Anasayfa  >   Yazar
Ahmet Pekiyi: Erdoğan'ın Büyük Sarayı
Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’a yönelik iftiraların/saygısızlıkların ardı arkası kesilmiyor. Son bir yıldır adeta kara propaganda ile linç edilmek isteniyor, sandıkla işbaşına gelen meşru reisicumhurumuz.
25 Eylül 2015 - 18:45:35
Kâh eşi üzerinden, kâh ciğerpareleri olan evlatları üzerinden, kâh yakın çalışma arkadaşları üzerinden hedef tahtasına konulmaya çalışılıyor, o. Dünyanın en suçlu insanı Erdoğan’mış gibi bir algı oluşturulmak isteniyor. Dün, asrının dahi yöneticisi Sultan Abdülhamit Han, Cumhuriyet Tarihinin demokrasi şehidi Adnan Menderes, esaret zincirlerini kırma mücadelesi veren Türkiye’nin mimarı  Turgut Özal, büyük dava adamı Necmettin Erbakan hakkında yürütülen tahkir, tezvirat, töhmet kampanyaları cumhurbaşkanımıza karşı yürütülüyor. Abdülhamit Hanı azledenler, Adnan Menderes’i darağacına asanlar, Turgut Özal’ı ne idüğü belirsiz bir sona mahkûm edenler; Erdoğan’ı da önümüzden almak niyetindeler. Erdoğan’a karşı büyük bir isyanın ve serhildanın peydahlanması ümidiyle her türlü çirkefliği, sahtekârlığı, fitnebazlığı mubah sayıyorlar.  Başkomutanımızla ilgili martaval üretmek için adeta şirketler, yalan makineleri kuruyorlar. Türkiye’de Erdoğan muhalifliği temeli üstünde yükselen, iç/dış destekli bir içtimai deprem kurguluyorlar.
                Erdoğan’ı kirli/hastalıklı bir kumpas denizinde boğmayı planlıyorlar. Cumhurbaşkanımızın söylemediği sözleri o söylemiş gibi servis ediyorlar, misafirlerine ikram ettiği yemeklerin faturasını 100 misli fazla gösteriyorlar, emperyalizmin vahşi gladyatörlerinin meydana getirdiği sorunlardan onu sorumlu tutuyorlar, vatanın/milletin huzurunu/bekasını düşünerek yaptığı icraatleri manipüle ederek uluslar arası hukuk ihlali gibi aktarıyorlar, kamu çalışanlarına tahsis etmiş olduğu hizmet araçlarına atıf yaparak gerçekleri çarpıtıyorlar, PKK sorunu ortaya çıktığında henüz 26 yaşlarında bir yüksekokul öğrencisi olduğunu bildikleri halde 35 yıldır ülke olarak uğraştığımız terör belasının müsebbibi diye Erdoğan’ı gösteriyorlar, terörü ve terör örgütlerini Erdoğan düşmanlığı nedeniyle aklama gayreti içine giriyorlar, onun liderliğiyle düze çıkan ülkemizi tekrar sosyal ve siyasal kasislere/uçurumlara itiyorlar, Cumhurbaşkanımızı terör yanlısı diye etiketlemeyi planlıyorlar, Çözüm Süreci projesinin başat aktörü olan barış sevdalısı bir lideri tüm dünyaya savaşsever yaftasıyla tanıtıyorlar,  ahlâksızlığın her türlüsünü hiçbir hicap duymadan fütursuzca sergiliyorlar. 
