huzun @ sivildusunce.com
Bazen hep olmayi istemedigimiz kisi oluruz, hatta hayatımız boyunca direndigimiz kisi oluruz, tıpkı geçenlerde bana oldugu gibi.
Yedi yaşındaki kizimla piyano dersini yapmasi icin kavga ederken, o hic sevmedigim sözler agzimdan dökülüverdi ''keske daha uyumlu bir cocugum olsaydi da beni böyle köpek gibi bagirtmasaydi“ diye bagirdim. Kizimsa gayet normal ''fakat yok, ben varim sadece, sansina küs“ dedi. O an kendimin annemle yaptigim kavgalar aklima geldi; o da bana ''keske seni dogurmasaydim“ dediginde bende ona ''dogurdun bir kere, simdi ugrasacaksın“ demistim. Annem bu lafim üzerine bana terligini firlatmisti. Benimse birden öfkem kayboldu ve kizimin ne kadar hakli oldugunu anlayip avuclarinin icini öptüm. O hakli, cünkü beni anne yapan o. Ben cocuksuz anne olamıyorum, fakat annesiz de cocuk olabiliyor. Onu haklı kılan da bu. Annem de zaten bu dogruyu anladigindan terligi firlatmiştı, o da cok iyi biliyordu haksiz oldugunu. Sonra düsündüm de, neden birileri bize bir iyilik yaptiginda bizden otomatikman minnetdarlık beklerler ki? Iyilik yapanın karşısında illa el kol baglı mı durmalıyız bir ömür boyu?
Annem beni dogurdu diye ona karsi insan gibi hic bir laf edemeyecek miyim? O beni dogurdu diye üssten mi bakacak bana, ben 60 yasimda olsam bile? Ve ben de ayni bu duyguyu devam ettirmek zorunda miyim? Toplum olarak hep böyle mi gidecegiz? Birilerine minnetkarlikla bagli olarak ve digerlerinden aynisini bekleyerek? Hizmetin yardimiyla Avrupada tıp okuyan bir arkadasim bana “yillarca uyutulduk. aman sakın şehirden ayrılma, sen namazınla niyazınla mesgul ol...Napacaksin yurtdışını, ama cemaat bu oyunları bozdu bozuyor, dunyaya acılıyor” diye yazdi. Bu arkadas hizmete karsi minnetdarlık duyuyor, ve sanirim hizmete karsi ömür boyu boyun egecek, ister istemez.
İyi güzel de be kardesim, o mu sana hizmet ediyor, yoksa sana bu hisleri aşılayarak seni kendine köle mi ediyor? Ömür boyu hissedilen minnetdarlıklar kanımca köleliktir, kisinin serbest olmasini engeller. Nasil ki birileri ona “şehirden ayrılma, sen namazında niyazınla mesgul ol” dedi, simdi de onu yurt disina cikaran cemat ona “bak seni biz buraya getirdik, yoksa sen hala oradaydin” gibi bir his vererek, onu kendisine minnetdar olmasini sagliyor ve bize dogustan beri birilerine minnettar olma geregini vurguluyorlar. Aslinda öyle olmamali. Birisine katkida olmak istiyorsak ondan hic bir sey beklememek gerekir. Bir dilenciye para veriyorsam, ondan o parayla raki degilde ekmek almasini beklememem gerek. Ben ona parayi veriyorsam kendi hisleirm icin veriyorum.
Neymis, iyilik yapmak istedim ve iyiligi yapan kendisini iyi hisseder. Bu kadar. Daha fazlasını beklemek, diğer insanın özgürlügünü kısıtlar. Gencligimde Bertelsmann medya kurulusunda stajerliğe bas vurmustum. Kontratı imzalarken ek olarak bana bir yazi vermislerdi. O yazida, kendi hür düsüncemi her an kullanabilecegimi ve bu düsüncenin sirketin aleyhine de olabilecegi yazılıydı. Hayatimda ilk kez anlasildigimi hissetmistim.