hacer @ sivildusunce.com
Ak Parti kuruluşundan bu yana uzlaşmacı bir parti olmuştur. Siyasette rasyonalite uzlaşmadır. Çözüm Süreci de rasyonel bir süreçtir. Tek bir askerimizin bile şehit cenazesinin gelmemesi, anaların ağlamaması, kardeş kavgasının olmaması için demokratikleşme paketi içinde gördüğümüz bir uzlaşmadır. Uzlaşma az zarar fazlaca kârdır. Ordumuz PKK ile mücadelede kararlı ataklarla yüzlerce PKK militanını öldürmüştür. Fakat her yüz militana beş, on şehit cenazemiz de eksik olmamıştır. Bir tane bile şehit cenazesinin gelmemesi adına bu süreç başlatılmıştır. Nitekim çözüm süreci boyunca şehit cenazeleri gelmemiş, analar ağlamamıştır. PKK terör örgütü de verdiği yüzlerce militan cenazesiyle eli mahkûm süreci kabul etmiştir. Fakat Ak Parti hükümeti bu süreci demokratikleşme paketi ile sürdürmeyi Türkiye’nin büyümesi, birliği ve barışı için çok daha uygun görmüştür. Bir taşla iki kuş vurmak istemiştir. Bir bakıma çözüm sürecini hepimiz Kürtlerin etnik haklarının verilmesi karşısında örgütün kendisini tasfiye edip, dağdan inip normalleşmesi beklenilmiştir. Fakat özellikle seçim süresince bölgede Kürt halkına 30 yıldır yapmış olduğu baskıyı, tehdidi ve suikastları artırmış, bir türlü silah bırakmayan, dağlara gençleri çıkartmaya devam eden bir PKK ile karşılaşmaya devam ettik.
Afişlerde musluklardan kan akıtan, seçim anketi bahanesi ile akşam on gibi saatlerde kapıları çalıp kime oy vereceklerini soran PKK’lIlar ile halka gözdağı veren bir yapılanma ile karşılaştık. Kobani bahane edilerek 6-7-8 Ekim olaylarında HDP Eş genel başkanının çağrısıyla tabanını sokağa çağırmış ve 50 vatandaşımız vahşice de katledilmiştir. Biraz daha devam etseydiler nerdeyse iç savaş çıkartacaklardı.
Kürt halkı Çözüm süresince örgüt tarafından büyük baskı ve tehdit görmüş, çocukları, eşleri katledilmiş, işte bu yüzden devletin PKK’ya meydanı boş bırakıp onları korumadığını düşünmüştür. Artık Çözüm sürecinin halkta bıraktığı düşünce “PKK’ya Meydanı boş bırakmak!” anlamına gelmeye başlamıştır.
PKK silah bırakmıyor! Süreçte üzerine düşeni yapmamış tam tersi süreci kullanmıştır. Zira yüzlerce militanı ölüyordu ve bu süreç devletin militan öldürmemesi adına onlara yaramıştır. Devlet süreci devam ettirmek adına, hatta sokak eylemlerinde kıran, döken, Molotof atan, esnafa kepenk kapattıran PKK’lılara karşı bile meşru şiddet uygulamamıştır. Polisin bu saldırılar karşısında sürece zarar gelmemesi adına sakin kalması sağlanmıştır. Fakat örgüt hiç sakin kalmamıştır. Hep meydanı boş buldum sanmış, azmıştır!
HDP, Daiş terör örgütü ile PKK yı meşrulaştırmaya çalışırken Türkiye aleyhtarlığı yapmaya devam etmiştir.
Süreç askıya alınacaktır. Bu milletin tüm iyi niyetlerini kullanmışlardır. Çözüm sürecini desteklemiş olan bu millet MHP’ye selam çakmaktadır!
Demokratikleşme paketiyle Kürt halkının etnik hakları verildi. Bundan sonra bize düşman olanlar, askerlerimizi öldürenler, bu ülkeyi bölmek isteyenler kötü kalplerinden kendileri sorumludurlar!
Konuştuğum pek çok HDP seçmeni kendilerini çözüm sürecinin bir aktörü olarak görmekteydi. Öyle ki kendi silahlı güçleriyle elde ettikleri güç yanılması ile MHP ile bile çözüm sürecini başlatabileceklerine inanıyorlardı. Ve hayretler verici bir şekilde çözüm sürecini başlatmış, Kürtlere Kürt demiş, demokratik reformlar yapmış, Kürtçe yayın yapan kanallar açmış, üniversitesinde bölüm yapmış Ak Parti’ye karşı düşmanlık, saldırılar yapmıştır. Bununla birlikte CHP ve hatta MHP gibi katı devletçi tek tipçi, çözüm sürecine karşı yapılarla birlikte olmuşlardır.
Hatta seçim öncesi MHP’ye bile kırmızı gül uzattılar!
Seçim döneminde HDP’ye karşı tek bir söz söylemeyen MHP bu gün “HDP’den bahsederken “ateş ile barut, PKK’nin acentesi, asla HDP!” gibi söylemleri olmakla beraber koalisyonda kırmızı çizgi olarak çözüm sürecini öne sürmektedir. Çözüm sürecine hayır demektedir.
 