                Darbe Koalisyonu, % 52 oyla göreve gelen Başkomutanımıza yönelik halk desteğini azaltmak ve ona karşı Neo-Post Modern Darbe Teşebbüsü oluşturmak için kavramsal/sosyal/psikolojik bir zemin hazırlıyor. Kimisi çıkıp ip sallayarak darağacını işaret ediyor, kimisi çıkıp ya Saraydan adam gibi çekilecek ya çekilmek zorunda kalacak  ifadesiyle ahkâm kesiyor, kimisi çıkıp Sarayı rencide olmadan boşaltmalı beyanıyla sersemce tekliflerde bulunuyor, kimisi çıkıp bunlardan kurtulmak için daha büyük bir Geziye ihtiyaç var nutkuyla ayaklanma tüyoları veriyor, kimisi çıkıp seçilmiş cumhurbaşkanına Sarayın Sultanı diyerek edepsizce lakaplar takıyor, kimisi çıkıp gerekirse demokratik bir hak (!) olarak tarihi Saray Yürüyüşünü yaparız söylemiyle karanlık göndermelerde bulunuyor, kimisi çıkıp biz sırtımızı YPG/YPJ/PYD’ye dayadık narasıyla tehditler savuruyor, kimisi çıkıp 1000 yılın Selahaddini Eyyubisi son durakta durduruldu manşetiyle darbe rüzgarını dışarıdan körüklüyor, kimisi çıkıp Türkiye’de bir iç savaş yürütüyoruz sözleriyle ajitasyon gerçekleştiriyor, kimisi çıkıp biz meşru cumhurbaşkanını muhatap almıyoruz deklarasyonuyla devlet hukukunu ayaklar altına alıyor, kimisi çıkıp Ankara  kulislerinde bir darbe söylentisi var iddiasıyla halkın ruhsal manada Büyük İsyana alışmasını diliyor, kimisi çıkıp Gezi olaylarına PKK katkı sunsaydı bugünkü yöneticiler başımızda olmayacaktı teziyle strateji belirliyor, kimisi çıkıp PKK sizi tükürüğüyle boğar çıkışıyla terör örgütünün kanlı ellerini kullanarak topluma sözde korku mesajı salıyor, kimisi çıkıp NATO Türkiye’ye müdahale etmeli önerisiyle deli saçması  çağrılar yapıyor… Erdoğan fobisi nedeniyle daha birkaç yıl önceye kadar birbirine diş bileyenler/cop sallayanlar ittifak içine giriyor. Ergenekoncularla Gülenciler, faşizan solcularla faşizan milliyetçiler, ırkçı Türklerle ırkçı Kürtler; aynı kubbe altında Erdoğan’ı bitirme adına yemin seremonileri düzenliyor, birbirlerine kenetleniyor. Milliyetçilik  diskuru çekenler; gayri milli, gayri ahlaki ortaklıkların paravanı, vidası, dipçiği vazifesi görüyor. Tüm bu patolojik, oksimoronsal konsorsiyumun sebebi Dünya Lideri Erdoğan… Büyük adam vesselam, hiçbir zaman yan yana gelmeyecek klikleri dahi birleştirmeyi başardı.  Paralelcisi, montajcısı, solcusu, PKK’lısı, faşisti, siyonisti; aynı çatı altında Darbe Bestesi yapmak, Darbe Korosunun enstrümanı olmak, kendilerine düşen rolü kusursuzca yerine getirmek şuursuzluğuyla yarışıyor. Dillerinden düşürmedikleri darbe türküsünü hep bir ağızdan söylüyorlar. Saray da Saray, Erdoğan da Erdoğan… Dünyanın en başarılı, en mülayim, en hümanist yöneticisini despot, diktatör, zalim nevinden müfteri sloganlarıyla devirmeyi hayal ediyorlar. Ama bilinen bir gerçek var ki asıl despotluğu, diktatörlüğü, hukuksuzluğu yukarıda belirtmiş olduğum iğrenç fikir ve fiillerin sahipleri gerçekleştiriyor. Zulümlerini/hayâsızlıklarını süslü nosyonlarla kamufle etmek için otuz takla atıyorlar, yalnız farkında oldukları güneş gibi parlayan bir gerçek var. Millet onların kof iddialarına, dengesizce söylemlerine, menfurca tahriklerine hiç ama hiç itibar etmiyor. Bu nedenle çıldırıyorlar, tepiniyorlar, krizler geçiriyorlar. Geçirsinler efendim, canları nasıl isterse…
