Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu’ndan koltuğu devraldıktan sonra hem dış görünüşünde hem de söylemlerinde dikkat çeken değişimler yaptı. Öncelikle yıllardır gözünde yer eden gözlüklerine veda etti. Şık takım elbiseler ve taranmış saçları ile bakımlı ve özellikle de gençlere hitap eden bir tarz edindi. Eskiden yaptığı tüm aşırı agresif davranışlarına da veda ederken; daha sakin, daha güler yüzlü bir tutum sergiledi. Özel açısından her şey yolunda gidiyor gibi görünüyordu ancak arka perdede büyük skandallar ortaya çıkmak için vakit sayıyordu…
Akın Gürlek, Ekrem İmamoğlu’na yönelik soruşturma başlattı. İmamoğlu hakkında öyle iddialar vardı ki Cumhuriyet tarihinde bir belediye başkanına yönelik bugüne kadar görülmemiş cinsten idi; yolsuzluk, rüşvet, suç örgütü kurmak ve yönetmek, ihaleye fesat karıştırmak, terör örgütü ile iş birliği, hukuka aykırı kişisel verileri kaydetmek, irtikap…vs gibi suçlardan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Yalnızca İmamoğlu değil, beraberinde onlarca kişi de tutuklandı.
Gün geçmiyordu ki ülke gündemine CHP’li bir belediye başkanının rüşvet operasyonunda yakalandığı bomba gibi düşmesin. Özgür Özel, Manavgat belediye başkanına baklava kutusu içerisinde döviz cinsinden gönderilen rüşvet paketine yönelik yaptığı açıklamada “Başımdan kaynar sular döküldü!” diyor ve “Baklava kutusu videosu gerçekse Allah cezasını versin” ifadeleri ile görüntülerin gerçek çıkması halinde “Mahkemeyi falan değil, biz Cumhuriyet Halk Partisi ile ilgisini, bilgisini, bilmem nesini bırakmayız." diyerek kendi tabanında güven tazeliyordu.
Özgür Özel, görevinden alınarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu için mitingler düzenlemeye başladı. İmamoğlu’na yönelik “Yolsuzluk, rüşvet ve terör örgütü liderliği” iddiaları ve beraberinde tutuklanan onlarca kişiye rağmen Özel’in savunma hattının karşısında olması beklenirken öyle yapmadı; her gün farklı bir yerde mitingler düzenleniyor, İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adayları olduğunu ve hapisten çıkarılması gerektiğini savunuyorlardı. Şu ana kadar aralarında Muhittin Böcek, Tanju Özcan, Zeydan Karalar, Mustafa Bozbey’in de aralarında bulunduğu CHP’li tam 22 belediye başkanı tutuklandı. CHP, onlarca yılın ardından belediye seçimlerinde elde ettiği başarıyı ruşvet ve yolsuzluk olaylarıyla heba etmişti.
Özel, kamuoyu nezdinde durumu kurtarma çabalarına girdi. Hayatını kaybeden belediye başkanlarının mezarlarını bizzat kendisi kazıyor, mezara da yine kendisi bıraktıktan sonra toprağı da yine kendisi atıyordu. Böylece halkın gözünde vefakâr, samimi bir imaj çizse de partisinin belediye başkanlarına yönelik yolsuzluk ve rüşvet olaylarına ilişkin haberler nedeniyle yıpranıyordu. Manavgat belediye başkanına yönelik takındığı net tavrı İmamoğlu ve tutuklu diğer belediye başkanları için takınmıyordu.
