can @ sivildusunce.com
Acemî Muhalefet 
 

Senelerdir söyleniyor. Söyleyenlerin dillerinde tüy bitiyor. Ama nâfile. Bu memleket şöyle lâyıkıyla muhalefet yapan kesimlerden hep mahrum. Allah nasip etmiyor bir türlü. Demek ki, lâyıkıyla muhalefete sâhip olmamız için çalışmamız lâzım. 

Kemikleşmiş seçmen tabanında garanti edilen oylarla, sayısı üç aşağı beş yukarı değişse de, hep var olan milletvekilleriyle kazanılan muhalefet sıfatı, aslında sâdece siyâsî partilerin taşıyamayacağı ve taşımaması gerekecek kadar ağırdır. Kolaycılığa kaçıp, iktidar partisini muhalefet partisi denetlesin, diyoruz.  Aslında bu, bir göz boyama kolaycılığı, çünkü siyâsî partilerin muhalefettindeki zâfiyet, muhalefet işlevini “merdivenaltı muhalefet”e dönüştürüyor. 

Muhalefet yapmama suçlamasının müzmin muhtabı CHP’nin hiç istifini bozmaması sonucu, eşyanın tabiatına uygun olarak hem Meclis’te hem de sivil ortamda muhalefet güçleri ortaya çıkıyor. Meclis’te baraj engelini aşıp gelen yeni muhalefet partisi HDP’den beklentiler büyük. Lâkin barajı aşıp gelen bir parti olarak biraz tecrübe kazanması gerekecek. Ama inşallah tecrübeli âbilerinin ve ablalarının izinden gitmeler. 

İftar Masası 

Meclis’teki zayıf muhalefet bir tarafa, hem sivil hayatta hem de sosyal medyada dengesiz, acımasız ve bir o kadar da seviyesiz ve ahlaksız bir muhalefet var. En ufak bir haberi bulunca ya da bulamayınca uydurup ayyuka çıkartan bu ahlaksız muhalefetin elinde sınırsız bir çamur stoğu var. Adeta attıkları çamur misliyle tedârik ediliyor. 

Gezi Terörü’nün fitilini ateşleyen sözlerden biri olan “Mesele ağaç değil, anlamadın mı?” cümlesi bu sefil muhalefetin âdeta şifrelerini ortaya koyuyor. Bu cümlenin türevleri olabilir: Mesele 3. Köprü değil. Mesele nükleer santral değil. Mesele seçimler değil. Mesele memleket değil. vb. 

Bu sefil muhalefet anlayışının mal bulmuş Mağribî tavrıyla üzerine atladığı son olay, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki iftar yemeğidir. Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibâren Çankaya Köşkü ve Dolmabahçe Sarayı’nda başlayarak sofra geleneği edinmiş olan cumhurbaşkanlığımız, bu makamda bulunan kişilerin değişen tercihlerinin yansıması olan sofralarla halkın karşısına çıkmıştır. 

Ama geçen hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ilâhiyat camiasının önde gelen ilim adamlarına verdiği iftar, sanki bu makamda ilk defa veriliyormuş gibi yemek takımlarının uydurma fiyatından mönüdeki uçuk rakamlara kadar lime lime edildi. Mercedes araba fiyatında olduğu iddia edilen sandalyelerin Demirel zamânında kullanılan sandalyeler olduğu ortaya çıktı. 

Elbette mesele ne masa ne de sandalyeler değildi. İşin doğruları ortaya çıkınca da bu çamuru atanlar da zerre kadar yüz kızarıklığı yoktu, çünkü bu yüz kızarıklığı için gerekli olan ar damarı ya yoktu ya da çalışmıyordu. 

Gündem Tuzağı 

Türkiye gündemi yaklaşık bir yıldır, sefil muhalefet zihniyetinin üretip servis yaptığı konularla dolu. İktidar ise bu gündemi değiştirmek için eskisi gibi kendi gündemini oluşturmak yerine, verili gündemi değiştirmeye çalışıyor. Bu sefil muhalefet için bir başarı sayılabilir. Zira dediğim gibi, uyduruk gündem oluşturmak için ellerinde bolca çamur var. 


Yrd.Doç.Dr. Can CEYLANİstanbul Medipol ÜniversitesiSiyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler BölümüÖğretim Üyesi