dusunce.sivil @ gmail.com

Yoga’nın Tarihi

   Yoga, birtakım ilâhî bilgiler ve yetenekler kazandırarak kişiyi kurtuluşa ulaştırdığına inanılır. Hindu, Budist ve Caynist/Jainist öğretilerinin en temel kavram ve tekniklerinden biri olan Yoga, Hinduizm’de altı ortodoks düşünce/inanç akımından (astika) biri olarak görülür. Budizm ve Jainizm’de daha dar bir kullanım çerçevesinde zihinsel meditasyon/yoğunlaşma için aracı bir metot kabul edilir. Yoga, modern zamanlarda popüler birtakım dinî hareketleri etkileyecek kadar güçlü bir kültürün oluşmasına katkıda bulunarak, Ortaçağ İslâm tasavvufundaki bazı uygulamalara katkı sağlamıştır. Sanskrit literatüründe ise yoga yapana yogi/yoginî denilir. Yoga kelime anlamı olarak; “bağlamak, birleştirmek; öküze bukağı vurmak” anlamındaki Sanskritçe yuj kökünden gelir. Günümüz Batı dillerinde, örneğin İngilizce’de aynı kök kelime olan yoke “öküze bukağı takma” mealiyle hâlâ varlığını sürdürmektedir. Milâttan önce II. yüzyılda soyut biçimde geçen yoganın temel kaynağı olan Yoga Sutra’da ilk defa “tanrı ile insanı birbirine bağlamak” anlamında kullanılmıştır.  Literatürde Upanişadlar, Gita kelimesi  zihinsel yoğunlaşma ve münzevilere ait bir durum bağlamında kullanıldıysa da klasik anlamına Yoga Sutra ile kavuşmuştur.

Yoganın kökeni kesin bir şekilde bilinme de inanç ve felsefî özelliklere (mokşaya, kurtuluşa götüren yol, süreç) sahip, bir diğer yanıyla da bedensel egzersizlere (ruhu kontrol için bedeni kontrol etme eylemi) yönelik uygulanan bir sistem olarak tarif edilir. Arkeolojik kazılarda  Mohenjo-Daro ve Harappa gibi prehistorik Hint kültürüne ait mühür baskılarındaki yoga pozisyonuna benzer şekilde figürler bulunmuştur. Araştırmacıların bir kısmı Yoga’nın Hindistan’da milâttan önce 3000’lere, henüz Hinduizm’in teşekkül etmediği dönemlere kadar çıktığını düşünseler de bunun aksini ileri süren çok sayıda bilim adamı da mevcuttur. Aynı zamanda genel bir kabul olarak; Sramana adıyla bilinen gezici münzevilerin tecrübe ettiği zihinsel ve ruhsal bazı psikolojik fenomenlerin (tapas) yoganın meydana gelişine kaynaklık ettiği düşüncesidir. Tahminen Budizm’in ortaya çıkışından (m.ö. VI. yüzyıl civarı) önce Hindistan’da sistemsiz bir yoga icra ediliyor,  Budizm ve Jainizm’in ortaya çıkmasından itibaren ise yogayı aydınlanma sürecinde meditasyon aracı olarak görmesi yatıyordu. Bir sisteme kavuşturması açısından Hinduizm’i de bu doğrultuda etkilemiştir ancak günümüzde bilindiği anlamıyla yoga daha ziyade Hinduizm içerisinde gelişip yayılmıştır.

II. yüzyıl ila milâttan sonra V. yüzyıl arasındaki süreci kapsayan Maurya ve Gupta dönemlerinde Hindu yogasının tarihsel gelişiminde önemli bir yer tutar zira Patanjali’nin Yoga Sutra’sı bu evrede yazılmış olması bakımından önemlidir. Aynı döneme ait Bhagat Gita da yogayla ilgili geniş bilgi içerirken yine aynı devirde Tattvarthasutra adıyla bilinen Jain metni yogayı Jainizm açısından yorumlayarak Gupta döneminde ortaya çıkan Budist Yogacara hareketi de yoga kültürünün gelişmesine katkı sağlamıştır. Kökeni milâttan sonra VI. yüzyıla kadar uzanan, gerçek gelişimini ise XII-XV. yüzyıllar arasında tamamlayan Bakti Hindu hareketi, yoga felsefesinin Hinduizm’in içerisinde kökleşmesini başarmıştır. Yoga sistemi, XV. yüzyılda daha çok felsefî bir ekol olarak görülürken, Hatha Yoga adıyla bilinen ve bugün oldukça popüler bir hâl alan bedensel hareketlerin kontrolüyle kurtuluşa ulaşma eğilimi kazanmıştır. Böylece modern yoga anlayışı son şeklini almıştır. XX. yüzyılın başlarından itibaren ise daha çok Hatha Yoga, Hindu yogasını temsil eder hale gelmiş ve bugün Hindistan’da ve dünyanın çeşitli ülkelerinde yaygın olan Hatha Yoga’dır.

