Anasayfa  >   Yazar
Savaş Hoştaş:Kimlik İnşası ve Aidiyet Bilinci: Barış
Yüzyıllardır süren güç parametreleri ekonomi-politik eksenli gelişmiş ve bu parametreler üzerine kimlik inşa edilmiştir
16 Eylül 2015 - 23:21:32
Yüzyıllardır süren güç parametreleri ekonomi-politik eksenli gelişmiş ve bu parametreler üzerine kimlik inşa edilmiştir. Kimlik inşa edilirken bir başka kimlik de yok edilmeye çalışılmıştır. Sömürge faaliyetleri başta olmak üzere neokolonyal strateji kullanılınca aidiyet bilinci ortadan kalkmıştır ve/veya unutulmuştur.
            Tarihin derinliklerinde okuduğumuz savaşlar kültürel, siyasal, ekonomik vb. sebepler için yapılmış olsa da yakın tarihte bu sebepler tamamen ekonomik güç mücadelesine dönmüştür. Örnek vermek gerekirse bugün Avrasya, Asiamerika, Ortadoğu gibi kavramlar  Soğuk Savaş sonrası çift kutuplu sistemin ilgası ile gerçekleşmiştir. Bunun stratejik yansıması tamamen hakimiyet alanı ile ilgili olup Avrupa’nın Amerikalılaşması, Batı Asya’nın ve Afrika’nın oryantalist zihniyetle dizayn edilmesi olmuştur.
            Hatırlanacaktır ki De Guelle Fransa’sı Amerika hegomonyasına karşı iken bugün ki Avrupa NATO eksenli ABD kimliğine bürünmektedir. Yine tarihin derinliği bize gösteriyor ki İngiltere ve Hollanda gibi iki denizaşırı ülkenin mücadelesi ve İngiltere-Fransa arasında gerçekleşen Otuz Yıl ve Yüzyıl Savaşları sonrası bozulan ekonomi ve artan bütçe açığını oluştu. Bu açıkları kapatmak için Amerika’daki kolonilerden alınan vergilerin arttırılması ve sonrasında bu kolonilerin isyan ederek bağımsızlık ilan etmesi ile ABD meydana gelmişti.
            Amerika ve Avrupa coğrafyalarında meydana gelen bu gelişmeler yeni bir kimliği ortaya çıkardı: Amerikalı. Ancak bu kimlik ortaya çıkarılırken Kızıılderili kimliği de yok edildi. Birinci Dünya Savaşı yine İngiltere’nin ekonomik sorunlarını sömürgecilik ile çözme yolunu seçmesi sonrası oluştu. Karşısına bir başka Avrupa ülkesi olan ve aynı amacı güden Almanya’nın çıkması ciddi bir savaşı başlattı. Savaş sonrası en ciddi zararı ve kaybı imparatorluklar gördü.
            Özellikle Osmanlı ve Macaristan bünyesinde barındırdıkları onlarca etnik unsuru kaybetti. Bu kaybediş sadece etnik temelli değildi; aidiyet bilinci de zayıflatıldı ve hatta birçok yerde yok edildi. Tarihin nöbet değişimi yaşadığı bu süreçte ciddi kırılmalar yaşandı. Ciddi kırılmalar yaşanırken yine ciddi sorumluluklar da geldi.
            Kimliklerin yok edilmesi büyük medeniyetlerin çöküşünü de beraberinde getirdi. Osmanlı açısından konumuza devam edecek olursak kadim tarihi ve uzantısı olan hinterlandı ile bağları koparıldı. Misak-i Milli ile suni sınırlar çizilerek belli bir alana hapsedilmek istendi. Bunu yaparken de belli bir yere getirip bırakmadılar ve iç sorunlarla fitne tohumları attılar. Bunlardan en önemlisi günümüze kadar gelen Kürt Meselesi ve bu meseleyi kılıf olarak kullanan PKK sorunu oldu. Ülkemiz içerisinde gerek ekonomik gerekse kültürel-siyasal sorunlar olurken Anadolu kavramının içinde yer alan Balkanlar, Kafkaslar, Batı Asya ve Kuzey Afrika hinterlandında ciddi hareketlenmeler meydana geldi ve devam ediyor.
            Kimilerinin Neo-Osmanlıcılık dediği Davutoğlu stratejisi ile Sykes-Picot, Camp David ve Misak-i Milli sorgulanmaya başlandı. Tayyip Erdoğan BM Genel Kurulu’nda “Dünya 5’ten büyüktür” mesajları verdi. İç politikada “Çözüm Süreci” başlatılıp ciddi ilerlemeler kaydedilmişken ve yeni bir kimlik inşa ediliyorken hegomonik güçler devreye tekrar girdi ve süreç baltalandı.
            AB ülkelerinin tek tek çökmesi, iflas etmesi yeni kaynak arayışlarını beraberinde getireceği aşikardır. Dünya krizinden etkilenmeyip yatırımları devam eden, IMF’ye borcu bitirip Yunanistan’a yardım teklifi götüren Türkiye bu ilerleyişi sürdürürken aynı zamanda tarihi kodlarına yöneldi. Afrika’dan Balkanlara kadar tüm bu akrabalarına TİKA aracılığı ile tekrar girdi ve unutturulmaya çalışılan aidiyet bilincini oluşturmaya başladı.
