atilla @ sivildusunce.com
Yakın dönem dünya siyasî tarihinde, askerlerin darbe yaparak iktidara oturduğu ülkelerde karşımıza çıkan, ilginç bir olgu var. Darbeciler, sistemi kendi kafalarına göre adam etmek için anayasa başta olmak üzere yeni bir siyasî mevzuat ve bazen yeni bir kurumlar seti yaratma yoluna gidiyor. Sonra anayasayı halk oylamasına koyarak yaptıklarını sağlama almak istiyor. İlginçtir, çoğu zaman bu oylamalardan askerî rejimler başarıyla çıkıyor. Yani anayasa halk tarafından onaylanıyor ve iktidar sivil veya sivil görünümlü kadrolara devrediliyor. Bu olgunun yaşandığı ülkeler arasında Pakistan ve Tayland gibi ülkeler başta geliyor. Türkiye de örnekler arasında. 1982 Anayasası demokratik usullerle yapılmadı. Askerler tarafından dikte ettirildi. Özgür ve âdil olmayan bir referandumda seçmenlerden yüksek oranlı bir onay aldı.

Bu olgu toplumların askerî darbelere bir şekilde destek verişi olarak mı yorumlanmalı? Belki ve bir dereceye kadar. Ancak, siyaset bilimciler bir başka noktaya daha dikkat çekiyor. Geniş halk kesimlerinin askerlerin hazırladığı anayasalara ve sistem değişikliklerine evet demesinin nedenlerinden biri, askerî rejimlerden bir an evvel kurtulma arzusu. Sanırım bu 1982 Anayasasına istisnai yükseklikte evet oyu çıkmasını izah eden faktörlerden. Halk böylece Evren ve adamlarına bir an önce gidin demiş oldu. Bu olguyu HDP ile PKK arasındaki ilişki açısından da böyle okumak mümkün olabilir mi?

PKK silahlı bir örgüt. Bölgede ona meydan okuma niyetinde ve bunu yapacak güçte olan başka bir silahlı örgütlenme yok. (Aslında olması da iyi değil). Bu PKK'yı diğer gruplarla PKK'lıları da diğer vatandaşlarla eşitsiz bir konuma oturtuyor. Kimse, grup olarak da birey olarak da PKK'ya açıkça meydan okumaya, itiraz etmeye cesaret edemiyor. Çünkü, bunun maliyeti çok yüksek olabilir. Malını mülkünü kaybetmekten, canını kaybetmeye uzanan bir yelpazede insanların mağduriyet yaşamasına sebep olabilir. İnsan doğası mümkün olduğu kadar bu tür ihtimallerden kaçınmayı telkin eder.

Geçenlerde Balçiçek İlter'in Karşıt Görüş programında katılımcılardan Süleyman Seyfi Öğün, “Belki de HDP'ye oy verenlerin bir kısmı PKK'dan kurtulmak için oy verdi” mealinde bir ifade kullandı. Neden olmasın? Bu fikir hiç de akla, mantığa aykırı görünmüyor. Bugün elindeki silah gücüyle PKK Kürt toplumumun önemli bir bölümünü rehin almış durumda. Bu, insanları siyasî manevra yapmaya mecbur hâle getiriyor. Şaka yollu deyişle, eskiden, bölgede herkesin bir resmî bir de şahsî görüşü olduğu söylenirdi. Bunun sebebi T. C. Devleti'nin bölgede uyguladığı, faili meçhullerde somutlaşan, ağır baskıydı. Resmî figürlerin açıkça veya gizlice bulunduğu ortamlarda insanlar T. C. Devleti'nin kendilerine hizmetinden ve ne iyi işler yaptığından dem vururdu. Diğer ortamlarda ise aynı insanlar maruz kaldıkları haksızlıkları, zulümleri anlatır ve şikâyetçi olurdu.

Sanırım şimdi de bölgede benzer bir durum var. İnsanlar yine bir resmî bir şahsî görüşe sahip. PKK'nın varlığının hissedildiği yerlerde Kürtler PKK'ya en azından sessiz bir destek verir görünüyor. Zaman zaman da yüksek sesle bunu ifade ediyor. Buna karşılık, samimî ve güvenin egemen olduğu ortamlarda ciddî PKK eleştirileri yapılıyor. Çoğu insan, doğal olarak, silahlı baskıyla karşılaşmak, silah taşıyan insanlarla muhatap olmak istemiyor. Tercihlerini şahsen oluşturmayı, kaderine sahip çıkmayı arzu ediyor. Ancak, PKK birçok yerde ihbar ağı oluşturduğu için, kendini korumak amacıyla şahsî görüşünü saklayıp resmî görüşünü dile getiriyor.

Kürt halkının önemlice bir bölümü belki de bu yüzden HDP'ye oy verdi. Bunu yaparken beklediği PKK'dan kurtulmaktı. Doğal olarak, siyaset kapısının iyice açıldığı ve problemli toplum kesiminin temsilcisi olduğunu söyleyenlerin Meclis'e güçlü bir parti grubu olarak girdiği bir ülkede silahlı grupların pabucunun dama atılacağını düşündü, umdu. Bu tespit doğruysa, PKK'nın ikide bir HDP'ye ayar vermesinin sebebi daha iyi anlaşılır. PKK Kürt meselesini bir profesyonel iş gibi görüyor ve sahipleniyor. Patronluktan vazgeçmek bir yana kimseyi kendisine ortak etmeyi bile istemiyor. Kürt halkı ise savaş yorgunu ve umut kırıklığı rekortmeni olarak normalleşmeyi arıyor. HDP'yi bunun aracı olarak görmek ve kullanmak istiyor. Başka bir deyişle şiddetin yerine siyaseti ikame etme derdinde. Buna ne kadar muvaffak olacağını zamanla göreceğiz.