hacer @ sivildusunce.com
Havalar güzelleşiyor. Demokratik kültürü ve onun kurallarını kabul etmiş bir millet olarak ülkemizin tüm partileri eşit bir şekilde 7 Haziran’da seçime gidiyorlar. Her parti kendi propagandalarını, özgürce, çatır çatır yapabiliyorlar çok şükür! Havalar güzelleşirken, çiçekler açarken seçim gününe kadar tüm vatandaşlarımızın neşe içinde seçimlere gitmesini de diliyoruz. Gürültüsüz, patırtısız, silahsız, terörsüz inşallah!  Tabi partilerin reklam kampanyaları da başladı.
Ak Parti’nin birkaç reklam klibi var. Kliplerin teması, birlik, beraberlik, bayrak ve güçlü, bir Türkiye üzerine işlenmiş. “Yeni Türkiye” seçim mottosu olurken bunu en açık şekilde göstermiş. Her şeyden önce “Selam”ı yayan bir klip. İnançlara karşı bir kuşatıcılık belirginleşirken, kilisede mum yakan bir Hıristiyan’ı görebileceğiniz gibi, nevruz ateşinden atlayan insanları,camide ibadet edenleri, Cem eden Alevileri de görebilirsiniz. İnançlar kadar insanların eğlenme kültürleri de dikkat çekiyordu. Ege’nin Zeybeği, Karadeniz’in horon’u, Güneydoğu’nun halayı… Kızlı erkekli gençlerin bir arada vakit geçirdiği modern şehirler, kafeler, yerel kültürler, eli yufka açan analar, emekçiler, neşe, dinamizm, bu ülkenin şehirlerinin güzelliği ve kendilerine has cazibeleri güçlü bir enerji ile anlatılmış. Birbirine seven insanlar, büyüklere saygı küçüklere sevgi bize ait olması gereken değerler dile getirilmiş. Klipte umut var, enerji var, istek var, değer var. Birlik ülküsü Türkiye sınırlarını da aşan bir dile sahip olmuş.
Neden Ak Parti seçim kliplerinde evrensel bir birlik ve bayrak bu kadar çok dile getirilmiş? Yanıbaşımız Ortadoğu, karşımız Avrupa, Rusya. Ortadoğu maalesef savaş ve istikrarsızlıklarıyla, darbeci hükümetleri, diktatörleri ile paramparça olmuşken, hayatlar paramparça edilmişken Türkiye’nin Ortadoğu’da ve Avrupa’da evrensel bir kale gibi olması, durması şarttır. Ülkemizdeki tüm istikrarsızlıkları, demokrasi eksikliklerini, reformlarla, barış ve çözüm süreciyle göndermeye çalışıyoruz. Türkiye’nin birliği yalnız Türkiye’de yaşayan bizler için değil dünyanın tüm mazlum ülkeleri ve insanları için şarttır. Türkiye halkı ve başka halklar bunun farkındadır. Bunu istemeyen güç odaklarına karşı Türkiye destan yazmaktadır. 
“Yeni Türkiye” mottosu bizlere, hem tarihi yüzleşmeler hem tarihine sahip çıkma hem de geleceğine sahip olmak adına özgür bir alan açmaktadır.  Anketlerde gerek Avrupa, Afrika ve Batı’da yüzde seksenler civarında en çok oyu alan parti, Ak parti olmuş. Bunun nedeni Türkiye’nin son on yılda evrensel bir kale olma eğilimi ve verdiği güvendir. Ak Parti hem ülke içinde hem de dünyada en çok oyu alan bir parti ise seçim kliplerinde gördüğümüz o kuşatıcılığıdır. Ak partinin paradigması oldukça kuvvetli. Ve buna paralel işler yapıyor. Söylemlerinin nesnel bir gerçekliği var. Bu kuşatıcılık maalesef diğer parti programlarında yok, göremiyoruz! Keşke olabilseler. Ama 12 yıldır hiçbir yenilenmeleri ve umut veren bir paradigmaları yok.