                Hepimizin bildiği üzere Anti-Erdoğancıların ve Erdoğan Fobisi hastalığına yakalanmış kitlenin  absürt iddialarında/jargonlarında haklı görünmek için kullandığı en önemli malzeme Cumhurbaşkanlığı  Külliyesi. Her nefeslerinde Saray’ı zikrediyorlar. Belki de rüyalarında dahi Cumhurbaşkanlığı Makamının bulunduğu Külliyeyi izliyorlar ezik ezik… Aşktan değil elbette, nefretten. Takıntı olmuş adamlarda Beştepe Kompleksi… Yok efendim Saray neden yapılmışmış, yok efendim Saraya neden bu kadar bütçe ayrılmışmış, yok efendim ülkede bu denli aç varken Saray yatırımı israf değil miymişmiş… Falanmış filanmış… Kıymetli dostlar emin olunuz ki Cumhurbaşkanlığı Külliyesini ölçüsüzce eleştirenlerin ve Erdoğan’ın Sarayı diyerek dikta ithamında bulunanların gerçek derdi, söz konusu yapının sözde uçuk maliyeti, görkemi, gariplerin hissiyatına karşı duyarlılıkları, tasarruf hassasiyetleri, sözümona lüzumsuz yatırım politikaları hiç olmadı. Onların tek gamı bulunuyor: Külliye bünyesinde halk oyuyla yetkilendirilmiş, milli, yerli, mütedeyyin, mazlumsever, hakperest bir Cumhurbaşkanının olması. Hazmedemiyorlar bu durumu, Yeni Türkiye’yi maalesef benimseyemediler. Vesayetçi/Cuntacı Düzeni Ankara’nın karanlık sokaklarında mumla arıyorlar. Ebediyen de arayacaklar… Çünkü onlar sınıfçı bir toplumsal atmosfere meftundurlar. Anadolu çocuklarıyla yaşamı paylaşamaz, aynı caddelerde yürümeyi sindiremezler. Kendi fani saltanatlarının devam etmesi için bütün Anadolu çocuklarını sömürür, köleleştirirler. Milyon Dolarlık yaşam koşullarıyla garip guraba edebiyatı yaparak insanları istismar ederler. Oysaki fakir fukara’nın evinin yolunu, ekmeğinin taze mi bayat mı olduğunu, çorbasının içindeki karışımı asla düşünmezler. Mazlumun çilehanesinde bir dakika geçirerek onlarla kucaklaşmazlar. Tek bildikleri şey, mazlum insanların terini su;  hislerini malzeme olarak kullanıp  Köşkler, Yalılar, Şatolar inşa etmektir, servet edinmektir…
Sadece bir örnekle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi(Saray) hazımsızlığının perde arkasını sizlere sunmaya çalışacağım. Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin maliyeti, resmi açıklamalara göre 1.3 milyar TL’dir. 1.3 milyar dolar değil bakın 1.3 milyar TL. 28 Şubat postmodern darbesi sonrasındaki ekonomik süreçten 2002 senesine değin geçen vetirede, geriye tam bir ekonomik enkaz kalmış; 22 banka batmış ve batık bankaların Hazineye yükü 47 milyar dolar olmuştur. 47 milyar dolar bu süreçte hortumlanmıştır. Aktüel dolar değerine göre, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin maliyeti(1.3 Milyar TL), iç edilen/birilerine peşkeş çekilen bu 47 milyar doların 108’de 1’ine tekabül eder. Yani 28 Şubat Döneminden 2002’ye kadarki periyotta soyulan parayla 108 tane Cumhurbaşkanlığı Külliyesi yapılabilirmiş dostlar. Bir başka deyişle, 28 Şubat Döneminde talan edilen 47 milyar dolarla, Türkiye’nin tüm illerine Cumhurbaşkanlığı Külliyesi kıvamında bir kamu binası inşa edildikten sonra Hazinede geriye 36 Milyar TL para kalıyormuş… Şaka gibi ama maalesef ağlanacak bir gerçek bu. Daha dün kadar yakın bir tarihte böylesi haramilikleri kınayan Gülenizm Medyasının ve şuan el ele verdiği darbe takımının gerçek yüzünü görün… Erdoğan’ı kötü adam ilan edenlerin samimiyetsizliklerini bilin…