Budist ve Jainist yaklaşımlar Yogayı aydınlanma ve kurtuluş sürecinde zihnin mutlak uyanıklığına katkı yapan zihinsel ve bedensel bir eylem diye yorumlanması bir tarafa, daha sistemli ve popüler hale büründüğü Hinduizm’de yoga özellikle düalist bir Hindu felsefesi olan Samkhya ekolü mensuplarınca uygulanmaktadır.

Hindu ekollerinde icra edilen yoga ise Samkhya’dan daha ziyade sistemsiz olup folk yogasının etkisi altında gelişmiş arkaik uygulamaları esas alır. Yoga Sutra’ya göre pratiği sekiz basamaktan meydana gelir. Yoga her şeyden önce kişinin bedensel, zihinsel ve ruhsal faaliyetlerini dengelemeyi esas alırken, kontrol altına almayı ve kurtuluşa (mokşa) yönlendirmeyi amaçlar. Bedensel kontrolden başlayarak ruh ve zihin kontrolüne kadar uzanan sürecin sonucunda “samadhi” denilen bir dinginlik haline ulaşılır. Kişi, Samadhiye erdiğinde zihin “prasada” adı verilen mutlak mutluluk halinde kurtuluşa bir adım daha yaklaşmış olur. Bu süreç kişiye doğa üstü yetenekler kazandırmakla birlikte kişiyi bu noktaya ulaştıracak sekiz basamaktan ilk ikisi hazırlık basamakları kabul edilen;

1-      “yama” (öldürmemek, yalan söylemekten kaçınmak, hırsızlık ve zinadan uzak durmak, dünya malına tamah etmemek)

2-      “niyama”dır (dinin emirlerini yerine getirmek, düzenli ibadet ve kutsal metinleri okuma alışkanlığı kazanmak, bedeni temiz tutmak).

3-      Bedenin kontrol altına alınmasına yönelik “asana”lar (rahat ve kolay oturuş biçimleri) gelir.

4-      Zihnin sükûnete kavuşması ve kendinde fark etmediği güçlerin elde edilmesi konusunda faydalı ve etkin bir egzersiz olarak görülen “pranayama” (nefes kontrolü) dördüncü basamaktır. Nefes alıp vermeyi düzenlemenin birey üzerinde hipnoz etkisi yaptığına inanılır; bununla birlikte fiziksel bakımdan zayıf kimseler için nefes egzersizlerinin tehlikeli olabileceği ve bundan ötürü pranayamanın gizli yapılması telkinlenir.

5-      “Dış dünyanın olumlu veveya olumsuz etkilerine karşı hislerin duyarsızlaştırılması süreci/basamağı” olarak da tanımlanan “pratyahara” yoga sistemindeki beşinci basamaktır. Bu basamaktaki uygulamalar; bireyi şehvet, nefret, öfke, hiddet, korku gibi iç faktörler kadar sıcak, soğuk, kalabalık ve yalnızlık gibi dış faktörlerin yol açtığı etkilere karşı da duyarsızlaştırma amacına yönelik uygulanan egzersizlerdir. Mantraların da yoğun olarak kullanldığı bu basamak aynı zamanda derin düşünceye hazırlık veya başlangıç basamağı olarak kabul edilir.

