cengiz @ sivildusunce.com
 

Değerli okurlarım, 11 Eylül saldırısıyla beraber başlayan, Arap Baharıyla devam eden ve en son Suriye iç savaşıyla kendini gösteren hadiseler silsilesi, akl-ı selim her insanın aklında tek bir resim oluşturdu. O resim de şu ki, dünyanın egemen güçleri özellikle “One Minute” hadisesinden sonra, Türkiye’nin adım adım tam bağımsızlığa doğru gittiğini gördüler. Dolayısıyla, enerji koridorlarının tam ortasında yer alan Türkiye’yi etkisizleştirmek istediler. Gelin Yerleşik düzen sahiplerinin amaçlarını adım adım inceleyelim:

 

Birinci Adım:

 

Özellikle Birleşmiş Milletlerin (BM), düşman gözüken kanka kardeşleri; ABD, Çin, Rusya, İngiltere ve Fransa, Müslüman toplumları tarumar etmek için, içinde İslam geçen ama İslam dini ile alakası olmayan bir terör örgütü kurdular. Bu örgütün, siyasi eğitimini Fransa, silahlı eğitimini İngiltere, finansal kaynağını ABD, Rusya ve Çin sağladı. Eğer ki, böyle bir katliamı bu ülkeler direk kendileri yapmış olsaydı, biliyorlardı ki, tüm Müslüman toplumlar ortak düşmana karşı birleşecekler ve o bölgede bir ameliyat yapılmasına asla müsaade etmeyeceklerdi. Halbuki, İslami görünümlü bir örgütü sahaya Truva Atı gibi sürdüklerinde, rahatlıkla bir mezhep çatışmasını körükledikleri gibi, kendilerini de gizlemiş olacaklardı.

 

İkinci Adım:

 

Bu örgüt üzerinden, istedikleri bölgeyi savaş ortamına sokabilecekler, o bölgelerde yaşayan insanları toplu göçe zorlayabileceklerdi. Tarihe geçecek bu büyük göç hareketi ile, hem Türkiye’ye büyük bir mali yükle karşı karşıya bırakacaklar, hem de sınırda oluşacak kaos ortamından faydalanmak suretiyle, Türkiye’nin başına ikinci hatta üçüncü bir terör örgütünü bela edeceklerdi. Türkiye’nin mültecilere harcadığı 9 milyar $ paraya ve Suruç, Ankara ve Sultan Ahmet saldırılarına baktığımızda bu planlarının tuttuğunu söyleyebiliriz. Lakin, Türkiye’ye gelen mültecilerinin büyük kısmının Avrupa kaplarına dayanmasıyla, bu planlarının sürdürülebilir olmadığını göstermiştir. Şu ana kadar Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı mülteci sorununa üç maymunu oynayan Avrupa Birliği, Türkiye’yi masaya çağırıp, anlaşma teklif ediyor. Bu anlaşma gereği, Türkiye’nin mali yükünün bir kısmını Avrupa Birliği karşılayacak, Türkiye ise sınır kapılarını açmayacaktı.

 

Üçüncü Adım:

 

Türkiye terör örgütleri ve kendi iç sorunları uğraşırken, yukarıda belirttiğimiz Birleşmiş Milletler beşlisi ülkeler ise, Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’de gerekli ameliyatları yaparak, Batı İran, Kuzey Irak ve Kuzey Suriye üzerinden Akdeniz’e bağlanan yeni bir enerji koridoru oluşturmak hedefini güdüyorlar. Böylelikle, Türkiye’nin sahip olduğu, jeopolitik, jeostratejik ve jeokültürel avantajı da elinden alacaklardı.

 

İşte bütün mesele budur. 2023 yılında Lozan ve Montrö Boğazlar sözleşmesinin revize edilecek olması, Müslüman coğrafyasında yeni enerji kaynaklarının var olması, Türkiye’nin giderek güçleniyor olmasından mütevellit yeni koridorlara ihtiyaç olması nedeniyle, Birleşmiş Milletler beşlisi ülkeleriyle beraber, İsrail ve İran insanlıklarını kaybettiler. Planladıkları enerji koridoru üzerinde yer alan, Pazar yerleri, okullar, sivillerin oturduğu konutlar, kamu binaları vs. kısacası Müslümanların toplu olarak bulunduğu bütün mekanlar bombalandı ve yaşanamaz hale getirildi.

 

Bütün bu kötü olaylara rağmen, inanıyorum ki, Allah’ın hesabı yapılan bütün hesapları alt-üst edecektir. Herkesin bir hesabı varsa, Allah’ın da bir hesabı vardır. Unutmayalım.

 

Selam ve Dua ile ...

 

Cengiz ÜNLÜHAN / Araştırmacı-Mühendis