28 Şubat dönemindeki sessizliklerini de unutmamak lazım tabi bu Pensilvanya entellerinin… Halihazırda söz konusu medya organlarında, talan edilen bu 47 milyar dolarla ilgili bir habere rastlıyor musunuz? Nerede bizim her ildeki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi kalitesindeki kamu binalarımız diye hesap sorduklarını duyuyor musunuz? Ya, eleştirdiğiniz Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin maliyeti darbecilerin ve dalkavuklarının yağmaladığı 47 milyar doların 108’de biri tutarında, neden boş boş ürüyüp duruyorsunuz siz, Külliye Erdoğan’ın değil milletin Külliyesi şeklinde hakkın savcısı olamaya çalıştıklarına şahit oluyor musunuz?   Gazetelerinin sayfalarında yer kalmaz ki bu haberlere. Varsa yoksa Öcü Erdoğan(!), Kötü Erdoğan(!) Aşağı Tayyip yukarı Tayyip. Peki 28 Şubat’ın tüm ceberut izlerini hem ekonomik, hem demokratik, hem siyasi,  hem sosyal, hem yaşam standartları, hem kişisel haklar, hem kamu hizmetinde eşitlik açısından ortadan kaldıran; tüm eksi göstergeleri artıya çeviren Ak Parti ve kurucu başkanı reisicumhurumuz Recep Tayyip Erdoğan hakkında yapılan bunca nahak eleştiri ve tahammülsüzlük bir diktatörlük ve hastalık değil mi? Bugün 1.3 milyar TL’lik Külliye maliyeti için feryat ederek algı operasyonuna yeltenenler, geçmişte yitirilen/çaldırılan 47 milyar doların gizli/zahir failleriyle nasıl el ele veriyorlar, anlamıyor musunuz? Bin yıl süreceği iddia edilen 28 Şubatı, tarihe gömen bir lideri ve milleti yıkmak uğruna nasıl Darbe Goygoyculuğu yaptıklarının farkında değil misiniz? Sizce bu Gülenist figüranlar milletin menfaatlerini düşünerek Cumhurbaşkanımızı, onun Milletin Evi olarak nitelediği yapıyı eleştiriyor olabilirler mi? 17-25 Aralık operasyonunu milleti düşünerek, gariplerin hakkını gözeterek, evine ekmek götürme sıkıntısı yaşayan yoksullardan ötürü ıstırap duydukları için mi gerçekleştirdiler, sizce? Asla… 17-25 Aralık Darbe Girişiminin Türkiye ekonomisine maliyeti 120 milyar dolar olmuştur. Millet için yapılan bir hamle milletin ekmeğini önünden alır mı? Millet için atılan bir adım milletin boynuna tasma geçirir mi? Millet adına gerçekleştirilen bir işlem milletin milyonlarının kül olmasına sebep olabilir mi? Olmaz dostlar… Olamaz… Açın gözlerinizi ve size sosyal/politik illüzyon vasıtasıyla gösterilmek istenenlerin arkasındaki gerçekleri görün artık…  Onların tasası ne Saray ne maliyet ne ülke ne bayrak ne Ankara ne İstanbul ne Diyarbakır ne de mazlumlar… Onların tek gayesi kendi saltanatlarının payandalarını tahkim etmek… Sarayda(Külliyede) Zihniyet Darbesi yapmak…
                Yukarıda belirttiğim tüm antidemokratik söylemler  ve nahak töhmetler karşısında Cumhurbaşkanımızın sığındığı otorite, makamların en yücesi olan Rabbin makamı. Biliyor ki Allah’ın adaleti hiçbir haksızlığı görmezlikten gelmez ve mutlak adalet er ya da geç tecelli eder. Yaşanılan her hadise ilahi imtihanın bir cüzüdür. Allah imhal eder ama ihmal etmez.  Başkomutanımızın kendisine ve ailesine dönük saygısızca iftiralar noktasında güç aldığı en önemli beşeri dayanak ise millet iradesi/duası. Yalnız son bir yıldır başkomutanımıza dönük küresel ve yerel saldırılara/ukalaca tutumlara, yeterli STK tepkisi ve sivil tepki verildiği söylenemez.  