guldalicoskun @ hotmail.com

7 Haziran seçim sonuçlarının gereği olarak koalisyon görüşmelerinin ilk turu tamamlandı.

     Görev verilen Başbakan Davutoğlu, sırasıyla CHP, MHP ve HDP ile görüşmelerini yaptıktan sonra, basına yapılan açıklamalardan, MHP’nin koalisyona olumsuz baktığını, HDP’nin de aynı şekilde koalisyonda yer almayacağını öğrenmiş bulunuyoruz. CHP ile görüşmenin en azından bir koalisyon ihtimalini güçlendirdiğini söyleyebiliriz.

     AK Parti dışında kalan diğer partilerin, seçim sürecinde yürüttükleri kampanyada kullandıkları ortak dil, doğal olarak, seçmenlerinde üç partinin birlikte Hükümet etme beklentisini doğurdu.

     Bu beklentiyi besleyen ortak dil, AK Parti ve özellikle Erdoğan karşıtlığıydı. Bir süredir, yenemedikleri “büyük düşmanı” alt etmek için her şey mübâhtı!

     ‘O diktatör ki’; ülkeyi geriye götürmüş, Kürtlere karşı Kemalistlerden bile daha kötü uygulamalarda bulunmuştu! Hatta; Kemalistlerin verdiği tüm özgürlükleri de geri almıştı!

     Kürtler artık dillerini konuşamıyor, seyahat özgürlükleri elinden alınıyor, köyleri yakılıp-yıkılıyor, göçe zorlanıyor, işkence yapılıyor, gözaltına alınanlar geri dönmüyor, asit kuyularına atılıyor, zorla andımız okutuluyordu! Bütün bunları yapan, AK Parti idi! Ve ondan kurtulmak için, Kemalistlerle, ulusalcılarla ve kıymeti kendinden menkul, çok harfli bilumum oluşumlarla ittifak yapmanın doğru olduğunu düşündü siyasiler.

     Yok biz yanlış anladık! Aslında tüm mesele, kimi için sadece barajı aşmak ya da AK Parti’den kurtulmak değil de ajitasyonu bırakıp, hizmet üretme isteğiydi.

     CHP ve MHP ye gel beraber bir berber dükkânı açalım dedilerse de, bu kez de nefret baraj oldu HDP’nin önünde. Ne demişler “nefret, nefreti çeker!” Sermayesi nefret olanın, burnu barajdan çıkmazmış!

     Neyse o da dert mi! AKP kaybetti ya; mühim olan bu.

     Milletin işi gücü durmuş, yatırımlar yatmış, ülke Hükümetsiz kalmış, bölge karışıkmış, kimin umurunda! Barış Süreci ve bekleyen problemler mi! Aman âlemsiniz, çıkıp iki demeç verilir, iş hallolur. Biz, adalet, barış ve demokrasiyi savunuyoruz dediler mi; tamamdır. Silahlar mı; ne alaka, demokrasi ve barış dediler ya, serbest artık! Yıllardır CHP’nin çağdaş, laik, hukuk devleti dediği gibi ama sadece dediği gibi. Ne söylendiğine ve ambalajına bakacaksınız, açmayın gerisini!

     Tabi ki onların seçmeni, AKP seçmeni gibi koyun olmadığı için, bu demeçleri duyunca, farkı hemen anlar ve ‘evvett, işte bu’ diyerek,  mührü basarlar. Kolay mı öyle konuşmak. Böyle güzel cümleler kurup da demeçler vermek!

     Bir de şu AK Parti’nin haline bakın hele; bir kez bile duymadık onlardan demokrasi, barış, adalet, eşitlik, çağdaşlık gibi sözcükleri!

     Nasıl duyacaktık ki; adamlar, Ermeni mallarına el koydu; nerede adalet?!

     Türbanlıları işten attılar, bu mu eşitlik?!

     Anadile yasak ve Kürt dili bölümlerini kapadılar, bu mu demokrasi?!

     Cem evlerini – camileri ahır yaptılar; bu mu laiklik!

     Devletin medyası dışında tüm medyaya el koydular, bu mu basın özgürlüğü?!

     Turistlerin ülkeye girmesi engellendi, vatandaşlar da limitli dövizle seyahate çıkabildi, bu mu çağdaşlık?!

     Devleti,  karanlık güçlere, cemaat yapılanmalarına teslim edildi; bu mu demokrasi?!

     Malımızı-mülkümüz, varımız yoğumuz kamulaştırıldı; bu mu açık ekonomi?!

     Havaalanlarını halka kapatıp, askeri uçuşlara açtılar; duble yolları tahrip edip, ‘askeri barajlar’ yaptılar; bu mu barış?!

     Hastaneler, sağlık ocakları, yollar, köprüler, her türlü ulaşım araçlarıyla; çağdaşlık, laiklik, demokrasi, adalet, barış ve özgürlükçülüğüyle dünyanın en gelişmiş ülkesini, tam 13 yılda bir Afganistan, yok o kadar da değil; Mısır’dan beter yaptılar; bu mu çalışkan Hükümet?!

     Bütçe; bunu hele hiç konuşmasak. Utanmadan borçları, Maastricht kriterlerine uydurup, sıfır borçlu ve refah içindeki ülkeyi, dilenci durumuna düşürdüler.

     En sonunda kurtulduk!

     Yaşasın, bundan böyle; sözü güzel, sazı güzel, demeci güzel, duruşu eşsiz, cesareti Everest, feraseti Kandil, vizyonu, İ. İnönü, idolü Esed, kahramanı Sisi olan siyasi liderlerimiz var iken...

     Yakında, çok yakında; çağdaş, laik, demokrat, ayrıca adalet ve barışı da savunan muhteşem bir Hükümet çıkarabiliriz bunca zenginlikten.

     Ne mutlu bize, harika demagoglarımız var!

     Kim demiş yürümez peynir gemisi lafla diye!

   

 

guldalicoskun@hotmail.com

twitter.com@gulcoskun34