6-      Zihnin belli bir noktaya odaklanması yahut derin düşünmeye giriş eşiği olarak nitelendirilebilecek “dharana” yoga sistemindeki altıncı basamaktır. Böylece “önceki uygulamaların ortaya çıkaracağı zorunlu sonuç” diye tanımlanabilecek olan “dhyana” (zihnin dış dünyanın etkilerinden kurtularak uzun süre belli bir konuya odaklanması) ve son olarak obje-süje ayırımının son bulduğu derin bir tefekkür hali olan “samadhi” gelir. Her yoga öğrencisinin kendi eğilimine en uygun yoga türünü seçmesi telkin edilir. Guru adı verilen mürşidlerin aslî görevlerinden biri de müride bu konuda yardımcı olmaktır.

Yoga çeşitleri şu şekilde sıralanabilir:

a)      Bakti yoga. En kolay yoga türüdür. Din adamı olmayanlar arasında yaygındır. İnsanın âcizliğine ve yüce bir gücün varlığına inanmak bu yoga türünün temelidir. Bakti yoga bu yüce güce iman ve adanma yoludur.

aa)  Upanişadlar’da buna sıkça atıf yapılır ve samadhiye ulaşmanın kesin yollarından biri olarak kabul edilir.

ab) Gita’da ise Brahman’a ulaşmak için karma (amel) ve jnana ile (bilgi) birlikte üçüncü bir yol olarak ifade edildir. Bakti yolunu benimseyip uygulayanların ise herkese dostça yaklaşacağı, dünyaya bağlılığının kalmayacağı, her türlü acı ve hazdan uzaklaşacağı ifade edilir. 

b)     Karma yoga. Zihni yalnızca aslî görevleriyle meşgul etmektir. Bu tür, “kriya yoga” olarak adlandırılır. Kimi zaman da “iyilik, şefkat, temizlik ve aç gözlülükten uzak durma hali” olarak tanımlanır. 

ba) Gita’da eylemden tamamen vazgeçmenin imkânsızlığına ve bunun yararlı olmadığına vurgu yapılır. Birey açısından önemli olan eyleme yönelme arzusunun ortadan kalkması ve sonrasında elde edilecek yararı düşünmemesidir. 

c) Raja yoga. Bu yoga türüne jnana, samkhya, dhyana, patanjala, astanga yoga…vd gibi farklı isimler de verilir. Nitekim Gita’nın on sekizinci bölümünde dhyana yoga ve buddhi yoga olarak adlandırılmıştır. Karma ve baktinin aksine bu yoga türü herkesin uygulayabileceği bir yoga olmayıp bunu ancak yüksek kabiliyet ve anlayış sahibi kimselerin icra edilebileceği vurgulanır. Raja yoga, acı ve ıstırabın sebebi olan cehaletin ortadan kaldırılması süreciyle başlar ve çoğu araştırmacıya göre yoga kelimesi tek başına kullanıldığı zaman genelde bu yoga türü kastedilmektedir. 

d) Hatha yoga. Raja yogaya ulaşmak için yükselme işlevi görür. Hatha kelimesinin ilk hecesi “güneş”, ikinci hecesi “ay” anlamına gelir. Bu nednelele hatha yoga metaforik olarak güneş ile ayın, reel olarak da insan ile tanrının birleşgesidir. Hatha yoganın, fiziksel hareketler ve nefes egzersizleri sayesinde kişinin olgunlaşma ve aydınlanma sürecini kolaylaştırdığı iddia edildir.

e) Laya yoga. Laya, “nefes alışveriş sürecinin kontrol altına alınmasıyla zihni sükûnete ulaştırma” anlamındadır. Zihnin sessizleşmesi ya da nefesi kontrol etmekle gerçekleşir. Hatha ve laya yogada amaç, bireyi bir üst aşama kabul edilen raja yogaya ulaştırmaktır. 

f) Mantra yoga. Bakti yogaya benzeyen bu yoga türü sıradan insanlar (avam) içindir ve burada salikin mantra denen sırlı kelimeleri sürekli tekrar etmesi salık verilir. Bu uygulamayla birlikte  zihinsel dalgınlıkları ve gelgitleri azaltarak zihnin sükûnete erişmesine yardımcı olacağına inanılır. Ancak bununla birlikte dış dünyaya yönelik ilgisizlik durumu (vairagya) sağlanmadan sadece kelimeleri tekrar etmenin ruhsal gelişime bir yarar sağlamayacağı düşünülür. Zira vairagya ve abhyasa olmaksızın yogadan bahsetmek mümkün değildir.