Evet milletimiz 10  Ağustos 2014 tarihinde destek vererek onu Türkiye Cumhuriyeti Devletinin halk tarafından seçilen ilk cumhurbaşkanı yapmıştır, doğru.  Ama 10 Ağustosu ve onun milletinden aldığı yetkiyle dik duruşunu kabullenemeyenler boş durmamakta ve cumhurbaşkanımızı bizden koparmak istemektedirler. Sandığı, demokrasiyi bertaraf etmeye, milli özgüveni bastırmaya, Anadolu Çocuklarını susturmaya çalışan bu nobran/çirkin/antidemokratik tavır karşısında tüm vatandaş hakları yasal olarak kullanılmalıdır. Örneğin Erdoğan’a yönelik iftira ve saygısızlıkları kınayan ve ona tüm hizmetleri için teşekkür etmeyi amaçlayan milyonluk bir dijital kampanya veya miting düzenlenebilir. Yaklaşık üç ay önce bu amaçla bir kampanya’yı www.change.org ‘da başlatmıştım ama istenilen düzeyde destek almamıştı, kampanya.https://www.change.org/p/cumhurba%C5%9Fkan%C4%B1m%C4%B1z-recep-tayyip-erdo%C4%9Fan-a-y%C3%B6nelik-iftira-ve-sayg%C4%B1s%C4%B1zl%C4%B1klara-son-verilsin-kendisinden-%C3%B6z%C3%BCr-dilensin Keşke sahiplenilseydi ve siyasi hesaplardan uzak, gönüllü, sivil bir tepki verilebilseydi,  Cumhurbaşkanımıza dönük saygısızlıklar karşısında.  Oysaki birçok haber sitesinde ve bazı gazetelerde haber olmuştu, söz konusu teşebbüs. Geniş kitleler ve sivil teşkilatlarca sübvanse edilebilirdi. Şimdi kamuoyuna tekrar bir çağrı yapıyorum, kimin organize ettiğinin/edeceğinin bir önemi yok. Cumhurbaşkanımıza dönük iftiraları kınayan ve ona bu millete/ümmete dönük hizmetleri için teşekkürü gaye edinen milyonluk  bir kampanya  mutlaka düzenlenmelidir. En kısa sürede…
Hatırlarsanız, Romanya Başbakanı Victor Ponta, Marmaray açılış töreninde, "Türkiye'ye hayranlığımı dile getirmek istiyorum ve sizin muhteşem bir lideriniz var. Recep Tayyip Erdoğan muhteşem bir lider!" açıklaması yapmıştı. Macar Başbakan Orban da, "Türkiye uzun zamandan beri sığınmacı trajedisi konusunda muazzam şeyler yapıyor. Farklı siyasi düşüncelerden bağımsız olarak biz Avrupalıların her hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan için ayin yapmamız lazım." ifadesini kullanarak çok yakın bir zaman önce Cumhurbaşkanımızın dünya barışı, kardeşliği adına çok büyük hizmetlere imza attığını çarpıcı/veciz bir dille vurgulamıştı.  İçimizdeki mankurtlar bu hakikatleri görmek istemeseler de milyonlar bu gerçekleri tasdik ediyor. Cumhurbaşkanımızın millet ve ümmet uğruna ömrünü adadığına aklı selim insanlar/mazlumlar şahit ve milyonlar ondan duasını esirgemiyor, hiçbir zaman da esirgemeyecek. Her ne kadar iftira/darbe lobisi, onun adına dahi tahammül edemese bile o milletin adamı olmayı her zaman sürdürecek. ERDOĞAN’IN GERÇEK SARAYI MİLLETİN YÜREĞİ OLACAK. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi onun vazifesinin nihayete ermesinden ya da vefatından sonra da millete hizmet verecek ama o Gerçek Sarayı olan Milletin Gönlünde yaşayacak. Kof söylemlerle Cumhurbaşkanlığı Sarayını ve Seçilmiş Başkomutanı eleştirmektense milletin yüreğindeki sarayda kendinize yer edinmeye bakın bayım. Tabii yapabilirseniz… Mekanik sarayları herkes inşa edebilir ama herkes milletin ve ümmetin yüreğindeki sarayda ebediyen misafir olamaz.
