dusunce.sivil @ gmail.com

1888 yılında eski Mysore eyaletinde bulunan Machukundapuram Köyü’nde dünyaya gelen Krishnamacharya, altı çocuklu ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. Ailesi hem eğitimli hem de dindar idi. Babası Tirumalai Srinivasa Tatachary ile annesi Ranganayakamma, Shri Vaishnava mezhebine mensuplardı. Babasını kaybettiğinde henüz on yaşındaydı. Artık altı çocuklu bir aileyi yönetme sorumluluğunu annesi üstlenmişti. Aile kısa bir süre sonra verimli topraklara ve yeşil meralara daha yakın olabilmek adına Mysore’a göç etti. Krishnamacharya , Mysore’a, Mysore’ye yerleştirkten sonra Kral tarafından kurulan Chamarajaendra Sanskrit Koleji’ne kaydoldu. Burada Nyaya, Tarka ve Vedanta gibi çeşitli felsefe okullarını inceledi. 1904 yılında, 16 yaşındayken, bir takım tuhaf şeyler olmaya başladı; efsaneye göre, rüyasında birisi O’na Tamil Nadu’daki Alvar Tirunagari Kasabası’na gitmesi gerektiğini söyledi. Bu rüyanın hemen ardından bahsi geçen kasabaya giderek kasabaya varır varmaz transa geçti. Trans halindeyken üç bilge ona Hindistan’da uzun süredir bilinen bir öğreti olan ”Yoga Rahasya”yı öğrettiler. Transtan çıktığında öğretiyi kelimesi kelimesine biliyordu ve 18 yaşına geldiğinde Banaras’a gitti ve Nyaya, Tarka, Mimamsa, Vaiseshika gibi felsefe okullarını incelemeye devam ederek Banaras Hindu Üniversitesi’ndeki birçok büyük Sanskrit Dili gramercisinden eğitim aldı. Burada on yılı aşkın bir süre boyunca Banaras’ta çalışmalarına devam etti. Bihar’daki alim ve uzmanlarla tanışmak için sık sık seyahatler yaptı .Burada, Bihar Yoga Okulu olarak adlandırılan felsefenin uzmanı haline geldi. Krishnamacharya’nın yolculuğunun henüz başlangıcıydı... Öğretmenlerinden birinin tavsiyesi üzerine Nepal’e giderek orada birçok guru ve akademisyenle tanıştı. O’na Patanjali’nin ”Yoga Sutraları”nı Himalaya Mağaraları’nda bir yerde yaşayan bir Yogacharya Rammohana Brahmachary’den öğrenmesi tavsiye edildi. Ancak ülkenin o tarafına gidebilmesi için Shimla Valisi Lord Irwin’in iznine ihtiyacı vardı. Lord Irwin’den iznini alır almaz yola çıktı. Krishnamacharya’nın Himalaya Mağaraları’na varabilmek için üç ay kadar yürüdüğü rivayet edilir. Oraya vardıktan sonraki yedi yılını Patanjali’nin ”Yoga Sutraları”nda ve ”Yoga Kuruntha” gibi nadir Tibet metinlerinde ustalaşarak geçirmiştir. Banaras’a geri dönerek 1925’te, Mysore Nalwadi Krishnaraja Wodeyar’ın Kralı Banaras’ı ziyaret etti. Krishnamacharya’nın namı krala kadar ulaştı. Krallığından genç bir adamın kuzeydeki en büyük yoga alimlerinden biri olarak anıldığını duyunca çok şaşırdı ve onu derhal Mysore’a davet etti. Davet üzerine Krishnamacharya Mysore’a geri döndü, burada evlendi ve kralın kişisel yoga gurusu olarak hizmet vermeye başladı. Kral klasik müzik, klasik dans, drama gibi sahne sanatlarıyla ve yoga ile çok ilgiliydi. Jaganmohan Sarayı’nda küçük bir yoga okulu olan Yoga Shala’yı kurdu ve yönetimini Krishnmacharya’ya verdi. Sık sık Krishnamacharya’nın gözetiminde olan yoga gösterilerini misafirleriyle birlikte izlemeye gelirdi. Kralın cömert himayesi altındayken iki ciltlik bir ansiklopedi olan, en büyük eseri ”Yoga Makaranda”yı yazdı. Çok eski ve karmaşık bir bilim olan yogayı, sevmeye değer bir sanat biçimine dönüştürdü. Kitabını 20. yüzyıla armağan etti. Hayatı boyunca yoga konusunda dört kitap yazdı. Günümüz yoga uygulamalarında ne biliyor ve ne uygulanıyorsa Krishnamacharya’nın titiz çalışması ve başarılı eğitim metodolojisine bağlıdır. O’nun zamanına kadar yogayı sadece erkekler yapardı. Krishnamacharya bu tabuyu yıkarak kız çocuklarının da yoga yapabilmeleri ve onların da yogayı benimsemeleri için çeşitli çalışmalar yaptı. Halka açık yoga gösterileri yaptı. Bu sayede insanların ilgilerini bu yöne çekmeye çalıştı. Aynı zamanda Sanskrit Koleji’nde de öğretmenlik yapıyordu. 1938’de Kral, Krishnamacharya hakkında bir filme sponsorlük de yaptı. 1940 yılında Kral’ın ölümü ile her şey sona erdi... Kral’ın varisi yogaya pek ilgi duymuyordu. Tüm devletler Hindistan birliğine katıldıklarında Yoga Shala’yı kapattı. Ellili yaşlarına gelen Krishnamacharya ailesini geçindirmek için çaba göstermek zorundaydı. Ailesini de yanına alarak Madras’a göç etti. Burada Madras’taki Vivekananda Koleji’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. Hayatının geri kalanını burada geçirdi.

