terör eylemleri ve tabii ki 15 Temmuz işgal girişiminin sivil inisiyatif tarafından derdest edilmesi.
AVUSTURYA'DAN SIĞINMACILARA ASKERİ SET
KERRUBİ AÇLIK GREVİNE BAŞLADI
ABD'DEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
BM GENEL SEKRETERİ'NDEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
İNGİLİZ BAKANDAN 'TÜRKİYE' AÇIKLAMASI
TİLLERSON'DAN KİM JONG UN AÇIKLAMASI
VENEZUELA HALKI ABD'NİN 'ASKERİ MÜDAHALE' İMASINA TEPKİ GÖSTERDİ
TRUMP'TAN IRKÇILIK AÇIKLAMASI
İSRAİLLİ DERNEKTEN AL JAZEERA'NIN KAPATILMASINA TEPKİ
ÇİN'DEN BMGK'NIN YENİ KUZEY KORE KARARINA TEPKİ
DUTERTE: İNSAN HAKLARI MI? CANI CEHENNEME!
MISIR'DA BOMBALI SALDIRI
EN ÇOK OKUNANLAR