Hâlbuki çözüm sürecinin gerçek ve tek aktörü Ak Parti hükümeti ve bu millettir. Ak Parti “siyasal rasyonaliteyi, uzlaşma kültürünü” ta kuruluşundan itibaren yakalamış bir partidir.
 
Çözüm süreci öncesi PKK’ye en çok kayıp verdirdiğimiz ve ordumuzun kapsamlı, kararlı bir şekilde savaşması sonucu örgütü zayıflattığımız bir gerçekti. Fakat şu da bir gerçekti ki yüzlerce militan öldürülse de şehit verdiğimiz…
Şehit olsun istemedik. Devlet baskısı, olağanüstü haller ile etnik ve ekonomik olarak zayıflamış Kürt halkının kurtuluşu, örgütün baskısından, tehdidinden kurtulması ümidi ile Ak Parti rasyonalitesi bu çözümü başlatmıştır.
Fakat PKK ve temsilcisi HDP, ülkenin aleyhinde bölge insanını tehdit eden yapısıyla çözüm sürecini rafa kaldırmıştır.
Bölge halkı çözüm sürecinde de PKK baskısı, tehdidi ile karşılaşmış, devletin onları PKK ya bıraktığı düşüncesine sahip olmuştur.
 Anlaşılan o ki PKK’nın meselesi ülkenin asla bir demokratikleşme problemi olmamış! Bölge silahlı PKK örgütü tarafından hala tehdit edilmekte, sınırlarımızda terör örgütleri devlet kurma hayalleriyle ülkemizi, birliğimizi tehdit etmektedir.
PKK’ya Terör örgütü diyemeyen, örgütü meşrulaştırmak adına DAİŞ terör örgütünü kullanan, Daiş ismi ile Türkiye’yi yan yana getirip terör örgütleriyle birlikte Türkiye’nin adını anan ve Türkiye aleyhinde konuşan HDP’yi halk çok iyi görmektedir. Yalancı söylemlerle Türkiye’ye ihanet etmekten bir gram sakınca görmemektedirler!
Bu anlamda Ak Parti rasyonalitesi çözüm sürecini rafa kaldıracaktır. Çözüm sürecinin tek aktörü Ak Partidir. Ve Türk ordusu karşısında yüzlerce militanını kaybeden PKK sürece mahkûm olan bir örgüttür. Devlet süreçte üzerine düşeni fazlasıyla hatta meydanı PKK’ya bırakırcasına yapmış buna rağmen PKK süreci kullanmış, Türkiye’yi bölme hayallerinden asla vazgeçmemiştir.
HDP milletvekillerinin söylemleri ve eylemlerini takip edip gördükçe de Türkiye ile hiçbir alakaları olmadıklarını gördük. Açıkça bu ülkeyi, gidebilecekleri, yaşayabilecekleri tek ülkeyi, yani Türkiye’yi resmen düşman bellemişler!
 
aceraydin@hotmail.com
https://twitter.com/hacer_aydn