            Bugün çözüm süreci maalesef buzdolabına kaldırıldı. Ancak net olarak söylememiz gerekiyor ki Mezopotamya Barışı tüm bu hinterlandın barışı olacaktır. Batı Asya’daki iç çatışmaları bitirecek olan da Afrika’daki emeğin sömürülmesini durduracak olan da bu barışın sağlanmasına bağlıdır.
            Yeni sosyoloji bu barışı ilerleyen süreçte illa ki gerçekleştirecektir. Bunun farkında olan oryantalist, kolonyalist, emperyalist güçler bölgede yeni fitneleri oluşturuyorlar. Fitnenin adı bugün DAEŞ, yarın başka bir şey olacaktır. Ancak sorunlu değil sorumluluk bilinci oluşursa, örgütçü değil örgütlü davranılırsa, ben değil biz şuuru ile hareket edilirse, habis değil halis düşünülürse, afaki değil ahlaki siyaset yürütülürse 21.yy Batı Asya’nın, Afrika’nın özgürleşmesini sağlayacaktır. Türkiye ise jeopolitik ve jeostratejik konumu ile bu özgürlüğü kendi bünyesinde geliştirip medeniyet inşası ile Kafkaslara ve Balkanlara ulaştıracaktır.
            Tarihin nöbet değişimi yaşadığı ve ciddi kırılmaların olduğu bu süreçte zamanın ruhunu yakalayabilirsek yukarıda söylediklerimiz hayal olmayacaktır. Hayalin gerçeklemesi ve toprağın mayasının oluşması için gereken dört damla (alimlerin mürekkep damlası, mazlumların gözyaşı damlası, dava adamlarının ter damlası ve şehidlerin kan damlası) da akıtılmıştır. Sıra bu toprağın yoğurmaya, adalet ve özgürlük medeniyetini oluşturmaya gelmiştir.

Vesselam
 
YORUM BIRAKIN
YORUMLAR  ( 0 Yorum )
Habere hiç yorum yapılmamış
BENZER HABERLER
Bediüzzaman ve Menderes Dönemi
Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihinde Bastırılamayan tek isyan: Bediüzzaman
Güldalı Coşkun: Kaybedeceksiniz
Gençleri öfkelendirmek için adeta zehir şırınga ediliyordu damardan ve bunu bu güzel ve naif hanımefendi bile engelleyemiyordu. İnsanın bu kadar güzel ve sevgiyle bakan bir annesi olur da nasıl bu kadar öfkeli olunur dediğimde genç kardeşime, nihayet çatık kaşları inmiş ve bir tebessüm yayılmıştı, annesininki kadar güzel yüzüne.’ (“Üzülün, kaybedeceksiniz!” adlı yazımdan )
Ahmet Pekiyi: Algı terörü 2
Global dünyada terörün bin bir versiyonuyla karşılaşıyoruz. Biyolojik, kimyasal, nükleer, konvansiyonel, siber, siyasi terör bu terör başlıklarından bazıları olarak isimlendiriliyor.
BENDEMAYIN
Herçendî demsal havîn bû, lê wê rojê wekî rojek ji payîzê be, bayek hênik dihat. Pîra Muradê ya dîrokî wekî hemû rojên betlaneyê dîsa gelek qelebalix bû…
Karşıyım demek, sorunu çözmüyor!
Müzeyyen Pova (Tekirdağ): "Evlendiğimizde ben 14, eşim 17 yaşındaydı. Eşimi küçük yaşta evlilikten ceza evine attılar. Ben ne yaparım?
28 ŞUBAT DARBESİ
Özellikle “medya-siyaset” ilişkisine baktığımızda iktidara yön veren, aba altından sopa gösteren askeri vesayetin sözcülerinin dışında kullanan yine medyadır. Gazete manşetleri iktidarı belirlemiş, iktidarı devirmiştir. Bu bağlamda medyanın yazılı ve görsel araçlarının etkisi darbenin önemli bir parametresidir.
AVUSTURYA'DAN SIĞINMACILARA ASKERİ SET
KERRUBİ AÇLIK GREVİNE BAŞLADI
ABD'DEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
BM GENEL SEKRETERİ'NDEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
İNGİLİZ BAKANDAN 'TÜRKİYE' AÇIKLAMASI
TİLLERSON'DAN KİM JONG UN AÇIKLAMASI
VENEZUELA HALKI ABD'NİN 'ASKERİ MÜDAHALE' İMASINA TEPKİ GÖSTERDİ
TRUMP'TAN IRKÇILIK AÇIKLAMASI
İSRAİLLİ DERNEKTEN AL JAZEERA'NIN KAPATILMASINA TEPKİ
ÇİN'DEN BMGK'NIN YENİ KUZEY KORE KARARINA TEPKİ
DUTERTE: İNSAN HAKLARI MI? CANI CEHENNEME!
MISIR'DA BOMBALI SALDIRI