YORUM BIRAKIN
YORUMLAR  ( 14 Yorum )
ALİ VELİ
2 Yıl önce
GAZETECİ DÖVDÜREN AKP..MUHALİF KİM VARSA DAYAK.
ALİ VELİ.
2 Yıl önce
MİLLETİN YÜREĞİYMİŞ % 62 ŞU AN AKP'den nefret ediyor...BU CE HA PE BU ME HAPE BUNLARA SU BİLE YOK BUNUNLA MI YÜREK SARAYI...HAYDİ BE....GEMİLERDE TALİM İSVİÇREDE MALİM VAR...4 YÜZLÜ AKP.
ALİ VELİ
2 Yıl önce
"ŞATAFATLI MAĞLUBİYET" ADLI KİTABI TAVSİYE EDERİM...DİN SİMSARLARI GÜZELİM BARIŞ DİNİYLE HAK DİNİYLE NASIL NEFRET EKİP KÖŞE OLDU VE KORKUYLA HERKESİ HAİNLİKLE SUÇLADI ...
Serdar Gür
2 Yıl önce
KÜFÜR EDİP PARA KAZANAN TROLERE AKP NEREDEN PARA VERİYOR UZAYDAN MI BU PARALAR? MİLLETİN VERGİSİ VE RÜŞVETLE İHALE ALANLARIN İHALE KARŞILIĞI BORÇLARI..Yazık ÇOĞU DA İHL MEZUNU..HARAM NEDİR?
ALİ VELİ
2 Yıl önce
TİVİBU MUHALİF KANALLARI NİYE ÇIKARDI YAYINDAN YENİ TC BU MU:-) TEK PARTİ KAFASI SOMAYA RIZAYA SES ÇIKARAN LOBİCİDİR.SARAY BÜYÜK YAZIDA TEK DOĞRU BU.ÖLENLER FITRAT..YİYİN EFENDİLER YİYİN BU
ALİ VELİ
2 Yıl önce
BİR ÇOK ÜLKEDE VAR SANDIK.BU HUKUKU iptal midir? 4 BAKAN,RIZA,SÜREÇ, AYAKKABIKUTULARI..SANDIK hukukun üstünde mi? HELE BÖYLE OKUMAZLARIN ülkesinde SANDIK -) ÇALDILA EMME DUBLE YOL YAPTILA
Ahmet Özcan
2 Yıl önce
O DEDİ BU ŞİFRELİ SÖYLEDİ masalını bırakın.AKP KOALİSYON KURMAZ KURAMAZ TUĞRUL GİBİ OLURLARSA OLUR...17-25 ŞARTI VARSA HUKUK DEMOKRASİ DENİRSE KOALİSYON OLMAAAZZZ...RIZA HAYIRSEVERLİĞE DEVAM
Ahmet Özcan
2 Yıl önce
HER ŞEYİ VAR AMA MAĞDUR DIŞ GÜÇLER, LOBİCİLER vs BAYDI BUNLAR .YENİ ŞEYLER YAZIN..753 ÖLÜMDE DE YÖNETİM SUÇLU DEĞİLMİŞ.TABİ CANIM BÖYLEDİR.S.NURSİ, DER Kİ: "ŞARK : CEHALET ZARURET İHTİLAF."
Alpertunga Aslan
2 Yıl önce
SARAYIN varsa güçlüsün! SUUDİLER GİBİ:-) ORADA MEZHEP BASKISI BİZDE DE TEK PARTİ devletine doğru.AKPLİ değilsen devlet sana kapalı özele baskı...KREŞLERE KADAR.ULAN İSRAİL UŞAKLARI FALAN :-)
Alpertunga Aslan
2 Yıl önce
TEZAT DOLU BİR YAZI. KANDİLLE APOYLA 3 YILDIRSARMAŞ DOLAŞ SONRA 17- 25 KORKUSUYLA KOALİSYONKURDURULMADI. EEEE YARASI OLAN...KÜRTLERİ EZELİM ŞEHİT EDEBİYATI YENİDEN ESKİ FİLMLER...