Derken bir gün, 56 yaşında ve evli Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın manşetlere düşen yarı çıplak haliyle otel odasında 21 yaşındaki genç kadın çalışanı ile basılması bardağı taşıran son damla oldu. Videoya çekilen görüntüler, 90’lı yılların Müslüm Gündüz’ü ile Fadime Şahin’i aratmıyordu. Yalım’ın adı rüşvet, yolsuzluk, pavyonunda çalıştırdığı kadınları belediyede işe yerleştirdiği, başka sevgililerini de yine CHP’li başka belediyelerde çalışıyormuş gibi gösterdiği, belediyenin bütçesi ile maaşlarının ödendiği tespit edildi. Tüm bunları geride bırakan çok daha büyük bir skandal ortaya çıktı: Özgür Özel’e Uşak Belediyesi’nin bütçesinden lüks bir araç alındığı ve iç aksamının yine belediyenin kasasından ödendiğine yönelik faturalar yayımlandı. CHP’li belediye başkanlarına yönelik başlatılan “yolsuzluk ve rüşvet” skandalları bu kez meclisteki milletvekillerine ve Özgür Özel’e sıçradı.
CHP’nin genel kurultayına yönelik rüşvet ile delege oylarının satın alındığı kulaktan kulağa yayılmaya başladı. Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun CHP’li delegeleri menfaat ve çıkar karşılığında oy vermeye ikna ettikleri, Kılıçdaroğlu’na yönelik kumpas yapıldığı iddiaları gündemin birinci sırasına çıktı. Soruşturmaların sonunda Kılıçdaroğlu “mutlak butlan” kararı ile CHP’nin başına geri döndü. Parti ikiye bölündü; Özel taraftarları CHP Genel Merkezi’ni işgal ederek Kılıçdaroğlu’nun girmesine izin vermediler. İçeride kapıya barikatlar kuruldu; koltuklar, masalar, dolaplar, çiçek saksılarına kadar kapıya yığınak yapıldı. Camlar kırıldı, içerinden dışarıya yangın söndürme tüpleri sıkıldı. Ortalık savaş alanına döndü. Özel taraftarı kadın milletvekilleri partinin demir kapısına tırmanarak giriş-çıkış sağlıyordu. En sonunda polisin müdahalesi ile partiye girildi ve içeride neredeyse kullanılacak eşya kalmadığı görüldü. Kılıçdaroğlu’nun fotoğrafı kırılmış, kamera kayıtları yok edilmiş, odalar kullanılamaz hale getirilmişti. O sırada Özgür Özel gömlek katına tomanın başına çıkmış, değişik hareketler yapıyordu.
Değişen Özgür Özel’den eser kalmamıştı; agresif tavırlar sergileyen, mütemadiyen beddualar eden, tüm yolsuzluk iddialarını savunur hale gelmişti. Özel asıl itibariyle İmamoğlu tarafından koordine ediliyor hâl böyle olunca da her gün bir öncekinden farklı söylem ve eylemler gerçekleştiriyordu. Özel, İmamoğlu tarafından deyim yerinde ise zehirlenerek bir o tarafa bir bu tarafa savruluyordu. DSP lideri Önder Aksakal’a bir aracı ile mesaj göndererek partiyi ele geçirmeyi tasarladıkları ortaya çıktı. Aksakal, adı yolsuzluk ve terör örgütü bağlantısına karışan hiçbir CHP’liyi partilerine almayacaklarını net bir dille ifade etti. Ardından birkaç başka partiye de aynı minvalde teklifler yaptıkları manşetlere düştü. Oysa geçen yıl Ekrem İmamoğlu’nun isminin kısaltması olan “Ekim Partisi”nin kurulduğu iddia edilmişti. Ekim Partisi kuruldu ise diğer partilere çökmeyi neden planlıyorlar? Üstelik halen yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla Özgür Özel ve ekibi okların hedefinde iken halen daha eylemlerine devam ederek başka siyasi partilere çökmeye çalışmaları kamuoyu nezdinde daha da gözden düşmelerine neden oldu.
Özgür Özel deyim yerinde ise liderlik vasfını kaybetmiş, kendi iradesi elinden alınarak “kukla başkan” görevini yürüten bir pozisyona düşmüş ve/veya düşürülmüş bir hale geldi. Her şeyin bir bedeli vardı ve Özel de haksız yere koltuğuna oturduğu CHP Genel Başkanlığı makamının diyetini şerefiyle ödüyordu.
Selam ve selametle...