 Yüz Yaşında Öldü

1989’da Krishnamacharya öldü. Krishnamacharya, yoganın bilgeliğinin Batı’ya taşınmasındaki en önemli kişidir. Yoga uygulamalarının hastalıkları önleyerek tedavi amaçlı kullanılabileceğine, yoga pozlarının (asana), nefes çalışmalarının (pranayama) ve meditasyon uygulamalarının kişiye özel biçimde öğretilmesi gerektiğini savundu. Bu yaklaşımı yoganın terapötik yapısını vurgulamaktadır. Bilinçli solumayla birlikte, yoga pozlarını nefes alış ve verişlere yerleştirerek uygulayan ilk kişiydi. Bu yönüyle vinyasa stilinin yaratıcısıdır. Öğretileri yogayı fiziksel ve aynı zamanda ruhsal bir iyileşme yöntemi olarak ifade eder.  Bu görüş bir devrim niteliğindeydi. Çalışmalarında yaş, sınıf veya dini geçmiş ne olursa olsun, yoganın herkese fayda sağlayabilecek iyileştirici bir yöntem olduğunu savundu. Öğrencilerinin kendi dini ya da dini olmayan inançlarına her zaman saygı duydu. Bir öğretmen olarak her öğrencinin kendine özgü ruhuna ayrı değer verdi. Krishnamacharya’nın Hint tıbbı Ayurveda ile ilgili çalışmaları ve bu konudaki uzmanlığı da yoganın kişiye özel dengeli yaşam öğretilerini destekliyordu. Bu yönüyle hemen her yapıda insan için doğru beslenme, şifalı otlar, yağlar ve diğer tüm çözümler hakkında geniş bir bilgi birikimine sahipti. Her insanın farklı özelliklere sahip olduğunu savundu. Böylece her insan için asana, pranayama, meditasyon ve ayurveda unsurlarını içeren kişiselleştirilmiş programlar yaratılabileceğine ve bunların terapötik yapıda olduğuna inandı.

 Hiç ödül almadı

Krishnamacharya, Kralın ölümünden sonra (50 yaşından sonra) devletten hiç destek görmedi. Yoga, klasik müzik, Sanskrit Dili grameri, ayurveda, doğal terapi, bitkisel ilaç, matematik, felsefe ve diğer birçok konuda uzmanlaşmıştı fakat yaşadığı dönemde kıymeti öğrencilerinden ve ailesinden başka hiç kimse tarafından bilinmedi. Hayatı boyunca Hindistan’dan dışarı çıkmadı. Böyle olduğu halde BKS Iyengar ve Pattabhi Jois gibi en iyi modern yoga ustalarını eğitti. Bir diğer öğrencisi olan Indra Devi yogayı Batı’ya götürdü. Öğrencileri, O’nun mirasını yaşatmayı ve öğretilerini aktarmayı sürdürdüler. Krishnamacharya’nın uzun ve dopdolu yaşamı, her modern yoginin hayatına dokunmakla geçmiştir. Öğretilerinin özü, günümüz dünyasında uygulanmakta ve bu öğretiler kutsal sayılmaktadır. Yaşadığımız coğrafyada bugün yogadan haberdarsak, bütüncül yaklaşıma sahip tüm bu öğretilerde bedenen, zihnen ve ruhen şifa arıyor ve bulunabiliyorsa Krishnamacharya sayesindendir.