atilla @ sivildusunce.com
Mizah toplumların en renkli yönlerinden biri. Mizah hayatı, işi, yanlışları, her türlü iktidarı tiye almanın, ciltler dolusu kitapta anlatılabilecek şeyleri bir karikatürde veya iki üç cümlede anlatmanın yolu. Bireysel olarak bakıldığına mizah duygusu sahibi, özellikle kendisiyle alay edebilen, dalga geçebilen insanların daha zeki, akıllı ve kaprissiz olduğunu görürüz. Onların arkadaşlığı da daha iyidir. Mizah duygusu olmayan ve her şeyi her zaman çok ciddiye alan insanlar ise sıkıcıdır. En olmadık şeyler için dahi sadece kendisini değil başka insanları da strese sokar. Adeta diken üstünde bir hayat yaşar. Mizah duygusu güçlü bireylerden müteşekkil toplumlar da öyle olmayanlara nispetle daha renkli ve huzurlu.

Mizah her toplumda önemli olmakla beraber otoriter sistemlerde insanların düşüncelerini açıklamasının ve kendini korumasının en etkili araçlarından. Bunun en iyi örneği Sovyetler Birliği'ydi. Bu dev ülkede tüm hak ve özgürlükler yok edilmiş ve insanlar devlet tarafından tam bir tahakküm altına alınmıştı. Ülkede alenî muhalif pozisyon benimsemek, muhalif yayın organı çıkartmak ve kitap yayınlamak, farklı fikirleri savunmak imkânsızdı. Toplum buna eşi benzeri az görülmüş bir mizah üretimiyle cevap verdi. Akla hayale gelmedik binlerce fıkra üretti. Bunlara topluca Demirperde Fıkraları adı verildi.

Hazır söz açılmışken bir Demirperde fıkrası anlatayım. Rus Viktor, uzun çabalardan sonra, resmî görevli olarak Doğu Bloku ülkelerini kapsayacak bir geziye çıkar. Moskova'dan ayrıldıktan sonra ilk durak olarak Varşova'ya uzanır. Oradan aile halkına ve iş arkadaşlarına bir kart postalar. Kartın arkasında “Hür Varşova'dan sevgilerle” yazmaktadır. İkinci durak Doğu Berlin'den bir kart daha gönderir. Kartın arkasında “Hür Berlin'den sevgilerle” yazmaktadır. Üçüncü durağı Prag'dan “Hür Prag'dan sevgilerle” yazan bir kart atmayı ihmâl etmez. Bir sonraki durak olan Budapeşte'den de “Hür Budapeşte'den sevgilerle” yazan bir kart gönderir. Birkaç gün sonra Viktor'un ailesi ve arkadaşları bir kart daha alır. Kart Viyana'dan postalanmıştır ve arkasında şöyle yazmaktadır. “Hür Viktor'dan sevgilerle”. Özgürlüğün ne olduğunu bundan daha iyi anlatan bir söz, olay olabilir mi?
Türkiye otoriter bir rejimle yola çıktı. Yeni bir toplum ve yeni bir insan yaratmak isteyen rejimin egemenleri toplumsal hayatın her alanı gibi medyayı da kontrol altına almaya çabalarken mizahı ihmâl etmedi. Böylece mizah dergileri sistemin ideolojik amaçlarının takipçisi hâline getirildi. Bu çizgide nesiller yetişti. Bugünkü mizah dergileri ortamı bu çabaların ürünü.

Türkiye'de birçok mizah dergisi çıkıyor. Bu dergilere egemen olan bakış genel olarak sol Kemalist. İstisnaları zaman zaman görülmekle beraber bu ana çizgi hiç değişmedi. Bizde mizah dergileri devlet ideolojisini ve devlet iktidarını sorgulamaktan ziyade sınırlı bir iktidara sahip olmasına izin verilen demokratik iktidarları hedef aldı. Bir taraftan onları bir taraftan da onların dayandığı kitleleri ti'ye aldı, aşağıladı. Çok uzağa girmeye gerek yok; mizah dergileri 28 Şubat sürecindeki ahlâk ve akıl dışı başörtüsü yasağına karşı mı çıktı, destek mi verdi? Cevap belli. Dahası da var. Gezi olaylarında mizah dergilerinin adeta topluca devlet iktidarı yanında durup demokratik iktidara saldırdığını gördük.

Mizah dergileri deyip geçmeyin. Medya üzerine yapılan tahlillerde mizah dergileri genellikle ihmâl ediliyor. Oysa, mizah dergileri genç nesiller açısından gazetelerden daha önemli. Gençliğin önemlice bir bölümü ideolojik bilgisini bu dergilerden alıyor, tavırlarını onlardaki görüşlere dayandırıyor. Bu mizah dergileri kompozisyonu bir bakıma tuhaf bir durum. Toplumun maksimum yüzde 20'sine tekabül eden bir kesim mizah dergileri alanında tam olarak hâkim.

Bu sürdürülemez bir durum. Medyadaki genel çoğullaşma gibi mizah dergilerinin de çoğullaşması lâzım. Bu ihtiyacı görerek bir grup arkadaş bir mizah dergisi kurmaya teşebbüs ettik. Çok iyi bir ekip de topladık. Ancak, ne yazık ki, gerekli malî kaynakları bulamadık. Şimdi yeni bir mizah dergisi boy gösteriyor gazete bayilerinde: Hacamat. Bu dergi İslamcı bir grup tarafından çıkartılıyor. Dergi hem çizgide hem düz yazıda iyi. Bu, hiç eleştirim yok anlamına gelmiyor. Meselâ, “Müslüman genç kızın hayata tutunma rehberi”ni yanlış ve ayrımcı buluyorum. Müslüman geç kızlar hep başörtülü tasvir ediliyor. Oysa, bir kız başını örtmeden de Müslüman olabilir. Bu yüzden, “tesettürlü Müslüman genç kızın…” başlığı daha uygun olurdu. Bütün bunlara rağmen, dergiyi başarılı buluyorum. Hatta bazı düz yazı sütunlarının (Sezgin Dirican, Hicabi Kamburabi gibi) olağanüstü başarılı olduğu kanaatindeyim. Cahit Koytak'ın şiirlerinin dergide devamlı yer alması da ayrı bir artı. Dergi, hâliyle, cinselliğe başvurmuyor. Bu bazı gençler arasında derginin şansını azaltan bir faktör olabilir. Bununla beraber, diğer dergilerde abartılı bir cinsellik kullanımı olduğunu da not etmekte fayda var.

Hacamat'cıları tebrik ediyor, dergilerinin kalıcı olmasını diliyorum.