Alpertunga Aslan
2 Yıl önce
HEP BİR MAĞDURİYET EDEBİYATI... MEDYA SİZDE YARGI EMNİYET SERMAYE. VERDİĞİ RÜŞVETİN FAİZİNİ ALAN RIZALAR DAHA NE ŞİKÂYETİ BİTMEDİ BU TARZ :-) ALGI MAĞDURUZ FAKİRİZ :-) BAYDI BU MANTIK
Alpertunga Aslan
2 Yıl önce
Aslında hiç koalisyon olmamalı.17-25 sorulmamalı.KÜRTLER dışlanmalı.PKK vurmalı HDP ERİMELİ.SONRA milli irade.TEK PARTİ TEK MEDYA TEK SES. UYMAYAN İSRAİL UŞAĞI.KANDİL APO İYİ HDP KÖTÜ :-))
Ahmet Özcan.
2 Yıl önce
İSLAM VE SARAY :-) "HALKIN EKSERİYETİ (sevadı azam) GİBİ YAŞAYINIZ." HADİS ...İDARECİLERE BU HADİS.....METHİYE KASİDE BİTMEZ. Peygamber gurura kapıldı BİZ KAPILMAYACAĞIZ EFKAN ala :-)
Ahmet Özcan.
2 Yıl önce
BU YAZIYA SADECE :-) ..KRAVATINI BİLE ELEŞTİREMEZSİNİZ. HZ.ÖMER BORÇLU ÖLDÜ. O KADAR MUHTAÇTI Kİ KURBAN KESEMEDİĞİ OLDU.FAKİRLER KESMEK ZORUNDA KALMASIN DİYE.BUNLAR eski MASALLAR bazılarına
BENZER HABERLER
Savaş Hoştaş:Koalisyon AK Parti’yi Bitirir
2002 yılında %34 ile tek başına iktidar olan AK Parti Haziran seçiminde %41 almasına rağmen tek başına iktidar kuramıyor. Bir başka meselle ise %17 alan MHP 80 vekil çıkarırken %13 alan HDP de 80 vekil çıkardı.
Rojbîn Özkan: Qenevîçe
Di demsala payîzê de, li gund rewşa hewayê bizavê zivistanê dikir. Hema tenê berf jê kêm bû.
Güldalı Coşkun: Kaybedeceksiniz!
Güneydoğu’da bir il… Merkeze epeyce uzak bir beldedeyiz.
HÊSANTIYA ROJIYA REMEZANÊ
Roja yekşemê 07/06/2016 êvarê, niyet ji bo girtina Rojiya Remezana 2016an dest pê kir û roja 8ê mehê bi awayekî fermî Rojiya Remezanê dest pê bû.
Değişen Dünya Dengelerinde Yeni Ortadoğu Düzeni
18.yy’dan itibaren Dünya hâkimiyeti, Asya ülkelerinin elinden yavaş yavaş çıkıp başta İngiltere ve Fransa olmak üzere Avrupa’nın kontrolü altına girmiştir.
Oğuz Ağca: Erdoğan Oligarşisi
Muhalefet medyasında bir Erdoğan oligarşisinden bahsediliyor. Sarayı ise oligarşinin merkezi olarak tanımlayanlar var. Öncelikle Oligarşi ne demekmiş onun anlamına bir bakalım.
AVUSTURYA'DAN SIĞINMACILARA ASKERİ SET
KERRUBİ AÇLIK GREVİNE BAŞLADI
ABD'DEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
BM GENEL SEKRETERİ'NDEN KUZEY KORE AÇIKLAMASI
İNGİLİZ BAKANDAN 'TÜRKİYE' AÇIKLAMASI
TİLLERSON'DAN KİM JONG UN AÇIKLAMASI
VENEZUELA HALKI ABD'NİN 'ASKERİ MÜDAHALE' İMASINA TEPKİ GÖSTERDİ
TRUMP'TAN IRKÇILIK AÇIKLAMASI
İSRAİLLİ DERNEKTEN AL JAZEERA'NIN KAPATILMASINA TEPKİ
ÇİN'DEN BMGK'NIN YENİ KUZEY KORE KARARINA TEPKİ
DUTERTE: İNSAN HAKLARI MI? CANI CEHENNEME!
MISIR'DA BOMBALI SALDIRI