huzun @ sivildusunce.com
Büyüdüğüm aile ortamında herkes dindar olduğundan,  dindarları hiç sevmezdim.  Keşke, derdim çoğu kez, keşke Atatürk bütün bunları kökünden kazısaydı da bende kapalı olan annem için, takkeli gezen babam için Almanya da utanmasaydım. Cidden, annem ve babamdan utanıyordum. Bu durum çok uzunca bir süre böyle sürdü. Kürtler katledilirken ‘’aman onların sucu, neden bizim gibi olmadılar, neden illa Kürtçe konuşacaklar, ne olurdu bize katılsalar’’ diye düşünürdüm. Hatta çoğu kez Kürt arkadaşlarımla kavga bile etmişliğim var, bu sekülerite ve Kemalist sevdamla…
Hayallerimde hep o Türk Sinemalarıda olan kolsuz elbise giymiş anneler ve zengin babalar vardı. 20 yaşımda evden ayrılıp kendi evime taşındığımda ‘’ohh simdi istediğim hayata kavuştum’’ diye düşünürken, yanımdaki daireye Kürt bir aile taşındı; Suriye Kürtlerinden. Adam çok az Türkçe biliyordu. Beş küçük çocuğu vardı. Annesi, çocukları sokağa salar, bir de aksama toplardı.
Zavallı çocuklardan biri bir gün elini kesmişti. Kanlı eliyle oyun oynuyordu.  Çocuğa bakıp ‘’yine yakaladılar beni, bunlardan ayrılmak, tam bir seküler aydın gibi yasamak bana nasip değil.’’ Aldım çocuğu eve götürüp pansuman yapıp saldım dışarı. Çocukları çok severdim… O çocuklar o günden sonra öyle sümüklü halleriyle eteklerime dolaşırlardı. Severdim. Belki de benim köyde gecen sümüklü çocukluğumu andırdıkları içindi bu sevgim
Kürtçe bilmezdim fakat çocuklar muazzam Almanca bilirdi. Bir gün çocukların babası Türkiye’den yeğenini evlendirip getirdi. Kız 15 yaşında, okuma yazması yok fakat çat pat Türkçe biliyor. Bunlar kızı ailece evde bir güzel dövüyorlardı. Kız bir paskalya sabahı zilime bastı, ben de önceki aksam barda içmişim sevgilimle falan…vs tam batılı havamı yaşıyorum; annem ve babamdan ayrı, serbest yaşıyorum. Neyse, kapıyı açtım. Türkiye’den getirdikleri 15’lik gelin ‘’bana yardım et’’ dedi, ‘’ bunlar beni hep dövüyorlar…’’ Düşündüm; ‘’lan bela mısınız benim başıma? Ayni ülkede doğduk diye hep sizinle mi uğraşacağım... ‘’ Fakat öyle güzel siyah gözleri vardı ki, ağlamaktan kızarmış, içeri gel, dedim. Onu o gün evden kaçırdım. Bir arkadaşıma gidip oradan da kızlar için olan devlet yurtlarına yerleştirdim. Aksam eve geldiğimde ailesi kapıma dayadılar; adam, yeğeni, pala bıyıklı en az 50 Kürt… Görmedim, dedim, kaybolduysa polise gidin… Polise gitmediler ama beni de bir korku sardı tabii ki.
Neyse bu PKK’nın - ki o zaman yasadışı değillerdi- baya bir örgütü ve her yerde kolu vardı. Ailenin, devlet dairelerinde çalışan bir adamları mı vardı, neyse, kızı buldular; kandırdılar, geri aldılar, eve getirdiler. Kurumdaki adamlarını aradım, dedim ki ‘’iyi bok yedin, ben o ailenin komşusuyum, hemen yanlarında oturuyorum. Sen kızın yerini aileye söylemekle yanlış yaptın, kızın kılına bir dokunulsun, karşındayım. Hem dedim, bu kız 15 yaşında, kanunen okula gitmesi zorunlu. Sen devletin parasını yiyorsun, fakat devletin kanununu neden uygulamıyorsun? Bu kızı hemen okula yazdırın, yoksa beni karşında bulusun. Gerçi benden korktuğuna inanmıyorum da, her ne olduysa kızı okula verdiler. Kız artık biraz da olsa hürdü, dışarı çıkabiliyordu, benimle konuşuyordu, gülüyordu…
Bu olaydan sonra kapı komsum beni evine davet etti ‘’gel bir cay içelim’’ dedi. Düşündüm, ben sizden kaçtıkça siz evinize davet ediyorsunuz. Neyse, daveti kabul edip evlerine gittim. Evin duvarlarına Apo’nun resimlerini asmışlar. Bizim evde Kur’an’dan cüzler asılırdı, bunlarda Apo’nun resmini ve PKK bayraklarını... Apo’nun karşısında oturup attım bacak bacak üstüne. Mini etek var tabii ki, aydın ve seküler bir kızdım sonuçta, Atatürk hayranlığım falan o biçim… Birlikte çay içtik, biraz sohbet ettik. Sinir olurdum, ...mina***, hep sizin ve annemgillerin yüzünden ben seküler aydınlığımı yaşayamadım, diyecektim ki, iyiyim siz nasılsınız, dedim. Demek istediğim, bana insan olmayı bu dindarlar ve Kürtler öğretti. İyi ki varlar. Yoksa mal mal seküler hayallerde yasayacaktım.
 
hznmamafih@ymail.com
https://www.facebook.com/huezuen.mamafih