Prof. Dr. Zeliha Yazar, özellikle 65 yaş üstündeki kişilerde görülen ve kalıcı görme kaybı yapan bu hastalığın ‘makrovizyon’ gibi bir tedavisinin olmadığını, ticari kaygılarla hastalara boş ümit verildiğini söyleyerek uyarılarda bulundu.

Hastalara boş ümit veriliyor

Türk Oftalmoloji Derneği, halk arasında “Sarı Nokta Hastalığı” olarak bilinen, 65 yaş üstü kişilerde daha çok görülen ve kalıcı körlüğe kadar varan hastalığın tedavisi için yapıldığı iddia edilen Makrovizyon (MACRO-vision) ameliyatlarında yakın dönemde kaygı verici bir artış yaşandığına dikkat çekerek çeşitli uyarılarda bulundu. Türk Oftalmoloji Derneği Türk Oftalmoloji Yeterlik Kurulu Başkanı (TOYK) Prof. Dr. Zeliha Yazar, “Sarı Nokta Hastalığı merkezi görmenin azalmasına neden olan bir durumdur ve günümüzde süreci geri döndürecek bir tedavisi yoktur. Makrovizyon tedavisi olarak pazarlanan cerrahi yöntem görüntüyü büyütücü lenslerin ameliyatla göz içerisine yerleştirilmesi yoluyla mevcut görmeden daha iyi yararlanmayı hedefleyen bir uygulamadır. Bu uygulamalar ticari kaygılar sebebiyle artış göstermiştir. Bu ameliyatlar çoğu hastalaya boş ümit verirken bırakın tedavi etmeyi daha kalıcı hasarlara yol açma ihtimali barındırıyor” dedi. 

Göze minyatür teleskop ameliyatı

Sarı nokta, gözün sinir tabakası olan retinanın keskin görmeden sorumlu olan, 5 milimetre çapındaki koyu sarı renkli dairesel bölgesidir. Baktığımız cisimlerden gelen ışınlar bu bölgeye düşer. Bölgenin kalıtımsal, infeksiyöz veya yaşa bağlı hastalıkları vardır. Bölgede geri dönüşümsüz bir hastalık olduğunda cisimlerin görüntüsünü büyüterek bu alanda sağlam kalmış hücreler daha iyi kullanılabilir veya görüntü hastalıklı bölge dışındaki sağlam retina bölgelerine düşürülebilir. Bu uygulama göz hekimleri tarafından geleneksel olarak yüksek numaralı gözlükler veya gözlüğe monte edilebilen minyatür teleskoplarla yapılıyor. Geçtiğimiz son 10 yılda bu teleskopları veya büyütücü alanlar içeren mercekleri ameliyatla göz içine yerleştirme düşüncesi uygulanmaya başladı. Her ne kadar fikir olarak iyi görünse de uygulamada birçok sorunlar ve cevaplanmamış sorular bulunuyor. Bu amaçla yapılan teleskopik merceklerden biri Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nin onayını aldı. Bu merceklerle yapılan çalışmalar az sayıda hasta üzerinde, kısa süreli, kontrollü ve standardize olmayan çalışmalardır. Çoğunda yakın görme iyileşmesi saptanmıştır. 

Hastaların çaresizliği ticari amaçla kullanılamaz

Mevcut hastalığın tedavisinin söz konusu olmadığına değinen Prof. Dr. Yazar şöyle devam etti. 

“Az görenlere yardımcı olacak alet veya cihazların başında el büyüteçleri, teleskopik gözlükler, el teleskopları sayılabilir.  Son yıllarda göz içi teleskopik implantlar, özel büyütücü göziçi lensleri geliştirilmiş olsa dahi bunların denendiği çalışmalarda henüz yeterli derecede güvenilir olumlu sonuçlar elde edilmemiştir. Elbette ki bu yöntemin faydalı olabileceği bir grup hasta vardır. Fakat bu cerrahi yöntemi sarı nokta hastalığında kabul edilmiş bir tedavi yöntemi olarak sunmak tıbbi etikle bağdaşmaz. Üstelik makrovizyon adı altında hastanın ameliyatla hipermetrop hale getirilip gözlük yardımıyla büyütücü etki alınmaya çalışıldığına dair bazı üyelerimizin uyarıları da söz konusu olmuştur.  Bu ise hastanın çaresizliğinin maddi çıkar için kullanılmasıdır ve kabul edilemez.” 

Makrovizyon ameliyatı zararı artırabilir  

Prof. Dr. Zeliha Yazar, teleskopik göz içi lenslerin kullanımının sarı nokta hastaları yanında “Retinitis Pigmentosa (RP)” hastalarına da herhangi bir yarar sağlamadığını, maddi çıkarlar için hastaların ümitlerinin sömürüldüğünü açıklayarak şöyle konuştu:

“Bu lensler ile santraldaki görüntünün büyütülmesiyle, zaten dar olan görme alanının daha da daralmasına yol açmaktadır. Üstelik pek çoğu genç yaşta olan RP hastalarının şeffaf kristalin lensleri alındığı için yakın görmeleri de bozuluyor. Hastaların teleskopik göz içi lensleri yerine teleskopik gözlükleri tercih etmesi gerekir. Çünkü Makrovizyon ameliyatının geri dönüşü yoktur. Hastalar gözündeki merceklerle yaşamaya devam etmek zorunda. Mevcut teleskopik lensler ile görme alanı daralması, kamaşma, hayalet refleler ve binokülarite sorunları henüz çözülmemiş; maliyet-yarar ve etkinlik konusu henüz değerlendirilmemiştir.” Bu konuda “İyi Klinik Uygulamaları Kılavuzu” rehberliğinde yapılacak nitelikli klinik araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

Hibya Haber Ajansı