hacer @ sivildusunce.com
Geceleri sık sık artık köylülerin bostanlarına yaban domuzları inmeye başlamıştı. İnsanlar o güzel bostanlarını korumak için ellerinde tüfek ile nöbet tutuyorlar bahçelere özel tüpler yerleştirip yaban domuzları gelmesin diye patlatıyorlardı. En güzel bostana sahip adamın bahçesine de gece bir yaban domuzu girdi. Bostan sahibi hemen tüfeğini yaban domuzunun alnına doğrulttu. Yaban domuzu titreyerek konuşmaya başladı. “
Bu köyün en güzel bostanı senin! Ah hele şu püsküllerini sarı kızın altın saçları gibi sarkıtan mısırların o kadar güzeller ki hayranım onlara! Bostanın çok güzel! Beni öldürme. Hayatım karşılığında senin bostanını diğer yaban domuzlarından koruyayım. Bahçene girmene kalkanları savuşturayım. Onların dilinden yalnız ben anlarım! Senin o güzel bahçenin kıymetini yalnız ben bilirim! Böylelikle sen de geceleri rahat ve huzurlu bir uyku uyursun ben de hayatımı kurtarmış olurum.”dedi. Yaban domuzunun bu teklifini bahçe sahibi birkaç saniye düşündü. “Hım hım! Peki peki öyleyse canını bağışlıyorum. Bu teklifin akla pek yatkın ama siz yaban domuzlarına pek güvenilmez!”dedi.
“Ah efendim bizi yanlış tanımışsınız! Biz anlaşma yaptığımız herkese güven vermişizdir. Üstelik gerçekten senin bahçenin kıymetini bir ben bilirim. Hem ben diğer yaban domuzlarından daha iyi ve üstünüm. Onlardan daha akıllıyım. Kiminle anlaşma yapılacağını çok iyi bilirim. Hem diğer yaban domuzları çok çirkin benim kalbim güzel. Kabul et ve bana güven! Senin bahçenin kıymetini bir ben bilirim!” dedi yaban domuzu. Bahçe sahibi nicedir yaban domuzlarıyla uğraşmaktan, geceleri rahat uyku uyuyamamaktan muzdaripti. Dayanacak gücü pek kalmamıştı. Teklifi kabul etti. Yaban domuzu da aynen dediği gibi yaptı. Günlerce bahçeyi yaban domuzlarından korudu. Fakat içinde durdurulamaz domuzluk baskın gelmeye de başlamıştı.  Mısır tarlası karşısında dayanamıyor, onları yeme, bahçeyi talan etme arzularıyla dolup dolup taşıyordu. Ve bir gece, efendisi uyurken mısırlara saldırdı, tüm mısırları yedi. O düz burnuyla saatlerce mısır püskülleriyle oynadı. Öylesine yedi ki yerinden kıpırdayamaz hale geldi. Efendisinin günlerce bahçeyi koruduğundan dolayı onu affedeceğini de düşünerek o gece rahat bir uyku uyudu. Bahçe sahibi sabah uyanınca ve bahçesinin domuzcuk tarafından talan edildiğini görünce arkasına bakmadan koşarak hemen evde duvarda asılı tüfeğini aldı. Karnı mısır ile dolmuş, ağzından mısır püskülleri taşan domuzun karnına tüfeği doğrulttu. Nişan aldı ve vurdu.
Yazdığım bu hikâyemin tek bir anlamı yok. Tek bir göstereni yok. Lacancı bir psikanaliz de yapabilirsiniz, postyapısalcı açıdan anlamlar da yükleyebilirsiniz.  Siyasi bir okuma da yapabilirsiniz. Anlam okura kalmış; yazar ölür burada.
 
 
aceraydin@hotmail.com
https://twitter.com/hacer_aydn