İnsanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahip olan doğal boyama, mağara duvarlarında yer alan hayvan ve insan figürleriyle günümüze ulaşan en kadim ifade biçimlerinden biridir. Bu boyamalar sayesinde antik döneme ait yaşam izlerini, renklerin tematik birçimiyle öğrenmiş oluyoruz.
Sanayi Devrimi sonrasında fabrikasyon üretimin yaygınlaşmasıyla birlikte sentetik ve kimyasal boyaların kullanımının artması, doğal boyama yöntemlerinin zamanla unutulmasına neden olmuştur. Ancak kimyevi atıkların çevreye ve insan sağlığına verdiği zararların giderek daha görünür hâle gelmesi, doğal ve geleneksel yöntemlerle elde edilen boyalara olan ilgiyi yeniden canlandırarak; doğal boyamanın günümüzde sürdürülebilirlik ve ekoloji temelli yaklaşımları çerçevesinde tekrar gün yüzüne çıkmıştır.
Uzun yıllara dayanan doğal boyama çalışmalarımı, gelecek kuşaklara aktabilmek için de uğraş veriyorum. Aynı şekilde doğal boyamayı çağdaş yorumlarla bir araya getirerek geliştirdiğimiz ekolojik baskı tekniklerini yalnızca yetişkinlerle değil, öğrencilerle de buluşturmanın mutluluğunu ve heyecanını yaşıyorum. Sergilerimde workshop çalışmaları ve atölyemde verdiğim eğitimlerde; doğal boyamanın tanımı, tarihsel gelişimi, doğaya ve insan sağlığına olan katkılarını ele alırken, aynı zamanda bu kadim geleneği geleceğe taşımanın haklı gururu paylaşıyorum.
Özdemir Bayraktar Havacılık ve Uzay Teknolojileri Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde gerçekleştirdiğim doğal boyama atölyesi kapsamında, kültürel mirasımızın en önemli unsurlarından biri olan ve insanlık tarihi kadar eskiye dayanan doğal boyama tekniklerini öğrenci ve öğretmenlerle paylaşma imkânı buldum. Okula giderken atölyenin temasına uygun olarak; kökboyalar ile boyanmış yün ipliklerle hünerli ellerde dokunmuş kilimden yapılmış hırkam, doğal boyama ekolojik baskı uygulayarak yaptığım ve diktiğim eteğimi gidinerek gittim.
Ülkemizin teknik anlamda önde gelen eğitim kurumlarından biri olan Özdemir Bayraktar Havacılık ve Uzay Teknolojileri Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde öğretmen ve öğrencilerle bir araya gelerek doğal boyama etkinliği düzenlemek son derece keyifli ve ilham vericiydi. Geleceğin astronotları, bilim insanları ve mucitleri ile bir araya gelmek benim için çok keyifli ve gurur verici oldu. Öğrencilerin gözlerinde görülen başarma heyecanı atölye ortamını bütünüyle sararken, bu süreci destekleyen öğretmenler de ortaya çıkan üretimlerin haklı gururunu yaşadı.
Dört saat süren atölye boyunca; öğrencilerin ve öğretmenlerin aktif olarak sürece dâhil olduğu, karşılıklı etkileşimle ilerleyen verimli bir çalışma gerçekleştirdik. Ben, öğretmen ve öğrencilerin merakla yönelttiği soruları yanıtlarken, doğal boyamanın temel aşamalarını hem teorik hem de uygulamalı olarak aktardım. Doğal boyamaya başlamanın en önemli ön koşulunun, doğru tekniklerle uygulanmış mordanlama olduğunu zira başarılı bir mordanlama yapılmadan boyanın iplik ya da kumaşa tutunamayacağını uygulamalı örneklerle anlattım.
Atölye çalışmasında soğan kabukları, park ve bahçelerden topladığımız kadife çiçekleri ile mor lahana yapraklarını kullanarak; sıfır atık yaklaşımıyla doğal boyama yapılabileceğini, mutfak atıklarının da birer boya kaynağı olabileceğini, öğretmen ve öğrencileri de sürece dahil ederek deneyimledik. Ayrıca kültürel miraslarımızdan en önemlisi olan boya kaynağımız kökboyayı kullanarak sulu boya ve pastel boya yapımını uygulamalı olarak gerçekleştirdik. Öğrencilerin süreç boyunca gösterdiği yoğun ilgi, sabır, merak ve doğal boyamanın büyülü etkisiyle kurdukları bağ, görülmeye değerdi.
En çok da öğrencilerin gözlerindeki ışık kaldı aklımda. Bir rengin kendi ellerinden doğduğunu görmek, yorulmadan sürece dahil olmak, onlara yalnızca bir teknik değil; sabrı, emeği ve doğaya saygıyı da öğretti. O ışığı yakan öğretmenlerin sessiz gururu ise atölyenin görünmeyen ama en güçlü rengiydi.
Doğal boyamayı çağdaş tekniklerle buluştururken şuna inanıyorum: Bu bilgi yalnızca atölyelerde, sergi salonlarında kalmamalı. Çocuklara, gençlere, öğrencilere ulaşmalı. Çünkü bir rengin kıymetini en iyi, ona emek veren bilir.
Boyama yapmak ve boyama tekniklerini paylaşmak benim için yalnızca bir sanat pratiği değil. Bir hatırlayış biçimi. Toprağa, bitkiye, kültüre ve insana dair. Renkler geçici olabilir ama hafıza kalıcıdır. Ve ben, her boyamada bu hafızayı biraz daha çoğaltmaya çalışıyorum.
Selam ve selametle...

