cengiz @ sivildusunce.com

Değerli okurlarım, sözlerime başlamadan önce demokrasi şehitlerimiz merhum Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ı saygıyla, sevgiyle ve hürmetle anmak istiyorum. Lakin, aradan geçen 55 seneye rağmen, yüreğimizdeki yara ilk gün ki kadar tazedir. İstiklali düzeltme şansımız elbette ki yok. Ancak, istikbale doğru yürüyen bu kutlu yolda, aşağıda belirttiğim ahdi büyük bir özgüven, kararlılık ve inançla söyleyebiliriz:
 
“Şartlar ne olursa olsun, sandıkla iş başına gelmiş iktidarlara yapılacak, her türlü darbe girişiminin karşısında olacağımıza, bu uğurda gerekirse seve seve canımızı vereceğimize, tarih, Allah ve millet önünde söz veriyoruz !..”
 
Dünden Bugüne Hürriyet Gazetesi
 
1950-1960 yılları arasında Demokrat Parti (DP) kurmaylarına hangi suçlamalar yapıldı ise, 1983-1989 yılları arasında Anavatan Partisi (ANAP) ve 2002’den günümüze kadar Ak Parti kurmaylarına aynı suçlamalar yapıldı. Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerine yönelik, tasarlanan bu kumpasların icra edildiği dönemlerin, ortak özelliği, ülkenin her alanda atılım yaptığı dönemler olmasıdır.
 
Hürriyet Gazetesi, 1960 yılında Adnan Menderes’i 12 uçak dolusu altınla yurtdışına kaçmakla itham etmişti. Aynı Hürriyet gazetesi günümüzde, Tayyip Erdoğan ve ailesine yönelik benzer ithamlarda bulunuyor. Hürriyet gazetesine göre, Tayyip Erdoğan’ın 1 milyar dolar servetinin olduğu, Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın 20 tane gemi sahibi olduğu, İsrail’le milyar dolarlık ticaret bağlantılarının olduğu gibi akılla izanla bağdaşmayan haberler yayınlamaktadır. Bu haberlerin tamamı için, Tayyip Erdoğan tazminat davası açmış ve kazanmıştır.
 
Türkiye’nin kalkındığı dönemlerde, Hürriyet gazetesinin buna ket vurmaya yönelik manşetleri akla şu soruyu getirmiştir :
 
Hürriyet gazetesini hangi dış mihraklar idare ediyor? Aydın Doğan’ın ipi kimlerin elinde? 
 
Bermuda Şeytan Üçgeni: Newyork Times – The Guardian – Financial Times
 
Newyork Times: “Erdoğan’ın gücünü artırması Türkiye’yi belirsizliğe sürükler !..”
 
Financial Times: “Erdoğan değişken, otoriter ve hesaplı bir politika izliyor !..”
 
The Guardian: “Erdoğan Meclis’i kenara iterek diktatöryal güçler elde etmek istiyor. Erdoğan daha fazla güçlenmemeli !..”
 
Gördüğünüz gibi emperyal ülkelerin siyasetine yön veren medya gruplarının tamamı, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a karşı bir cephe almış durumdalar. Attıkları her manşette, yaptıkları her haberde, yayınladıkları her köşe yazısında, Erdoğan düşmanlığını görmek mümkün. Bu durumda, aşağıdaki soruları sormamız gerekiyor:
 
1.Bu medya grupları, Türkiye’nin büyümesini ister mi?
2.Bu medya grupları, Türkiye ekonomisinin dünyada ilk 10’a girmesini ister mi?
3.Bu medya grupları, Türkiye’nin kalkınmasını, istikrara kavuşmasını, zenginleşmesini, uluslar arası arenada her alanda rekabet edebilecek güç ve kudrete sahip olmasını ister mi?
 
Kesinlikle istemez. O halde;
 
“Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’yi her alanda kalkındırmaya, büyütmeye ve süper güç yapmaya çalışıyor ki batının medya grupları onu indirmeye çalışıyor !..” diyebiliriz.
 
Dünyanın Baş Belası: ABD – İngiltere – İsrail – Almanya
 
ABD               : “Türkiye diktatörlüğe gidiyor !..”
 
İngiltere         : “Türkiye otoriterleşiyor !..”
 
İsrail               : “Türkiye üzerinde kara bulutlar dolaşıyor !..”
 
Almanya        : “Türkiye tek adamlığa doğru gidiyor !..”
 
Bütün emperyal güçler, ağız birliği etmişcesine aynı manşetleri atıyor ve aynı beyanatları veriyor. Sanki bizim dostlarımızmış gibi, bizlere akıl veriyorlar. Yazımızı okuyan herkese şu soruları sormak istiyorum:
 
 

Emperyal ülkeler, Türkiye’nin büyümesini, güçlenmesini ve kalkınmasını ister mi?Emperyal ülkeler, Türkiye’de demokrasi ve insan haklarının gelişmesini ister mi?Emperyal ülkeler, Türkiye’de huzur içerisinde yaşamamızı ister mi?Emperyal ülkeler, Türkiye’nin İslam dünyasına esin kaynağı olmasını ister mi?Emperyal ülkeler, Türkiye’nin süper güç olmasını, dünyada söz sahibi olmasını ister mi?Emperyal ülkeler, Türkiye’de iç barışın sağlanmasını ve terörün bitmesini ister mi?Ermperyal ülkeler, İslam dünyasını arkasına almak suretiyle yeni bir hanedanlık kurmasını ister mi?

 
Kesinlikle istemez. Dolayısıyla;
 
“Güçlü ve istikrarlı bir Türkiye’yi kim inşa ederse, dış mihraklar o siyasi harekete ve liderine cephe alır !..” diyebiliriz.
 
Newyork Times, The Guardian ve Financial Times gazetelerinin, Adnan Menderes, Turgut Özal ve Recep Tayyip Erdoğan’a cephe almasının başlıca nedeni, ülkemizin geleceği için duydukları kaygı değil bu 3 liderin de Türkiye’ye çağ atlamasıdır. Demokrat Parti (DP), Anavatan Partisi (ANAP) ve Adalet ve Kalkınma Partisi (Ak Parti) dönemlerinde, Türkiye, kalkınmada ivme kazanmış, sanayileşme adımlarını hızlandırmış ve başta Birleşmiş Milletler (BM), G20 ve NATO olmak üzere tüm uluslar arası kuruluşlarda söz sahibi olmaya başlamıştır.
 
Sonuç olarak, batı dünyası güçlü bir Türkiye arzu etmemekte ve güçlü Türkiye’nin mimarlığını yapabilecek idarecilerimize yönelik her türlü tuzağı kurmaktadır. Bu vesile ile, 7 Haziran 2015 genel seçimlerinde ilk defa oy kullanacak genç kardeşlerimize bazı önerilerde bulunmak istiyorum.
 
1.Siyasi pozisyonunuzu belirlerken, mutlaka yukarıda bahsettiğimiz medya gruplarının Türkiye analizlerini inceleyin.
2.Kısır siyasi çekişmelerden kendinizi uzak tutun ve fotoğrafın tamamını görmeye çalışın.
3.Makro ve mikro ekonomik verileri, önceki dönem verileriyle kıyaslamak suretiyle doğruyu tespit edin.
4.İdeolojik hamaset yapan partilerle, hizmet ve proje odaklı siyasi partileri iyi ayırt edin.
5.Bütün bu tespitlerden sonra, yaptıkları yapacaklarının teminatı olan partiye oyunuzu verin.
 
Selam ve dua ile ...
 
Cengiz Ünlühan
Araştırmacı - Yazar