Türkiye evrensel bir kale olabilecek, coğrafi ve tarihi bir güce sahip. “Yeni Türkiye” paradigmasına her ne kadar kibirli ve küfürbaz bir şekilde burun kıvıran, kendisine tarihçi denen, komedyen denen, en yüksek fakültede öğrenciye küfürle derse başlayan tarihçiler Türkiye’yi ve tarihini pek kavrayacak düzeyde değildir sanırım. Biz onların düzeyine Levent Kırca düzeyi diyoruz artık!. Düzeyde, böyle bir düzey skalası da çıktı maalesef! Bu küfürbazlar ancak birbirini doğrular. Uzay boşlukta ölçü açısından bir küfürbaz ancak bir küfürbazla ölçülebilir. Bir doğru ancak başka bir doğru ile ölçülebilir.
Gelelim Cumhuriyet Halk Partisinin klibine. Maalesef aynı kuşatıcılığı CHP seçim klibinde görememekteyiz. İnsanlar klipte doğallıktan uzak, rijit bir yerleştirme ile yerleştirilmiş. Klip inanılmaz yavan. Kafası karışık. Bir vaadi yok! Bir paradigması yok! Tek söyleyebildiği şey “gitsinler”! İyi de yüzde 50 onları seçerek “gitmesinler” derken olmuyor milletçe “gitsinler” istiyoruz falan demeler... Demek ki yüzde 50 de millet olarak gitmesinler diyerek oy atıyor ve gitmiyorlar! Hele hele CHP’nin oyları yüzde 25’ler civarındayken, bu rijit söylem hepten itici bir şey olarak duruyor. Yani seçilmek isteyenin klibi böyle olmaz!  Demokrasi için, ekonomi için, laiklik için alkışlamak, herhangi bir paradigması olmayan, yaşam mottosu olmayan ve buna paralel hiçbir nesnel gerçekliğe tekabül etmeyen bir seçim klibine dönüşüyor. Hele hele klipteki ayrımcılığı da değinmedik daha! Klipte başörtülü kadınları kırsalda, tarlada, konfeksiyonda hayal edebilirken, milyonlarca başörtülü meslek sahibi, doktor, öğretmen, mühendis,  mimar, yazar, sanatçı, avukat, yazar, iş kadını  varken kliplerinde bu insanlar yok. Ki algılarında başörtülü, üniversite bitirmiş, metropolde yaşayan, meslek sahibi kadını yok sayma, tahammülsüzlük hiç değişmemiş gözüküyor!  Kuşatıcı değil! Evrensel değil. Rijit bir gitsinler havasında, despot bir üstencilik, tahammülsüz, paradigmasız… İşte tüm sorunları da bu.
 MHP’nin seçim klibi de, bol bayraklı miting meydanlarını aşamamış, gazi, şehit, ihanet söylemiyle kalmış. “Birlikte yürüyelim” mottosu olurken “nereye yürüyeceğiz?” o belli değil! Devlet Bahçeli’nin elinin öpüldüğü sahneler gerçekçi ve içten olurken çocuklarla arası hiç de iyi olmayan Bahçeli’nin kucağına bebek oturtmalar yapay kalıyor.
HDP’nin seçim klibi de ‘yeni’, ‘bahar’, ‘tüm renkler’diye bir söylemle giriş yapsa da bir Türkiye partisi olmaya henüz hazır olmadığını görüyoruz. Klipte sadece Güneydoğu sokaklarında,meydanlarında, eylemlerde, mitinglerde yürüyen, bayrak sallayan, bol bol kalabalıkları görüyoruz.
MHP seçim şarkılarında miting meydanlarını, HDP de sokakları aşamamış görünüyor. CHP de devlet partisi seçkinciliğini, dayatmacılığını aşamamış, istediğini (iktidarı) elde edemeyen huysuz, şımarık bir çocuk görüntüsünde.  Elde olan bunlar…